Aylık arşivler: Aralık 2018

Mest üzerine meshin caiz olması icin şu şartlar aranır

? mestler, ayaga abdest icin ayaklar yikandiktan sonra giyilmis olmalidir.

?mestler, ayaklari topuklari il beraber her taraftan ortmus bir halde bulunmalidir.

?ayaga giyilmis mestler ile normal bir sekilde en az yaklasik 5km kadar bir yol yurumek mumkun olmalidir.

? mestlerin her biri, topuktan asagi kisminda ayak parmaklarinin kucukleri nisbetinde uc parmak miktari delikten, sokukten, yirtiktan beri bulunmalidir.

?mestler, bagsiz olarak ayakta durabilecek derecede kalin olmalidir.

?mestler, disaridan aldigi suyu hemen icine cekerek ayaga kavusturacak bir halden beri bulunmalidir.

? Her ayagin on tarafindan en az üç kucuk el parmagi kadar yer mecvut bulunmalidir.

(buyuk Islam ilmihali)

Varis çoraplarını giyerken kisi sabah abdest icin ayaklarini yikadiktan sonra mest giyer uzerinede mesh eder.
Mest uzerine mesh edemezse çorabin ustunden yikar,
Ayaklarinda yara olup bunuda yapamazsa o zaman elini islatip mesh verir oda zarar verirse meshide birakir.

Kadın mahremsiz şafi mezhebini taklit ederek hac umre yapabilirmi

Soru : Kadının mahremsiz sefer mesafesine yolculuk yapması caizmidir?

Cevap : caiz değildir.

Soru : Şafi mezhebinde caizmiş diye duyuyoruz?

Cevap : Şafi mezhebine göre sadece kendisine hac farz olan bir hanımın mahremi yoksa güvenilir bir toplulukla birlikte olmak şartıyla hacca gitmesi caizdir.
Ancak hanefi mezhebinde böyle bir cevaz yoktur.
Hanefi mezhebinde olan bir hanımın kendisine hac farz olduğu halde mahreminin olmaması durumunda ne yapması gerektiği fıkıh kitaplarımızda açıkça beyan edilmiştir. Şöyle ki böyle bir hanım bir mahremi razı olana kadar bekler. Aynı zamanda “eğer mahrem bulamadan ölürsem malımdan haccımı yaptırın” diye vasiyet eder.
Gerçekten eğer haccını yapamadan ölürse varisleri malının 3/1 i haccını yaptırmaya yetiyorsa mecburen, yetmiyorsa kendi rızaları varsa üstünü tamamlayarak vekil gönderirler..

Şu durumda Hanefi mezhebinde olan hanımların “Şafi mezhebini taklid ediyoruz” diyerek mahrem olmaksızın umreye veya hacca gitmesi, ve hele hele başka şehirlere gezilere gitmeleri hiç bir dini hükme dayanmamaktadır. Çünkü bunlarda bir zaruret de yoktur.

Arabada otobüsde namaz

?Öncelikle otobüs ile yolculuk yapıyorsa otobüsünün saatini namaza göre alacak yada otobüsü durduracak.
Otobüs durmazsa mümkün mertebe kıble tarafına yönelerek ima ile kılıp kaza edecek.
Vakit geçmemişse indiğinde iade edecek.
? Özel arabayla yolculuk yapan kimseler arabada ima ile namaz kılamazlar.
Mutlaka arabadan inip öyle namaz kılmaları gerekir.

Ölünün 40 veya 52 sini yapmak

?Ölünün kırkıncı ve elli ikinci gecesi ile ilgili hiç bir şey vârid olmamıştır. Böyle geceler için özel merasim tertip etmek doğru değildir.
?Ölenin arkasından hemen dualara ve okumalara başlanır
?Bu durum sadece belirli gecelere mahsus değildir
?Bilakis vasiyet etti ise iskatı yapılır etmediyse dileyen cenaze sahipleri kendi imkanlarıyla iskat yaptırırlar
Mehmet Talu

*Doğum günü kutlamak*

Sakıncalı degildir, ancak sorun civari haramlardadır, dogum günü kutlayayım derken içki içilirse vs. Haram olur.

Birde avrupa’dan gelen adetlerden’de uzak durmak lazım, teşebbüh açısından.
Mum yakmak, üflemek gibi..
(Mum için Mehmet Talu hc. ayriyeten Haram ifadesini kullanmaktadır.)

Merasimlerin bizim dini prensiplerimize, örf ve adetlerimize göre yapılması gerekiyor.
Hiçbir zaman G.müslimlerin örf ve adetlerine özenerek kutlama yapılmaz.

_”Kim bir topluluğa benzerse o onlardandır”_
(Hadisi şerif)

_”Zalimlere (şirk koşanlara) azıcık dahi meyl etmeyin, sonra onları yakan ateş sizede dokunur.”_
(Hûd/113)

_(Cübbeli hc./Mehmet T.hc.)_

Çocuk aldıran / kürtajın cezası

? gurrede Bir diyetin 20 de 1 dir.
?Günümüz şartlarinda 200 gram altin eder.
?Düşüğe sebep olan anne ve izni varsa baba beraber öderler
?Düşüğe sebep olan anne ve izni varsa baba hariç kurtaj yapilan çocuğun varislerine verilir.
? Bir sene içinde ödenir
?Varisler büyükse ve bu paranin kendilerine verilmesini istemezlerse vermeyebilir.

KÜRTAJIN CEZASI

İslâm’da insanın mal, can, ırz dokunulmazlığı gibi temel hakları vardır. Yaşama hakkı en başta gelir. Bu yüzden çocuk ana karnına düştüğü andan itibaren koruma altına alınmış, ona zarar verene bazı dünyevî veya uhrevî cezalar konulmuştur.

Kürtaj, rahimde sağ olduğu bilinen çocuğun, herhangi bir aşamada öldürülmesi ve rahimin boşaltılmasıdır.

Kürtaj fiili,  meşrû bir mazerete dayanmadığı takdirde kasten işlenmiş bir cinayettir.  Böyle bir cinayete sebep olan kimseye verilen cezâ ve tazminata GURRE denir.

Cenini düşüren veya kürtaj yapan GURRE’yi öder.

 – Gurre’yi cinayeti kasten işlemesi durumunda kadın malından öder.  İmkânı gerçekten ödemeye müsait değilse bu bedeli onun AKİLE’si (yakin akrabalri) öder. Akile de bu ödemeyi üç yıla yayabilir.

– Ödenecek olan GURRE, doğması engellenen çocuğun var olan mirasçılarına ödenir. Genelde bu mirasçı baba ve kardeşleri olur. Dinen ona mirasçı olduklarında payları ne kadar ise o kadar o paradan alırlar. Katil durumundaki anne ya da ona onay veren baba bu gurreden pay alamazlar.

– Her hâlükârda bu işe iştirak edenlerin yardim edenlerin  muhakkak istiğfar etmeleri gerekir.

– Ödenen Gurre’den sonra da altmış gün peşpeşe keffaret orucu tutmaları tavsiye edilir. Bu da tevbelerinin kabulü içindir.

– Hanefî, Henbelî ve Şafiilerin en sahih görüşüne göre, gurre diyetinin bir sene zarfında ödenmesi gerekir. Gurre, ceninin -cinayeti işleyenin dışında kalan- varislerine, şer’î paylarına göre verilir.(bk. İbn Kudâme, el-Muğnî, VII, 716; Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, VI, 364)..

Gurrenin miktarı beş deve yani diyetin yirmide biri veya buna denk olan nakit para olup, bu da Hanefîlere göre 50 dinar (200 gr. altın para)  (bk. Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyi’, V/325; İbn Kudâme, el-Muğnî, V/799; İbn Rüşd Bidâyetü’l-Müctehid, II/ 407).

Ebû Hüreyre’den, şöyle dediği nakledilmiştir:
“Hüzeyl kabîlesinden iki kadın kavga ettiler. Bunlardan birisi diğerine bir taş attı, karnındaki cenîni öldürdü. Allah Resulu’nun önünde mahkemeleştiler. Hz. Peygamber kadının akile(yakın akrabas)sinin cenînin diyeti olan gurreyi ödemesine hükmetti.” (Müslim, Kasâme, 36; Buhârî, Tıb, 468, Ebû Dâvûd, Diyât, 19; Nesâî, Kasâme, 39; Ahmed b. Hanbel, II-274, 535; ed-Dârimî, Diyât, 21).