Aylık arşivler: Mayıs 2018

*SORU 28 :* Kabir  başında oturma ve Kurani Kerim okumanin hukmu nedir?

*CEVAP:*

?Bahrur-Raik sahibi derki:  Bana zahir olan şu ki, bu husus Ebu Hanife’nin r.a. sözüyne göre kabrin yanında Kur’an okumanın kerahati vardır. Fetva ise, İmamı Muhammed’in r.a sözü üzere olup kabrin yanında Kur’an okumanın kerahati olmadığı şeklindedir. Hulasa isimli kitabta böyledir. (Bahrur-Raik: 5/246)

?CEVHERE: Ölü defnedilince kabrin yanında bir saat kadar oturmak müstehabtır. Yani bir deve kesilip eti taksim edilene kadar. Orda Kur’an okunur, ölü için dua eder.

?Ebu Davud’un Süneninde der: ‘Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, ölünün defnini bitirince, kabrin yanında durur ve şöyle derdi: “Kardeşiniz için istiğfar edin, Allah’tan onun için sebat isteyin, siza şu an o sual olunmaktadır.”  

?İbni Ömer  r.anhuma, kabrin (ölünün) üzerine definden sonra, Bakara Suresinin evveli ve son kısmını okumayı müstehab görürdü.

?Amr ibni As r.a, ölüm döşeğinde şöyle dedi: ‘Ben öldüğüm zaman, ağıtçım olmasın, ateş (mum, kandil v.s.) yakmayın. Beni defnettiğiniz zaman, üzerime azar azar toprağı serpin, sonra kabrimin etrafında halka olup bir deve kesilip eti taksim edilecek miktar oturun, taki size alışayım, Rabbimin elçilerine nasıl cevab vereceğime bakayım.’ (Cevhere: 1/429)

?SERAHSİ’NİN MEBSUT’U : Cenaze kabir yanında yere konunca, oturmakta besi yoktur. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına, kendisi ile birlikte bir kabrin baş ucunda iken ayakta oldukları halde iken, bir yahudi: Biz de ölülerimize böyle yapıyoruz; deyince, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kendisi oturdu ve ashabına dedi: “Onlara muhalefet ediniz.”

?İnsanların omuzlarından indirilmeden evvel, diğerlerinin oturmasının mekruh olması, ölünün yere konmadan evvel kişilerin yardımına ihtiyaç duyulmasından dolayıdır. Ayakta iken, bu yardım mümkün olur. Ölü yere konunca, artık yardım istemeye gerek kalmaz. İnsanlar ölüye ikram için gelmişlerdir, ölü yere konmadan evvel otururlarsa, bu durum ölüye eziyet olur, onu hafife almak olur.  (Mebsut: 2/102)

?(MÜLTEKA ŞERHİ) MECMAUL ENHUR

İmamı Azam r.a. ölünün yanında Kur’an okumayı mekruh gördü, zira ölüler cifedirler (çürümüş etler).  Aynı şekilde kabrin yanında oturmayı da mekruh görürü, zira bu da ölüye ihanettir.

❗İmamı Muhammed r.a. ise bunlara cevaz verdi, zira bunda ölü için menfaat vardır. Fetva Muhammedin söz iledir.

❗Zira hadisi şerifte Ayetel Kürsi, İhlas suresi, Fatiha suresi ve diğerlerinin kabir yanında okunması zikredilmiştir.

?Ehli sünnet vel cemaatin gittiği görüşte, kişi amelinin sevabını başkasına verebilir. Süfyan-ı Sevri’nin haber verdiğine göre Muhammed ibni Hanife, İbni Abbas r.anhuma üzerine namaz kıldı, dört tekbir aldı (cenaze namazı kıldı), sonra onu kıble tarafından kabre girdirdi, üzerine üç gün çadır gerdi. Bundan anlaşılan, çadır konmanın sadece Kur’an okumak için olduğudur.

?İşte bu zikrettiklerimiz, Hanefi Mezhebinin en makbul kitablarından bazılarıdır. Ölüye Kur’an okumanın fayda vermeyeceğini, kabrin başında oturmanın doğru olmadığını söyleyenler, sadece akıl aldıkları vehhabi ve selefi reformcu kişilerin borazanlığını yapmak tadırlar, ilmi bir hazırlıkları yok. Şayet ilimden nasibleri olsa, şu açıklamalara benzer bir yorum getirirler de sonra kendilerinin buna uymadığını söylerler, ama bunu yapamazlar, zira o zaman millet bunlara itibar etmez.

Allahu teala bizleri ehli sünnet yolundan ayırmasın…..Âmîn!

SORU 29 :* Kadınların yanlarında mahremleri bulunsa bile tavaf esnasında erkeklerle zorunlu bir şekilde temas durumu söz konusu olduğundan hacca gitmelerinin sakıncalı olduğunu duydum bu doğru mudur?

*CEVAP:*

?Hanefi mezhebine göre bir kadının yanında kocası veya Mahremi bulunmadan seferi mesafeye gitmesi
❗caiz değildir.

?Hac veya Umre gibi bir ibadet için gidilecek olsa da kocası veya Mahremi yanında bulunduktan sonra gerek Hac gerekse umreye gitmesinde bir sakınca yoktur. Kaldı ki tavaf alanının seyrek olduğu bir zamanda veya ikinci kattan yaparak bahsedilen mahsur olmadan da tavaf gerçekleştirilebilir.

? Evet biraz meşakkatli olur ama bunu yapabilir yani bu konuda çaresiz değildir.

Fatih kalender H

*SORU 30 :* Adetliyken camiye girmek caiz midir?

*CEVAP:*

?Hayızlı kadının camiye girmesi uygun görülmemiştir.

?Ümmü Seleme’den (ra) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

Resulullah (asm) bu mescidin avlusuna girerek en yüksek sesiyle:
“Şüphesiz mescid, cünüb adama ve hayızlı kadına helâl değildir.” buyurdu. (İbn Mace)

?Hanefî âlimlerine göre hayızlı ve lohusa kadının mescide girmeleri yasaktır.

?Mâlikilere göre de durum aynıdır. Ancak mal veya can tehlikesi olursa mescide girmeleri caizdir.

?Şafiî ve Hanbeli âlimlerine göre hayızlı ve lohusa kadın, mescidi kanla kirletmekten emin iseler mescidden geçebilirler. Mescidde durmaları ise Şâfiîlere göre mutlaka yasaktır.

?Hanbelîlere göre ise, eğer kan kesilir ve abdest alırlarsa durmaları caizdir. (Sünen-i İbni Mâce Tercemesi Ve Şerhi)

?Hanefilere göre:
Hayızlı veya nifaslı veyahut da cenabet olan kimseye, ister oturmak için olsun, isterse ibadet etmek için olsun, mescide girmek, haramdır. Münyettil – Musallî’de de böyledir,

?Tefazîb isimli kitapta; “Cemaat için, hayızlı, mescide giremez.” denilmiştir.

?Hüccet’de ise “Hayızlı, başka yerde bulamıyorsa, su için, mescide girebilir.” denilmiştir. Hüküm de böyledir.

?Hayızlı bulunan veya cünüp olanın, vahşî hayvanlardan ve¬ya hırsızdan veyahut da soğuktan korktuğu zaman, mescidde durmasında bir beis yoktur. Bu durumla karşılaşanlar için, evlâ olan ise, mescide tazim ederek, teyemmüm etmektir. Tatarhâniyye’de de böyledir.

❗Mescidin üzeri de, mescid hükmündedir.

Cevheretü’n – Neyyire’dede böyledir.

?Sahih kavle göre, cenaze ve bayram namazlarını kılmak için tanzim edilmiş olan yerler, -namazgahlar- mescid hükmünde değildir. Bahrü’r – Râık’ta da böyledir. (Fetevayi Hindiyye)

❗Bir zorunluk olmadığı halde bir mescide girmek veya içinden geçmek hayızlıya yasaktır. Fakat zaruret hali olursa, geçilebilir. Bir kimsenin evinin kapısı, mescidin içine doğru açılsa ve evine girip yıkanmak için mescit içinden geçmek zorunda kalsa, o kimse mescit içinden geçerek evine girer ve yıkanır. (Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen)

?Hayızlı kadının Kur’an okuması ve Mushaf’ı eline alması, mescide girip orada kalması, Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre câiz değildir.

❗Bu konuda hayızlı kadın cünüp kimse gibidir. İhtiyaç halinde mescide girebilirler. (Başka yol olmaması ,düşnandan sığınma veya sadece camide su olması gibi)

(İman ve İbadetler)

?Şafilere göre:
Cünüb, hayızlı ve nifaslı kadının, beklemeksizin, dolaşmaksızın, mescidi pislemeksizin içinden geçmeleri caizdir.

?Meselâ bunlardan birinin, mescidin bir kapısından girip öbüründen çıkması caizdir. Ama girdiği kapıdan tekrar çıkması, mescidin içinde dolaşmak sayıldığından haram olur. Yalnız bir kapıdan girip öbüründen çıkmak niyetiyle içeri girer de farkında olmaksızın aynı kapıdan tekrar çıkacak olursa bu, haram olmaz. (Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı, A. Ceziri)

?Şafi de Hayız ve nifaslı olan kadın, camiyi kirletmesinden korkusu olmazsa caminin içinden geçebilir.

Günümüz Meselelerine Fetvalar, Halil Gönenç)

Soru 31 :* Çıplak ayakla namaz kılmak caiz midir ?

*CEVAP:*

?Soruyu soranın kadın veya erkek olduğunu farz ederek her ikisine cevap vermeye çalışalım.

?Kadının yüzü ve eli dışında bedeninin tamamı avrettir.

❗Namazda ayaklarının avvret olup olmadığı konusunda ise ihtilaf vardır.

?Konu ibadet olunca İhtiyat gereği ile amel etmeyi asıl aldığımızdan

❗ *Hanım kardeşlerimizin çorapla namaz kılmalarını söyleriz.* Namaz gibi önemli dinin gereği sayılan bir ibadete aşırı Özen göstermek kadın olsun erkek olsun hepimizin vazifesidir.

?Erkeklerin çorapsız namaz kılmalarına gelince❗Hanefi mezhebine göre erkeklerin çorapsız namaz kılmaları bulundukları yerde yadırganmalarına sebebiyet veriyorsa
❗mekruhtur.

Fatih Kalender H

*SORU 32 :* Adetini unutan kadınla ilgili hükümler nelerdir?

*CEVAP:*

?Hakikaten devamlı kanama gören veya en az 15 gün temiz kalmadan ara ara kanamalar görmek suretiyle hükmen devamlı kanama gören bir hanım :

❗A) eski adetini biliyorsa buna göre amel eder.

❗B) Eğer bilmiyorsa, fıkıhta «muhayyerenin hükümleri» diye bilinen birçok ihtiyatlı amelle mükellef olur.

? Günümüz imkânlarında böyle bir hanım, bir jinekoloğa giderek adetini tespit edebilir. Bu tespit iki şekilde olabilir:

?1- Bu süreçte ilaç kullanılır ve kanamaların 10 günü geçmemesi, temizliklerin de 15 günden az olmamaması ile bir düzen oluşursa, bir problem kalmamış olur. Bir kaç ay sonra yine devamlı kanama başlayacak olsa bile, ilaç kullandığı süre içerisinde gördüğü sahih kanama ve temizlikleri ölçü kabul eder.

?2- Herhangi bir sebeple ilaç kullanamaz veya kullandığı halde düzene girmezse, o takdirde ultrasonla takip sonucu bu kanamaların hangisinin hayız olduğu iki ay süre ile belirlenir.

❗Bunu yapabilmek için hanım, alâmetlerle hayıza benzettiği bir kanama gördüğünde doktora gider. Ultrasonla muayene sonucu o günde hayız olduğu söylenirse, o kanamanın başlangıcından itibaren hayız kabul eder.

❗Hayızının bitimi için ise, devamlı kanamaya müptela olmadan önce kaç gün hayız oluyordu ise, o kadardır (mesela 7 gün).

❗En az 15 günlük bir süreden sonra yine alâmetlerle hayıza benzettiği bir kanama gördüğünde yine doktora gider. Ultrasonla muayene sonucunda doktor bu kanamanın da hayız olduğunu söylerse aynı şekilde bu kanamayı da daha önceki âdeti kadar hayız kabul eder.

❗Böylece iki hayızının mekanı belirlenmiş olunca, arada kalan sürede bu hanım için temizlik adeti olmuş olur (mesela 19 gün).

❗En az 15 gün temiz kalıncaya kadar bu ölçülerle amel eder.

?Tenbih: Bu konuda, bu düzensizliklerin ne sebeple olduğu vesaire hiç bir bilgi önemli olmayıp, sadece bahsedilen bu iki husus önemlidir.

?Not: Bahsedilen bilgiler herhangi bir fıkıh kitabında bulunmayıp, günümüz âlimlerinin bazılarının, adetini unutan hanımlar için gösterdikleri bir çıkış yoludur. En doğruyu ancak Rabbimiz bilir.

?Hayızlarını yukarıdaki yollardan biriyle tesbit edene kadar muhayyere (adetini unutan) kadın aşağıdaki hükümlerle mükelleftir.

MUHAYYERE KADINA AİT HÜKÜMLER

❗« Namazını hiçbir zaman bırakamayacağı gibi, hayızının sonu olma ihtimaline karşı, her vakit gusül abdesti alarak namaz kılmak zorundadır.

?Namazlarını nasıl kılmalı:

Sadece farz ve vacip namazlar ile farz namazlarda olabilecek eksiklikleri tamamlamak için meşru kılınan müekket sünnetleri ( ikindinin ve yatsının ilk sünneti hariç ) kılabilir. Bunların haricinde nafile bir namaz kılamaz. Farzların ilk iki rekâtında, vaciplerde ve müekket sünnetlerde Fatiha suresi ile kısa bir sure okur, farzların son iki rekâtında ise sadece Fatiha’yı okur.

Bazı alimlere göre ise kıraatın farz olduğu yerlerde sadece namaz caiz olacak miktar okuyup, farz namazların son iki rekatında Fatihayı da okumaz.

❗Camiye giremez.

❗Kuran-ı kerim’e dokunamaz. Namazın dışında kuran-ı kerim okuyamaz.

❗Eşiyle beraber olamaz.

❗Bir secde ayeti işittiğinde hemen tilavet secdesini yaparsa üzerinden düşer. Zira şayet o anda temiz ise secdesi sahih olmuştur. Eğer hayız ise zaten kendisine secde etmek vacip değildir. Fakat işitir işitmez secde etmeyip de daha sonra secde yaparsa; 10 gün sonra o secdeyi iade eder.

❗Hac farizasını yaparken ziyaret tavafı ve veda tavafından başka tavaf yapamaz. Ziyaret tavafını tavaf günlerinde ( bayramın ilk üç günü) yapıp, 10 gün sonra iade eder. Veda tavafını iade etmesine gerek yoktur. Zira temizse yaptığı tavaf sahih olmuştur. Hayızlı ise, hayızlıya veda tavafı vacip değildir.

❗Ramazanda orucunu hiç yemeyip tamamını oruçlu geçirir. Fakat hangi günlerin hayız olduğu bilemediği için, kaza edilmesine gereken oruçlar;

A) Devamlı kanaması kesildikten sonra tutulursa ( ihtiyaten) 16 gündür.

B) devamlı kanama halinde tutulursa, kaza tutarken de hayız olup olmadığı bilinemiyeceği için bu hanımın oruç kazasının kaç gün olacağı hakkında beyan ettiği birçok tafsilatlar vardır. Fakihler bu konuyu “ ramazana bitişik kaza” ve “ ramazandan uzak kaza” olmak üzere ikiye ayırarak incelemişler ve oruç kazasının sayısını meselenin durumuna göre 38 güne kadar çıkarmışlardır.

❗Netice: ❗

Muhayyere hanım ile ilgili anlatılan bu güçlüklere düşmemek için her hanımın hayızının tarihini ve sayısını saatleriyle beraber yazarak muhafaza etmesi gerekir.

❗Bununla birlikte ihmalinden dolayı bu güçlüklere düşen hanımların en kısa zamanda hanım hastalıkları doktoruna giderek bu hastalığının tedavisine başvurması gerekir.

❗ Eğer iyileşir ve normal bir kanama görmeye başlarsa, zaten kendisi için bu hükümler sona ermiş olur. Fakat normalleşmezse, doktorunun kendisi için ultrason ve takip sonucu tayin edeceği âdet günlerine göre amel edebilir. “

(Hanımlara Mahsus Fıkhi Hükümler, Asuman Karamustafaoğlu Hcmz.(

*SORU 33 :* Fikihtaki bazi terimlerin manaalari nelerdir?

*CEVAP:*

?Caizdir 》Yasak değildir, Serbesttir.

?Caiz değildir 》 Yasaktır, Günahtır. Nadirde olsa bazen de haram olmayan mekruh yerine kullanılır.

❗”Caiz degil” demek genel bir kelimedir.

1– Mekruh,
2– Haram,
3– Fâsid,
4– Küfür,
5– Sahih değildir,
6– İtibar edilmez,
7– Bid’at
8- Sahihtir
mânâlarina gelir.

Birer örnek verelim:

1- (Namaz kılanin önünde resim bulunmasi, câiz değil) demek, mekruhtur demektir. Genel olarak mekruh denilince, tahrimen mekruh anlaşılır.

2- (Alkollü içkileri içmek câiz değil) demek, haram demektir.

3- (Yürüyerek namaz kılmak câiz değil) demek, fâsid yani namaz bozulur demektir.

4- (Bir muslumanin zünnar denilen papaz kuşağını bele bağlaması câiz değil) demek, kâfir olur demektir.

5- (Diş çukurundaki yemek artığının altına su geçmezse gusül câiz olmaz) demek, gusül sahih olmaz, geçerli olmaz demektir.

6- (Müctehid olmayanın, âyet-i kerîmeden ve hadis-i şeriflerden mânâ çıkararak, kendi anladığına göre hareket etmesi câiz değil) demek, muteber değildir, hiç kıymeti yoktur demektir.

7- (Sakalı bir tutamdan kısa yapmak câiz değil) demek, bid’at olur demektir.  Çünkü sünneti değiştirmiş oluyor.  

8- “Cuma namazını kılmakla yükümlü olan bir kimsenin cuma ezanı okunurken alişveriş yapmasi caiz değil” demek, yaptığı alışveriş muamelesi sahihtir ve geçerlidir demektir.

?Haram》Bir şeyin yapılması, kullanılması, yiyilip içilmesinin kesin bir delille yasaklanmış olmasıdır.

❗Haramin manasi ise “caiz degildir” den daha özeldir. Zira her haram, caiz değildir. Ancak caiz olmayan herşey, haram olmaz.

?Mekruhtur 》 Hoş görülmeyen, Çirkin görülen şeydir. Hanefî mezhebinde mekruh lafzı genellikle tahrimen mekruh olarak kullanılır. Şafî mezhebinde mekruh tek çeşittir. Şafî’de nadir de olsa tahrimen mekruh lafzı kullanılır.

?Tenzihen Mekruhtur 》 Helâle yakın mekruhtur, günah değildir.

?Tahrimen Mekruhtur 》 Harama yakın mekruhtur, günahtır. Bu mekruh türünde olan şeylere direk haramda denilebilir. Nitekim Ebu Yusuf İmam-ı Azam’a mekruh demekle neyi kastediyorsun dediğinde, haramı kastediyorum demiştir.

?İsâet etmiş olur 》 Edepsizlik veya nankörlük etmiş olur. Bu kelime; kerahât-ı tahrimiyeden aşağı, keraheti tenzihiyeden yukarı olup daha çirkindir.

?Vaciptir 》 Gereklidir. Bu türden olan şeylere direk farzdır denilebilir. Bu; amelen farz, itikâden vacip, sübûten sünnettir.

?Müstehaptır 》Hoş görülen, beğenilen şeydir. Sünnet ve müstehap birbirleri yerine de kullanılır.

?Menduptur 》Sevilen, yapılması uygun olan, işlenmesi teşvik edilen şeylerdir.

?Mübahtır 》Sevap ya da günah olmaksızın helaldir.

?Sahihtir 》 Rükûn ve şartları tamamdır, geçerlidir. Kabul olması Allah’a kalmıştır.

?Sahih değildir 》 Rükûn ve şartları tamam değildir, geçerli değildir. Kabul olmaması Allah’a kalmıştır.

?Beis yoktur 》 Sakıncası yoktur, zararı yoktur. Bazen yapılmaması daha iyi olan şeyler için kullanılır.

?Mûteber olan kavle göre 》 Geçerli olan görüşe göre.

?Muhtâr kavle göre 》 Tercih edilen, seçilen görüşe göre.

?Rivayetler muhteliftir 》 Rivayetler çeşitlidir.

?Bu görüş muhtemeldir 》 Bu görüş ihtimal dahilindedir.

?Muhâliftir 》 Karşıdır, aykırıdır.

?İfsât eder 》 Bozar.

?Fâsittir 》 Bozulur.

?Zânnı galibe göre 》 Yüzde elliden yukarı kuvvetli görüşe göre.

*SORU 34 :* Başkasına borç olarak verilen para ve altinlarin zekatını vermek gerekli midir?

*CEVAP:*

?Borç olarak verilen paralar, altinlar ile ticaret mallarının bedeli olan alacaklar kuvvetli alacaktir.

?Böyle kuvvetli bir alacak olup da üzerinden sene geçmiş ise, nisabin beşte biri tahsil edilmedikçe hemen zekâtının verilmesi gerekmez.

❗Bununla beraber dilerse zekatini bekletmeyip veredebilir.

?Sağlam (ödeneceği umulan, ödenmesinden ümit kesilmiş olmayan) alacaklar, borçlular tarafından ikrar edilince, tahsil edildikleri zaman geçmiş senelere ait zekatları vermek gerekir.

❗Şöyle ki: Bir kimse, iki sene müddetle ikrar edilen on bin lira alacagini tahsil edince, geçen o iki yıla ait zekatı vermesi gerekir.

 ❗Ancak nisabin beşte birinden azini tahsil eden kimsenin başka zekat malı varsa onunla beraber bunun da zekatını verir.

❗ Fakat böyle bir borç inkar edilmekte ise, tahsil edildiği zaman geçmiş yıllara ait zekatı, İmam Muhammed’e göre gerekmez.

❗Alacaklının elinde sened veya şahid bulunması bu hükmü değiştirmez. Çünkü her delil hakim için geçerli olmaz. Herkes de dava açıp delillerini ortaya koyamaz. Sahih kabul edilen görüş budur.

MÜLTEKA

SORU 35:* Kirada oturuyoruz, ev almak için birikim yaptık. Yaptığımız birikimin zekatını vermemiz gerekir mi?

*

*CEVAP:*

?Zekat, nisap miktarı mala sahip olmakla farz olur.

?Nisap miktarı malda aranan özelliklerden biri, hakiki veya hükmi nemadır (artma).

?Bizatihi al-ver yaptığı ticari mallarda hakiki, al-ver yapmaya elverişli olan para, gümüş ve altında ise, hükmü nema (artma)  bulunmaktadır.

❗Şu halde; bu birikim elindeyken sene dolacak olsa niyeti ne olursa olsun zekat vermesi gerekir. (Zeynuddin İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik)

❗ Çünkü niyet, malın niteliğini değiştirmez.

?Bu konuda farklı görüşler de yok değildir. İbni Melek şöyle der: “Evi olmayan kişi, ev almak için para biriktirecek olsa biriktirdiği bu para bir tür hacet-i asliye/temel ihtiyaç kabilinden olur ve ona zekat vermesi gerekmez. (Muhammed Emin ibn Abidin, Reddu’l-Muhtâr)

 ❗Şu kadar var ki; Hanefi fakihlerinin çoğu, ev alma niyeti eyleme dönüşmediğinden bu görüşü tercih etmemişlerdir.

 Fatih Kalender Hoca
 Lalegül Dergisi Mart sayısı 2018

SORU 37 : Zekat verilenler ve verilmeyenler kimlerdir?

ZEKAT VERILENLER:

Zekat verilen kimseleri genel olarak beş grupta toplayabiliriz;

? Fakirlere: Dini ölçülere göre zengin sayılmayan, asli ihtiyaçlarını karşılayacak kadar malı olmayanlara.

? Yoksullara: Hiçbir şeyi olmayanlara.

? Borçlulara: Asli ihtiyaçlarını karşılayan malından çok borcu olanlara.

?Yolculara: Memleketinde malı olduğu halde yolda parasız kalan, elinde bir şeyi bulunmayan kimselere. (Bu gibi insanlara memleketlerine varacak kadar zekat verilir.)

?Allah yolundakilere: Bunlar Cihad veya hac için yola çıkıp parasız kalanlar ile işini gücünü bırakıp her hangi bir şekilde kendisini Allah”ın dinine vermiş olan kimselerdir.

Ayrıca; Kalpleri İslam”a ısındırılmak istenenlere yani İslam”ı kabul etmiş olup imanı henüz zayıf olanlara da zekat verilir.

Fakir olmak şartıyla:

•geline, •kardeş, •hala, •amca, •dayı, •teyze gibi akrabaya, •damada, •kayınvalideye, •kayınpedere, •kayınbiradere, •üvey çocuğa zekât verilir.

❗Eğer salih iseler, yakın akrabaya zekât vermek daha çok sevab olur.

ZEKAT VERILMEYENLER:

İhtiyaç sahibi bile olsalar şu kimselere zekat verilmez:

?Ana, baba, büyük ana ve büyük babalarına,

?Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklarına,

?Müslüman olmayanlara,

? Karı-koca birbirlerine, zekât veremez

? İddet beklemekte olan boşanmış zevcesine de veremez. Çünkü buna vereceği zekâtın yararı kısmen de olsa kendisine ait bulunmuş olur. Oysa bu yarar, tamamen kendisinden kesilmiş bulunmalıdır.

? *Zengin bir adamin* küçük (buluğa ermemiş) çocuguna zekat veremez. Çünkü bu çocuk, babasının malıyla zengin sayılır.

❗Fakat *zengin bir kadinin* fakir, yetim çocuğuna verilir. {1} Zira bu cocugun nesebi babasi tarafindan sabittir. Annesinin servetiyle zengin sayilmaz.

❗Yine *zegin bir şahsın* fakir babasına, fakir olan büyük oğluna ve fakir olan hanımına zekat verilir.

Çünkü bunlar velayetleri kendi ellerinde olan kimselerdir.

Büyük İslam İlmihali

Dipnot:
1- {Verilen zekat, küçük çocuğun veya delinin annesi, velisi veya vasisi tarafindan teslim alınmadıkça tamam olmaz.

Fakir olan bunamiş kimsenin, buluğ çağına yaklaşmış olan çocuğun veya paranin kıymetini bilip aldanmayacak bir yaşta bulunan çocuğun teslim almasi da yeterlidir.}

❗NOT: Fıtır sadakasi, tutulamayan oruçlarin fidyeleri, adaklar, yemin ve oruç kefaretleri ayni zekat gibidir. Yani zekat, kimlere verirlise bunlar da o kimselere verilirler, verilmeyenlere de verilmezler.