Aylık arşivler: Ekim 2018

Ha mim suresinin fazileti

?Mü’min (Hâ mîm) sûresinin fazîleti

?Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Herşeyin bir özü vardır. Kur’ânın özü ise “Hâ mîm”lerdir.”

“?Her kim Âyet-el kürsî ve Mü’min sûresini okursa o gün içerisinde bütün fenâlıklardan muhâfaza olunur.”

“?Cennet bahçelerinde yükselmeyi arzu eden kimse “Hâ mîm”leri okusun.”

“?Her kim Mü’min sûresini (İleyhil masîr)e kadar ve Âyet-el kürsî’yi sabahleyin okursa bu kimse bütün bela ve musibetlerden korunur. Akşam okursa sabaha kadar bütün fenâlıklardan muhâfaza olunur.”
“?Hâ mîm’ler yedidir: Cehennemin kapıları da yedidir. Her Hâ mîm gelip Cehennemin bir kapısına durur ve; “Yâ Rab bana inanan ve beni okuyan kişiyi bu kapıdan içeri sokma” diye yalvarır.”

“?Kim Mü’min sûresini okursa ona duâ etmeyen ve onun için istigfârda bulunmayan hiçbir nebî sıddîk şehid ve mü’min rûhu kalmaz.”

“?Allah’ü teâlâ yedi Hâ mîm’leri bana Tevrât yerine; Elîf lâm râ’lardan Tâ sîn mîm’lere kadar olan sûreleri İncil yerine; Tâ sîn mim’ler ile Hâ mîm’ler ve Mufassal yani Hucurât’tan sonraki sûreler ile üstün kıldı benden önce hiç bir peygamber onları okumamıştır.”

?Abdullah bin Mes’ûd buyurdu ki:

“Hâ mîm”ler Kur’ân-ı kerîmin süsüdür

❗Peşpeşe okunacak diye bir rivayet yoktur

DİNİMİZDE ÇALGI VE MÜZÜK

Günümüzde nereye giderseniz gidin kendinizi müzikli bir ortamın içinde bulursunuz. Markete gidersiniz müzik, ayakkabı almaya gidersiniz müzik, alışveriş merkezlerine gidersiniz müzik..

Elbette Müslüman, şehvete davet eden müzikten rahatsız olur, bunu asla kabul etmez. Ne var ki; kulaklar alıştıktan sonra göstereceği reaksiyon sıfır noktasına iner.

Şu halde Müslüman, bütünüyle kulağını müzikten uzak tutmalı, hiçbir şekilde müzikle irtibatlı olmamalıdır. Zira müzik, ruhun gıdası değil, şeytanın en büyük silahlarından biri olup ruhun belasıdır.

İslâmî Müzik Olmaz, Müzik Şeytânîdir

Bir de şu var; Müslümanlar İslami müzik adı altında bir şey icat ettiler. Bunu hangi kompleks altında kalarak yaptıklarına girmiyoruz. Ancak şeytani olan bir şeyin İslami diye adlandırılması gerçekten kabul edilemez. Birazdan hükmünü beyan edeceğimiz müzik hakkında Hanefiler: “Ahenk meydana getirip haz almak için odunu oduna vurmak haramdır” derken kim, hangi akla hizmet dini müzik diye bir şey ortaya koyabilir.

Bazı Hanefi ve Hanbeli âlimlerine göre, çalgı aletleri bulunmaksızın neşe verici şarkı söylemek ve dinlemek haramdır. Çünkü İbn Mesut (Allah ondan razı olsun) Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْغِنَاءُ يُنْبِتُ النِّفَاقَ فِى الْقَلْبِ كَمَا يُنْبِتُ الْمَاءُ الْبَقْلَ.

“Su bitkiyi bittirdiği gibi şarkı da kalpte nifakı oluşturur.”[1]

Hanefi ve Hanbelilerden diğer bazı âlimler ve Malikilere göre, çalgı aleti bulunmaksızın müstehcen olmayan şarkı söylemek mubahtır. Şafiiler ise: Çalgı aleti bulunmaksızın şarkı söylemek ve dinlemek haram değil mekruhtur derler. Çünkü Hz. Ayşe (Allah ondan razı olsun)’un şöyle dediği rivayet edilmiştir:

عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ: دَخَلَ عَلَيَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدِي جَارِيَتَانِ تُغَنِّيَانِ بِغِنَاءِ بُعَاثٍ، فَاضْطَجَعَ عَلَى الْفِرَاشِ وَحَوَّلَ وَجْهَهُ، وَدَخَلَ أَبُو بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، فَانْتَهَرَنِي، وَقَالَ: مِزْمَارَةُ الشَّيْطَانِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلَ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ: دَعْهُمْا، فَإِنَّهَا أَيَّامُ عِيدٍ

“Yanımda şarkı söyleyen iki cariye bulunuyorken Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) içeri girdi ve yüzünü çevirerek yatağa uzandı. Sonra Ebu Bekir (Radıyellahu anh) girdi ve beni azarlayarak şöyle dedi: ‘Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in yanında şeytan kavalı mı çalıyor?’ Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ona yönelerek şöyle buyurdular: ‘O ikisini bırak. Çünkü bugün onların bayram günleridir.’”[2]

Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinin meşhur görüşüne göre; ut, tambur, saz, ney gibi telli ve üflemeli çalgı aletleri kullanmak haramdır. Günümüzde icat edilmiş olan çalgı aletlerinden hiç birinin çalınması ve dinlenmesi helal değildir, haramdır. Bu aletlerle icra edilen müziği dinlemeye devam edenlerin şahitliği kabul edilmez.

Ebi Malik el-Eş’arî ‎Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْعَرِيِّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ : لَيَشْرَبَنَّ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي الْخَمْرَ ، يُسَمُّونَهَا بِغَيْرِ اسْمِهَا ، يُعْزَفُ عَلَى رُؤُوسِهِمْ بِالْمَعَازِفِ وَالْمُغَنِّيَاتِ ، يَخْسِفُ اللهُ بِهِمُ الأَرْضَ ، وَيَجْعَلُ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ

Ümmetimden bazıları başka isim adı altında elbette şarap içeceklerdir. Tepelerinde çalgılar çalınacak, şarkıcı kadınlar şarkı söyleyecektir. Allah onları yerin dibine geçirecek, onlardan domuz ve maymunlar kılacaktır.[3]

Günümüzde müzik, tamamen çığırından çıkmıştır. Gençlerimizi dinden diyanetten uzaklaştıran, içinden çıkamayacakları buhranlara sürükleyen bir hal almıştır. Binlerce hatta on binlerce insanın bir yerde toplanıp sabahtan akşama kadar bütün ibadetlerden kopuk olarak hayal âlemine dalmalarına kim cevaz verebilir. Böyle bir şey mümkün müdür?

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.[4]

Düğün ve sünnetlerde tef çalmak caizdir. Hz. Ayşe (Radıyellahu anha) Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’den şöyle rivayet eder:

عَنْ عَائِشَةَ أَعْلِنُوا النِّكَاحَ وَاضْرِبُوا عَلَيْهِ بِالْغِرْبَالِ

“Nikâhı ilan ediniz ve nikâh için tef çalınız.”[5]

Çalgı aletleri eşliğinde olmasa da ahlaksızlığa teşvik eden bütün şarkı türkü ve emsal şeyler haramdır. Günümüzdeki şarkıların tamamının kadın, aşk ve emsal şeylerden bahsettiği aşikârdır. Şu halde tehlikeli bölgenin çevresinde dolaşıp durmaktansa müzik ve şarkılardan tamamen (dini müzik adı altında söylenenler de dâhil) uzak durmak, en doğrusudur.

Şunu da ifade etmekte yarar var; cihadı teşvik eden marşlar, kadın ve erkeklerin birbirlerine karışmaması şartıyla caiz olsa gerektir.

Allah Teâlâ, kendilerine Allah ve Resulünün emri veya yasağı ulaştığında artık orada bahane üretmeden “Rabbim Allah” deyip emri uygulayan ve yasağı işlemekten sakınan kullarından eylesin! Âmin

HÜSAMETTİN VANLIOĞLU BAŞKANLIĞINDA FIKIH KURULU

[1] Sünenü’l-Kübra; el-Beyhakî

2 Sahih ibn Hibban

3 Sünen-i İbn Mace

4 Lukman/6

5 Sübülü’s- Selam

Yol kenarında sahipli veya sahipsiz bir ağacın yere düşen meyvasını alıp yemek helâl mi?

?Başkalarına ait olan ağaçların meyvelerini onlardan izinsiz yemek caiz olmaz.

?Ancak sahibi olmayan veya başkası tarafından insanların faydasına sunulmuş ağaçların meyvesini yemenin bir mahzuru yoktur.

?Başkasına ait ağaçların meyveleri, hayvanların sütleri, tarlalarındaki ekinleri gibi yiyecek ve içecekler hakkında Rasûlullah Efendimiz’den (s.a.v.) değişik rivayetler vardır. Bu rivayetlerin farklı olması ve bazılarının sanki sahibinin izni olmadan da yenilebileceği gibi anlaşılması, bir kısmının da sahibinin izni olmadan alınmaması gerektiğini açıkça ifade etmesi, mevzu hakkında farklı görüşlere vesile olmuştur.

[Bkz. Buhârî, Sahih, Lukata 8; Müslim, Sahih, Lukata 13, (H. no: 1726); İmam Mâlik, Muvatta, İsti’zân 17, (2, 971); Ebû Dâvud, Sünen, Cihâd 95, (2623), Cihâd 94, (2622), 93, (2619); Tirmizî, Sünen, Büyû 60, (1296); İbnu Mâce, Sünen, Ticârât 67, (2299)]

?Bu ve buna benzer mevzularla ilgili farklı görüşler varsa da İslâm âlimlerinin hemen hemen tamamı, sadece muztar (mecbur) olanın borçlanmak kaydıyla sahibinden habersiz malından alabileceğini söylemiştir. Hayati tehlike içinde olan kimsenin böyle bir durumda sahibinden izinsiz yemesi haram olmazsa da, sonradan yediği kadarının değerini sahibine vermesi icap eder.

?Bu mal, meyve veya ekin olabilir, ihtiyaç haline göre bir başka şey de olabilir. Belirtilen hüküm hepsi için geçerlidir. Osmanlı askerlerinin fetihler sırasında gayrimüslimlerin bağlarından yedikleri ya da topladıkları meyvelere mukabil, ağaçlara para bağlamaları, bu kaide gereğince olmalıdır. Bir hadis-i şerifte;

“Kimse kardeşinin hayvanını, iznini almadan sağmasın. Sizden kim, odasına başkalarının girip hazinelerini kırmasından, yiyeceklerini saçıp dağıtmasından hoşlanır? Tıpkı bunun gibi, hayvanlarının memeleri de onlar için yiyeceklerinin hazineleri durumundadır. Öyleyse kimse izin almadan başkasının hayvanını sağmasın.”

Bkz. Buhârî, Sahih, Lukata 8; Müslim, Sahih, Lukata 13, (1726); Mâlim, Muvatta, İsti’zân 17, (2, 971); Ebû Dâvud, Sünen, Cihâd 95, (2623)]
buyrulmuştur. Buna istinaden İbn Abdi’l-Berr (rh.) der ki: “Bu hadis Müslümanın, bir diğer Müslümanın izni olmadan herhangi bir şeyini almayı yasaklamaktadır. Burada hususiyle sütün zikredilmesi, süt hakkında insanların gevşek davranmaları sebebiyledir. Böylece sütten daha evlâ olan mala karşı onunla ikazda / uyarıda bulunmuştur.”

?Bazı âlimler, “Gönül rızâsının varlığının bilinmesi ile bilinmemesi arasında fark görmeden yeyip içmenin mutlak olarak helâl olduğuna” hükmetmiştir. Bunlar, bu görüşlerine Tirmizî ve Ebû Dâvud’da gelen bir rivayeti delil gösterirler.
Bkz. Tirmizî, Sünen, Büyû 60, (1296); Ebû Dâvud, Sünen, Cihâd 94, (2622)] Ancak hemen belirtelim ki, bu düşünceye katılmayan âlimler de şöyle itiraz ederler: “Bu mevzuda yasakla ilgili hadis daha sahihtir ve kendisiyle amel hususunda daha önce gelir. Ayrıca, bu görüş, Müslümanın malını, izni olmadan tasarruf etmeyi haram kılan temel kaideye de aykırı düşmektedir, öyleyse buna iltifat edilemez.”

?Maamafih meseleyle ilgili hem yasak hem de helal diyen rivayetleri birleştirip, aralarındaki zıtlığı çeşitli şekillerde te’lif edenler (kaldıranlar) da var.

❗Bu görüşleri maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz:

1- ?İzin, mal sahibinin gönül rızasının bilinmesine; yasak ise, rızanın bilinmemesine göredir.

2- ?İzin yolculara özeldir, yolcu olmayanlara değil veya muztar olana veya çaresiz şekilde aç kalmış olana mahsustur.

3- ?İznin Rasûlullah’ın (s.a.v.) devriyle ilgili olduğu; yasağın da, Efendimiz’den (s.a.v.) sonra çıkacak olan cimriliğe ve yardımlaşmanın terki gibi durumlara işaret ettiği manasına gelir.

4- ?Yasak, mal sahibinin, yolcudan daha muhtaç olma durumuyla ilgilidir.

5. ?İzin, mal sahibinin muhtaç olmadığı duruma; yasak hadisi de mal sahibinin zenginlik aradığı duruma göredir.

6- ?Nevevî (rh.) der ki: “Âlimler bir bahçeye veya ekine veya dağda otlayan sürüye uğrayan şahıs hakkında farklı görüşlerin olduğunu söyler ve umumi görüşü şöyle açıklar: “Böyle bir şahıs ekinlerden, hayvanların sütlerinden ve ağaçların meyvelerinden bir şey alamaz. Sadece zaruret varsa alır, fakat mal sahibine borçlanır.”

??N e t i c e??

Bu mevzularda toplumda geçerli olan örfe-âdete göre hareket edilmesi gerekmektedir. İbnu’l-Arabî (rh.), âdete göre hareket edilmesini tercih eder ve der ki: Hicaz, Şam vs. beldelerde halkın âdeti, bu meselede, bizim beldenin aksine, musâmahalıydı (daha bir hoşgörülüydü). [Rivayetler ve diğer bilgiler için bkz. İbrahim Canan, Kütüb-i Site, 6, 267, 11, 173] Buna göre bir yerde ekinlerden, hayvanların sütlerinden ve ağaçların meyvelerinden sahibinin izni olmadan yemek âdet olmuş ve kimse buna karşı çıkmıyorsa, toplayıp götürmemek şartıyla yemek caiz olur. Ancak böyle bir âdet yoksa, sahibinin izni olmadan yemek caiz değildir.

?Yola düşen meyveleri yemek helâl olur mu??

Herkesin geçtiği sokağa düşmüş meyvelerde ise, ceviz gibi çürümeyenleri, sahibinin izin verdiği biliniyorsa, yemek caiz olur. İzin verdiği bilinmiyorsa yemek caiz olmaz. Kiraz, kayısı gibi çürüyecek meyve ise, sahibinin yasak ettiği bilinmedikçe alıp yenebilir. Ama alıp evine götürmek caiz olmaz.

?Dağdaki meyveler; mesela alıç, kuşburnu, kızılcık, yabani ahlat (boz armut) gibilerini, mantar ve benzerini yemek de günah değildir.

❗Hâsılı; herhangi bir şekilde çit ile çevrili olmayıp sahipli de değilse, arazide kudretten yetişmiş ise, dağdaki bu meyveleri, yemek caizdir.

?Yollara dökülmüş olan ağaç yaprakları, eğer dut yaprakları gibi kendisi ile yararlanılacak şeyler ise, bunları başkalarının toplaması caiz değildir. Yoksa bunların değerini ağaç sahibine ödemek gerekir. Fakat bunlar, yararlanılmayacak şeyler ise, toplanıp alınabilirler, karşılığında bir şey ödenmesi gerekmez.

?Ekin ve bostan tarlalarında ekinler ve bostanlar alındıktan (bozum yapıldıktan) sonra, başkalarının toplamasına âdet olarak izin verilmişse, arta kalan ekin veya kavun, karpuz, hıyar, üzüm gibi döküntü şeyleri, başkalarının toplaması caizdir.

Alkol çeşitleri

?Etil Alkol
alkollü içeceklerde (içki) aynı zamanda bu gruba dâhil olan şarapta bulunmaktadır.
?Bu sebeple şarap İslâm’a göre içilmesi haram ve kendisi de necistir.
?1-Kur”ân-ı Kerim:
Allah içkiyi yasaklamıştır: “Ey iman edenler! Şüphesiz içki, kumar, putlar ve fal okları şeytanın işi olan pisliklerdir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”(Maide, 5/90)
?Ayette Rics, kelimesi geçmektedir. Bundan içilmesinin haram ve ❗kendisinin necis olduğu anlaşılmıştır.

?Sarhoşluk vermeyen
Necis olmayan kullanılması günah olmayan alkollerden bazıları şunlardır:

?Metanol sarhoşluk vermese de ölüme sebebiyet verebilecek kadar güçlü bir zehir olduğu için tüketilmesi caiz değildir.)
Metanol: Metil Alkol: Endüstride, çözücü olarak bazı boyaların elde edilmesinde kullanılır. 20 gramdan fazlası öldürür, azı gözü kör eder.
?Gliserin: Propan triol: Her türlü yağlardan elde edilir. Eczacılıkta, kozmetik ve gıda sanayiinde ve dinamit yapımında kullanılır.
?Fenil etanol: Gül yağında bulunur. Ester haline getirilerek parfümeride kullanılır.
?Propanol: Propil alkol: İki çeşidi vardır: Normal propil alkol, izo propil alkol. Gıda sanayiin de kullanılmaz. Zehirlidir. Aseton elde edilmesinde ve çözücü olarak kullanılır.
?Cetyl Alkol: Setil Alkol: Gliserin ile esterleşmesinden simil alkol elde edilir. Kozmetik sanayiinde kullanılır.
?Butil Alkol: Butanol: Mısır karbonhidratlarının mayalanmasından elde edilir.
?Benzil Alkol: Parfümeride esterleri kullanılır.

Hayızlının kuran okuması

?4 mezhebte de caiz değildir

?Fakat Malik’i ulemasından bir grup alimin içtihadına göre
❗bu durum kişinin özel durumuna göre incelenir
?Caizdir diyen Malik’i imamların görüşleri

1❗Tüm kadınlara caizdir diyenler

2❗Sadece hafızlara elini sürmeden caizdir diyenler

3❗Ezberini hayızlık döneminde unutacak kadar hafızası zayıf olanlara caizdir diyenler diye kısımlanır
❗Diyanet öğrencilere bu sebeple ❗malikiden fetva vermektedir
?fakat biz bunu uygulamıyor öğrencilerimizede uygulatmıyoruz