2018 Mukabelesi; 1.Gün (Asuman Hocamız)
●Bugün her şeyden öte teravih namazı var. Bir kez daha Mevlâ bizi ulaştırdığı için Ramazan’a, şükür namazı kılmak lazım.
Bakara suresi 185. Ayet:
‘Ramazan öyle bir aydır ki Kur’an’ı bu ayda indirdik..
Birisi birisini sevdiği zaman bütün özelliklerini saymak yerine en can alıcı özelliğini söyler. Mesela “İstanbul’u fethetti.” Bitti!
● Kudüs.. Hocamız gittiği vakitte düşünmüş. Oraya gidipte Vatansızlık nasıl bir şey diye hiç düşündüler mi?
Şükredecek ne çok nimetimiz var. Bizim için vatanımızdaki gecekondu, yurtdışındaki villadan daha hayırlı..
Bir nimetin yokluğunu görmeden varlığının kıymetini bilmiyoruz.
-Vatanım, milletim, insanım! Şükredelim, şükredelim.
●Kur’an-ı Kerim bu ayda indi. Allâh (c.c) öyle bir Allâh’tır ki sözlerin en güzelini indirdi.
Her karış toprak çok kıymetli ama vatanımız başka..
Bütün kitaplar çok güzel ama Kur’an-ı Kerim başka..
●Biz Ramazanda hayrımızla, hizmetimizle, haramları terketmemizle bir farklılığı farketmemiz lazım.
Kur’an-ı Kerim’le farkettirmemiz lazım.
Kur’an, oruç, dâvet, icâbet: İslam.
Hepsinin aksetmesi lâzım.
Aksetmesi için tesir lâzım.
Niyet edeceğiz. Ramazan’ı Rabbime ayırıyorum!
● Temizlikle Ramazan’a hazırlanılıyor. Ramazan’a cam değil kalp lazım.
Sen bana çok güzel muamele edersen, sendeki camı koltuğu görmem ki ben!
İnsanların muamelesinden hoşlanırsanız menfi şeyler görmezsiniz.
Onun için misafire de evimizi değil, kendimizi hazırlayalım.
Davete icabete gideceksiniz. Giderken yüzüğü bileziği değil kendimizi hazırlayalım.
● Kur’an-ı Kerim’i bilmeyen harap ev gibidir.
(Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’an 18)
Bunu duyan seksen yaşına da gelse öğrenmesi lazım.
●Kur’an-ı Kerîm’i üç günden az hatmedenin anlaması mümkün değildir.
●Kur’an hüzünle inmiştir, ağlayarak okumak lâzım.
● Efendimiz (s.a.v) Kur’an’ı sürekli okuyordu ama dinlemek de istiyordu. O da sünnettir.
Burada nimet var. Evde cüz okunacak, burada dinlenilecek. Sözlerin en güzelinde ne söylenmiş o dinlenecek!
Eve gidince;
“oh be rahatladım.”
değil de,
“Birgün daha Kur’an meclisinde bulundum.”
demek lâzım.
“Rahat rahat oturalım”
değil de,
“Oh be! Bugün daha kalabalıktı, Kur’an’ı daha çok dinleyen oldu”
diye şükrederek kendimizi beklememiz lâzım.
● Efendi Hzleri: “Herkes günde en az bir cüz, en meşgul hoca 10 sayfa.” buyuruyor.
Seviyoruz ama sözünü ne denli dinliyoruz?
●Namazda 3 kalp birleşecek:
Gecenin kalbi,
Kur’an’ın kalbi
Kendi kalbin.
Kuran’ı;
Abdestsiz ezbere okumak caizdir, gusülsüz okumak caiz değildir.
Ama her türlü abdestsiz dokunulmaz .
Baş açık okunur ama edebe aykırıdır. İlla okuyorlar. Maksat ne? Sen Allah için mi Hasan – Hüseyin için mi yapıyorsun?
Zengin biri plastik tabaktan yemez..niye? zenginliğine aykırıdır.
Halbuki pahalı tabakta da plastik tabakta da yemek caizdir.
Malda fakirliği kabul etmiyorsun da dinde neden kabul ediyorsun?
En yükseğini iste daim!
Eliniz kirli olarak dokunmak nasıl edebe aykırı ise, kirli ağızla okumakta edebe aykırı. Güzel giyinmek, güzel koku sürünmek edep..
●Hz. Osman (r.a) Kur’an’ı eline aldığında öpmeden açmaz, koyarken öpmeden koymazmış. İltifat edermiş; Sen ne güzelsin sözlerin en güzeli..
●Rabbimizden zahiri batinî Kur’an’ı Kerim’in, orucun, hatmin … herşeyin edebini istiyoruz.
●Besmele ile başlanıyor. Besmelesiz her işin sonu kesiktir. Giyerken, yerken, içerken, birleşirken.. Maturidîlere göre besmele ayettir. Ama hiçbir sûreden değildir. Sûreleri ayırmak için inmiştir.
●Eûzude kaçış var, besmelede sığınma var.
Rahmân Sen’sin, Rahîm Sen’sin. Seninle sığınıyorum Sana.
●Fatiha suresi 1.ayet:
Hakikati Allah’a mahsus.
Surette bize de teşekkür ederler ama biz emekçiyiz. Hakikatte yapan Allâh.
Bizim dinimizde teşekkür etmek var ama beklemek yok.
Yani teşekkür etmediğimizde üzülelim ama bize edilmediğinde üzülmemize gerek yok.
Sonuçta biz vesileyiz. Kibredecek hiçbir sebep yok. Ama şükredecek sebep çok. Zaten şükürle meşgul olsaydık kibredecek vakit dahi kalmazdı!
Alem: Allâh’ın varlığına alâmet olan herşey.
Rahman: Dünyaya tealluk ediyor.
Rahîm:Ahirete tealluk ediyor.
Mâliki yevmiddîn: Ahirete tealluk ediyor. Din gününü peygamberlerle bildiriyor.
İyyake nabudu:
Madem ki herşeyi yoktan var eden Sen’sin. O halde biz de ancak Sana ibadet ederiz. Ve ancak Senden medet umarız.
Kime dayansak yıkılıyor. Madem o kapıya muhtacız, o zaman o kapıya lâyık davranmak lâzım ki yardıma muvaffak olabilelim.
●Özellikle dosdoğru yol.. Herkes diyecek ki biz dosdoğru yoldayız.
Ama gazaba nail olan ve delalet içerisinde olanlara değil.
Kim onlar? Nisa suresi 69.ayet:
Sıddıklar, şehitler, peygamberler, salihler ..
Gayrısı değil gençler.
Dizilerinizde, arkadaşlıklarınızda model aldığınız insanlarda bu dört sınıftan kim var?
Arıyor musunuz yani böyle bir seçiminiz var mı gençler?
En önemlisi eş seçiminde? Gayretin yoksa bunu nasıl beğendin?
İstemek = samimiyettir.
Ne kadar samîmi istiyoruz?
●Bakara suresi 34.ayet:
Bakara Sûresi / 34.Ayet
34. Hani biz meleklere: “(Kudretim için) Âdem’e secde edin.” demiştik de İblis hariç, hepsi hemen secde ettiler. O ise direndi (secde etmedi), büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
Yani secde etmekten yüzçevirmeyle kalmadı, kibretti.
Namaz kılmayanlar Allâh (c.c)’dan yüz çevirmiş = kibretmiş olmuyorlar mı?
-Kılmama ne gerek var? Kılanlar kıldı da ne oldu?
-İblis melek değildi ama ilmi çok olduğu için meleklere imam tayin edildi.
Hata kabul etmemek, şeytan tabiatındandır. Hata yapınca haklı çıkmak için çabalamayalım.
Mantık yürütüyor; ‘Ben ateşten yaratıldım.’ Mantık yolda bıraktı.
Eller iyi ben yaman, eller buğday ben saman.
Sen kim oluyorsun ona bakmak lazım!
İşte şeytan tabiatcılık budur.
Diyelim ki ateş daha üstün ama sana onu Allah emretti. Ötesi yok.
İşte felsefenin zararı! Çocuklarımız felsefe okuyor. Ne yapıyorlar? Ayıklıyorlar mı? En büyük felsefeyi şeytan yaptı. Sen de yaparsın işte. Biraz bişey okudun, bildin.. harama helal, helala haram dersin.
●Eflâtun’a demişler ki;
İsa (a.s) diyor ki Beni Allâh gönderdi.
Delili ne? Ölüleri diriltiyor. Hastaları iyileştiriyor.
Gördünüz mü? Evet.
Tamam tasdik edin uyun diyor Eflâtun.
Diyorlar ki; Efendim sizde tabi olun.
-Ben çok akıllıyım ona muhtaç değilim diyor.
Frensiz arabaya binmiş gidiyor felsefe okuyanlar.
Kur’an’ı, ehli sünneti çok iyi anlar okur felsefeyi seçer. Onlara bir şey demiyoruz.
●Adalet zulmün zıttıdır.
Adaletsiz, yanlış ne kadar iş yapıyorsak zâlimiz.
Şeytanın kendi suçuydu, secde etmedi, lanetlendi.
Kardeşimiz yüzünden annemiz kızıyor fırsat kolluyoruz “senin yüzünden” diyoruz. Şeytan tabiatlılık..
●Talebenin hatasıyla, hocanın hatası bir olmaz.
Adem (a.s) bir tek ağaçtan yemek sebebiyle cennetten indi.
Bir kimse ne kadar büyükse hataları küçükte olsa o denli büyüktür.
Efendi hzleri: Allâh’a itaat etmezseniz aranıza buğz koyulur.
Adem (a.s) ile Havva validemiz cennette çok iyi geçiniyorlardı. Ama dünyaya inince tartışmaları başladı.
? Nisa 100.ayeti kerime:
Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Genel anlamda Allah’ın yasakladığı her şeyden Allah’ın istediği şeylere gitmeye hicret denir. Tarikat dersi için de okuduk bunu efendi hazretleri. Tarikata girdiniz, vefat ettiniz, tamamlayamadınız..
Buyururdu ki: Hiç olmazsa yolda yakalanalım.
Alaca dana gibi yatarken yakalanmayalım.
Uğraşırsak tamamlamadan ölürsek de Bu da nimet olacak.
Sahabeden Cündüb b.Damre hastaydı Medine’ye hicret edemedi. Çocukları onun için tahtadan bir sal yaptılar, tam Mekke dışına çıkardılar orada öldü.. Bu haber Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ashabına ulaştığı zaman, “Medine’de vefat etseydi sevabı eksiksiz olurdu.” demişler, bu âyet de bunun üzerine inmiştir. Evden bu niyetle çıktı ve öldü sanki bitirmiş gibi oldu.
? Nisa 114
*Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. *
Üç kişinin olduğu yerde iki kişinin onun duymayacağını şekilde konuşması buraya girer. Rabbimiz bu konuda açıklama yapmış demekki ne kadar önemli!
Gençler! Orada insanlar otururken siz burada fısıldaşıyosunuz. O da fazlalık mıyım ben burada diye düşünüyor..
Ancak sadakayı emreden gizli konuşabilir yani iki kişiye gizli konuşuyorsa mutlaka iyilik bildiriyorsunuz demektir gizli konuşacaksınız.
Veya insanların arasını söyletmek için gizli konuşabilir.
Kim buna dikkat ederse, Allah rızası için yaparsa yakında ona büyük bir mükâfat verecegiz.
?Nisa 118
Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım… ila ahirihi.
Delalet hidayetin zıttıdır. Hidayet; kuran ve sünnete uymaktır.
Zuhruf suresi:
وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ ﴿٣٦﴾
Kim Rahmanı hatırlamaktan yüz çevirirse ondan hiç ayrılmayacak şeytanı ona musallat ederiz.
Rabbimiz ya benimle olacaksınız ya da şeytanla buyuruyor..
Allah’ın bir şeyden razı olduğunu biliyoruz düşüneyim diyoruz. Neyi düşüneceksin? şeytanı mı dinleyeceksin?
? Kendimizi kimseye ispat etmeye çalışmayalım Rabbimize ispat etmeye çalışalım.
? Maide 6 açıklarken;
Kulak kiri, gözyaşı, burun akıntısı, tükürük, ter abdesti bozmaz. Ancak iltihap varsa bozar.
? Nisa suresi 144
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin.
Diğer ayette;
Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyinz çünkü onlar birbirlerinin dostudur buyruluyor.
Hani la ilahe illallah, diyen cennete girer diyorlardı ya, eğer Yahudiler iman edenler için de olsaydı öyle buyurur muydu? Allah cennete koyacağı insanlar hakkında mı dost edinmeyin diyor?