HAMİLE VEYA EMZİREN KADINLAR HANGİ DURUMLARDA ORUÇ TUTMAYABİLİRLER?

Hamile ya da emziren kadınların Şu durumlarda oruç tutmama ruhsatları vardır:

  • Kendilerine veya taşıdıkları çocuk veya emen çocuğa oruç tutmasından dolayı bir hastalık gelme korkusu taşıdıklarında.
  • kendilerine veya çocuğa sakatlık veya ölüm tehlikesi bulunması durumlarında.

Bu durumlarda oruçlarını tutmayıp kaza etmek üzere sonraya bırakabilirler. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) gelen bir hadisi şerifte şöyle rivayet edilmiştir: Enes bin Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir:

Abdullah bin Ka’b Oğullarından bir adam şöyle dedi: Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi sellem)‘in atı bize doğru yaklaşmıştı. Ben hemen Peygamber Efendimize(Sallallâhu Aleyhi sellem) yaklaştığımda onu yemek yerken buldum.

“Yaklaş, ye” diye buyurdu. Bende ona oruçluyum dedim. Bana “yaklaş sana oruç (veya oruçlar)dan bahsedeceğim. Allah Teâlâ yolcudan orucu ve namazın yarısını, hamile ve emzirenlerden de oruç veya oruçları kaldırdı” diye buyurdu.

Allaha (c.c.) yemin olsunki, bu ikisini (oruç ve oruçlar) veya birisini söyledi. Yazıklar olsun bana, Peygamber Efendimiz(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) yemeyinden yeseydim ya.

Burada kendine ruhsat verilen emziren kadından maksat çocuğun annesi olsun veya olmasın emziren her kadındır.

Fakihlerden bazıları bu kadından maksat, çocuğun annesi değildir. Zira babası onu emzirmek için başka bir kadını kiralamak zorundadır demişlersede onlara şöyle cevap verilmiştir: Çocuğun babasının maddi durumu yeterli olsun olmasın annenin çocuğunu emzirmesi Allah katında ki görevlerindendir.

Yani vaciptir. Bu görev mahkeme katında annenin mecburi yapacaklarından olmasa da Allah Teâlâ katında onun görevlerindendir. Ayrıca çocuğun babasının başka bir kadın kiralama gücü olmaz ise veya çocuk başka bir kadın kabul etmiyorsa’da mahkeme tarafından anne emzirmeye zorlanılır.

Bu kişilerin tutmadıkları oruçlardan dolayı fidye vermeleri gerekmeyip bilakis, daha sonra kaza etmeleri gerekir.

(sualli cevapli islam ilmihali)

Recep ve Şaban orucu tutarken kazaya niyet edilirmi❓

?Recep ve Şaban gibi aylarda, nafile olan oruçların sevabını kazanmak için, hem nafileye niyet edip, aynı gün birde başka bir kaza orucuna niyet edilecek olursa, bu oruç kaza orucu yerine geçecektir!

Sünnet olan Recep veya Şaban orucu olmayıp, zimmetindeki borcu düşüren bir oruç olarak değerlendirilecektir.

?Nafile oruçların sevaplarına dahil olmak isteniyorsa, bunları kazaların dışında müstakil olarak tutmak zorunludur.

‘Hem kaza borcum düşsün, hemde sünnet olan oruç sevabına ulaşayım’ şeklinde bir yaklaşım doğru değildir!

Parmak çıtlatmanın hükmü nedir?

Namaz içerisinde ve Namaza hazırlanma esnasında’da (örnek; camiide namaz için cemaati bekleme veya evden camiiye namaz için yönelme esnaları.. ) bu süreçlerde mânen namaz kılıyor gibi değerlendirildiğinden dolayı hem namaz içerisinde hemde bu süreçlerde parmak çıtlatmak tahrimen mekruhtur!

Bu üstdeki hallerin dışında bir rahatsızlığından sebep, parmak çıtlatmak’da ise bir mahsur yoktur.

Herhangi bir ağrı olmadığı halde, sebepsiz yere, alışkanlığından dolayı çıtlatmak ise tenzihen mekruhtur!

Farklı mezhebdeki kişilerin namazda birbirlerine uymaları sahihmi?

Mezheb değişikliği iktidaya (uymaya) engel değildir.

Yeter ki imam olan zat, namazın şartlarına ve rükünlerine riayet etsin. Şöyle ki: Müslümanların fıkıh bakımından mezhebleri değişik olsa da, esasta bir olduklarından birbirlerine uyabilirler.

Bu hususta en faziletli olan, her müslümanın kendi mezhebinde bulunan bir imama uymasıdır. Bu olmayınca, diğer bir mezhebde bulunup da namazın farzlanna riayet eden herhangi bir imama uyulması, yalnız başına namaz kılmaktan daha faziletlidir.

Şu kadar var ki, bir müslim kendi mezhebine göre namazı bozacak bir şeyin böyle bir imamda bulunduğunu görüp bilirse, ona uyması sahih olmaz;

bir Hanefinin, burnundan kan aktığı halde abdestini yenilemeden imamlığa geçen bir Şafiîye uyması” gibi…

Koluna alçı yapılan kimse nasıl gusül alabilir?

Beden, kişinin hem iç tarafına hem de dış tarafina şamil olan bir kelime olduğundan gusül abdestinde ağız ve burun da dahil olmak üzere vücudun tamamını yıkamak gereklidir.

Bu sebeple bedenin tamamını kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak farzdır. Ancak bedenin tamamını yıkamanın farz olması, suyu deriye ulaştırmakta bir zorluk olmadığı veya orada suyun zarar verdiği bir yara veya sargı olmadığındadır.

Sargı olduğu zaman onun altını yıkama hükmü kalkacaktır.

Hazreti Ali’nin (Radıya Anh) Uhud Savaşında sancağı taşıyan kolu kırılınca Peygamber Efendimize (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) bu durumu arz eder. Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) “mesh et ve sancağı sol eline al” şeklinde cevap verir.

Bu hadîs, her ne kadar abdest için olsa da gusül de bu hükmün içine girer. Zira farz olan yerleri kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak.

(Ismailağa Dînî Meseleleri Danışma Hattı)

Yaranın üzerine sargı saran veya sadece ilaç süren kimse nasıl abdest alır?

  • Böyle bir durumda kişi, su kullanması yaraya zarar vermeyecekse abdest alırken sargıyı çıkarıp su kullanmalıdır.
  • Ancak su kullanması her türlü yaraya zarar verecekse veyahut sürülen ilacın etkisini zayıflatıp tedavi olmasını geciktirecekse bu durumda yıkamaz ve yalnızca yarayı mesh eder.
  • Şayet mesh etmesi de zarar veriyorsa bu takdirde onu da terk edebilir.

lı . Bkz. zeyıaî, “et-Tebyînü’ı-Hakâyık”, 1/53; 4at/tzn Malûll /R4tZM Kâsânî, “Bedâi’u’s-sanâî’ fi tertîbi’ş-şerâi”, 1/151-152.

(Ismailağa Dînî Meseleleri Danışma Hattı)

Deriye ve tırnaklara sürülen/takılan maddeler abdeste engel olur mu?

✴️Abdest uzuvlarındaki deriye ve tırnaklara sürülen maddeler, eğer tabaka oluşturup yıkanması farz olan yerlere suyun ulaşmasına mani oluyorsa alınan abdest geçerli olmayacaktır.

✴️Buradan hareketle oje, takma tırnak, deriye veya tırnak üstüne uygulanan yapıştırmalar/dövmeler hem namaz abdestine hem de gusle engel olacaktır.

✴️Ancak sargı, alçı, platin gibi kişinin sağlığına kavuşması için önem arz eden bir takım aletlerin takılması abdeste veya gusle engel teşkil etmez. Çünkü bu, zaruri bir durumdur. Onların altına suyun ulaşmamasına bakılmaz.l

(Ismailağa Dînî Meseleleri Danışma Hattı)

Vücudunda sargı olan kimse nasıl abdest almalıdır?

▶️Şayet vücudunda bulunan sargıyı çözmek yaraya zarar veriyorsa veya suyun yaraya temas etmesi yaranın iyileşmesini geciktiriyorsa sargı çözülmez.

▶️Sargının altındaki yaranın etrafinı da yıkaması gerekmez. Sargının dışındaki açık bulunan yerleri yıkar.l

▶️Nitekim Peygamber Efendimiz (Sallallûhu Aleyhi ve Sellem)den gelen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur:”Hazreti Ali (Radıyallâhu Anlı), Uhud savaşında sancağı taşıyan kolu kırılınca Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)e bu durumu arz eder. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) de ona; ‘Sancağı sol eline al ve kolundaki sargılar Üzerine mesh et’ diye cevap verir.”2

(Ismailağa Dînî Meseleleri Danışma Hattı)

Sarhoşun içtiği suyun artanı necis (pis) midir?

➡️İnsan artığı her şekilde temizdir. Ancak ağzında necâset eseri bulunan insan bundan müstesnadır.

➡️Şöyle ki, içki içen kimse hemen akabinde su içecek olsa, ağzındaki necasetten (pislikten) dolayı içtiği bardakta geriye kalan su da necis olacaktır. Yani tıpkı ağzı kanayan kimsenin içtiği suyun artanı gibi olur.

➡️Ancak içki içmiş kimse belli bir müddet bekledikten sonra su içerse, sahih olan görüşe göre arta kalan su necis olmaz.

Müddet hakkında şu söylenmiştir: İçki içmiş kimse tükürüğünü üç kere yuttuktan sonra ağzı temizlenmiş olur.l

“İçki içtikten sonra kişi, tükürüğüyle ağzı temizlenecek kadar beklerse, bundan sonra artıkları temizdir” görüşü, Ebu Hanife ve Ebu Yusuf (Allah onlara rahnıet etsin) a göredir ve mezhepte sahih olan görüş de budur.2

(Ismailağa Dînî Meseleleri Danışma Hattı)