Kategori arşivi: Genel

Süt anne ve süt babaya zekat verilir mi?

Bir kimse nesep bakımından üst ailesi dediğimiz annesine, babasına, dedesine, ninesine -ve yukarı doğru aynı tertiple olanlara- ve alt ailesi dediğimiz oğluna, kızına, torunlarına -ve aşağı doğru aynı tertiple olanlara- zekat veremez.

Ancak kişi süt annesine, süt babasına, süt oğluna ve süt kızına zekat verebilir.

Çünkü bir kimse süt bakımından akrabalığı bulunan kimselerin ihtiyaçlarını karşılamakla mükellef tutulmadığından verdiği zekatın menfaati kendisine dönmez.

Ayrıca süt akrabalığı sadece nikahı haram kılıcı bir durumdur. Bundan başka taraflar arasında hiçbir bağ oluşturmamaktadır. Örneğin; çocuk süt annesine veya süt babasına mirasçı olamaz.

(Alıntı ; Ismailağa Fetva kurumu)

Temel ihtiyaçlar için biriktirilen paraya zekat gerekir mi?

Hanefi âlimlerinden İbn Melek, “Bir kimsenin sahip olduğu evi, aracı, silahı, elbisesi ve işinde kullandığı demirbaş aletleri gibi temel ihtiyacı olan eşyaya zekat gerekmediği gibi bu ihtiyaçlarını almak için biriktirdiği paraya da zekat gerekmez” demiştir.

ANCAK bu âlimin dışındaki tüm Hanefi Mezhebi âlimleri, yukarıdaki görüşü zayıf kabul etmiş ve “Temel ihtiyaçların bizzat kendilerine zekat gerekmez, ancak onlar için toplanan para nisap miktarına ulaşıp, üzerinden de bir sene geçerse o paranın zekatını vermek gerekir” demişlerdir.]

Memur kişinin, kurum elektiriğin’den Amirin/ Müdürün izni ile çay yapabilir mi? veya karşılığında kurumun eksiklikleri karşılanmasıyla olabilir mi

?Devlet dairelerinde işçi ya da memur olarak girenler, devletle (kamuyla) kendileri arasında veya özel sektörde herhangi bir iş yerinde çalışanlar, yapılan bir akit gereği iş ve hizmet üretip, karşılığında, maaş/ücret almaktadırlar.

?Çalıştığı yerde kullanılan elektrik bir kamu malı olduğu için -çay içmek vb. gibi- özel ihtiyaçlar için kullanılmamalıdır.

?Kamu malı olan elektrik kamuya hizmet üretme dışında özel ve şahsi ihtiyaçlar için bir şekilde kullanılmışsa, kullanılan elektriğin bedelinin devlete ödenmesi gerekir.

(Alıntı ;İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Süs balık çoğaltıp satmak caizmi?

? Akvaryum ortamında doğup büyümüş dışarıda yaşama imkanı olmayan balıkların beslenmesi, gereksiz masraflarla israfa kaçmamak, vazifelerini ihmal ederek vakit israfında bulunmamak şartıyla caiz olur.

?Ancak en doğrusu, özgürlük hakkına sahip olan bu canlıların bu ortama hapsedilmesine katkıda bulunmayıp, özgürlüğüne kavuşmaları için çaba göstermektir.

(Alıntı ;İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Sarığın ucunu sarkıtmak sünnet midir ve ne kadar uzatılmalıdır?

✨Sarığı iki omuz ortasından ve sağ taraftan sarkıtmak sünnettir.

✨Peygamber Efendimizin (s.a.s.) Hz. Ali’ye giydirdigi “es-Sehâb = Bulut” adında bir sarığı vardı. Sarığın altından takke (kalensuve) giyerdi. Takkeyi sarıksız, sarığı da takkesiz giydiği olurdu.

✨Sarık giydiği zaman ucunu iki omuzu arasından sarkıtırdı.Nitekim Amr b. Hurays (r.a.) şunu nakleder: “Allah Rasûlünü minberde, başında siyah bir sarık varken gördüm. Sarığın iki ucunu iki omuzu arasına sarkıtmıştı.” (Ebû Davûd, Libas 24; Beyhakî, es-Sünen, 3/246)

(alıntı; İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Ayakta idrar yapmak günah mıdır?

?Ayakta bevl etmek, tuvalet adabına aykırı olduğu gibi kişinin günaha girmesine de sebep olabilir.

Zira ayakta bevletmekten dolay, idrarın kişinin üzerine aff edilen dirhem miktarından fazla sıçraması ve namazın sıhhatine engel olması tehlikesi bulunmaktadır.

?Bu durumun kabir azabına sebeb Olduğu da rivayetlerden anlaşılmaktadır.

?Bu şekilde ihtiyaç giderme tıbben de zararlıdır. Çünkü ayakta idrar yapıldığında idrarın bir kısmı mesanede kalmakta, bu da hastalıklara sebeb olmaktadır.

Buhari ve Müslim, Abdullah İbni Abbas (r, a)’ın şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir:

Rasûlullah (s.a.s.) iki kabrin yanından geçti ve şöyle buyurdu: “Bu kabirlerde yatanlar azap görmektedirler. Ama büyük bir şeyden dolayı azap görmüyorlar.” Rasûlullah (s.a.s.) daha sonra sözüne şöyle devam etti: “Bunlardan birisi, insanlar arasında söz taşırdı. Diğeri ise bevilden (idrarını üzerine sıçratmaktan) sakınmazdı.”

(Buhari, Vudu, 56; Müslim, Taharet, 34; Nesai, Cenaiz, 166; Diğer rivayetler için bk. Beyhaki,Ebû Bekir Ahmed b. el-Hüseyin, “İşbatü Azabi’I-Kabr ve Suali’I-MeIekeyn”, Mektebetü’t-Turas, Kahire 115)

(alıntı; İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Kişi bir bir Firma’da işe başlayacak. Ancak Firma alkol olsun, domuz eti olsun herhangi bir duyarlılığa sahip değil. Bu Firma’dan maaş alsa kazancına herhangi bir halel gelir mi?

Dinimizde yasak olan şeyleri yapmak haram olduğu gibi, böyle şeylerin yapılmasına rıza göstermek ve yardımcı olmak da haramdır!

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), haram bir maddeyi kullananla birlikte, onu imal eden, taşıyan, aracılığını ve sunumunu yapan kişilerin de aynı günaha girdiğini bildirmiştir. (Bkz. Ebû Dâvûd, Eşribe 2; İbn Mâce, Eşribe 6).

❌Bu itibarla bir müminin, dinen yasaklanan şeylerin yapıldığı iş yerlerinde çalışması günahtır❌

Bu günaha rağmen çalışmış olsa; kazancının bir kısmı haram fakat çoğu meşru olan bir iş yeri ise, çalışan kişinin aldığı maaş, gayrimeşru kazançtan ödenmediği sürece haram olmaz.

Lakin haram olan işlerin olduğu bölümde çalışmamak şartıyla!

(Alıntı ; İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Hâşâ, “Allah’ın unuttuğu yer” ifadesi kişiyi dinden çıkarır mı?

Bu sözün gerçek manasını kastederek; hâşâ “Allah unutabilir, bazı şeylerin farkında olmayabilir” gibi bir düşünce ile söyleniyorsa şüphesiz elfâz-ı küfürdendir❗bu sözü söyleyen kişinin dinden çıkmasına sebep olur❗

Lâkin Tevbe suresi (67). ayette; “münafıklar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu.” buyrulmaktadır.

Yani burada mecazen; “Allah, onlara unutma muamelesinde bulunarak, onları rahmetinden mahrum etti” gibi bir mana kastedilir.

Dolayısıyla, “Allah’ın unuttuğu yer ifadesinde” de makul ve meşru bir mecazi mana kastediliyorsa; yani mesela, Allah’ın unutmak gibi, herhangi bir noksan sıfatı bulunduğu anlamını düşünmeksizin “Allah’ın unuttuğu yer sözünü, burada yaşayanların, mahrumiyet içerisinde olduklarını, Allah’ın onların tarafına bakmadığını” kast ederek söylemek gibi, o takdirde elfâz-ı küfürden olmasa da, şüphesiz ki bu sözün sarf edilmesi, akıllı bir mümine yakışan doğru bir davranış asla değildir!

(Alıntı ; İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Kimlere selam verilmez?

Selam verilmeyecek kimseleri İki gruba ayırabiliriz:

1-Selam alıp vermekten daha Önemli ve faziletli işlerle meşgul olanlar;

  1. Kur’ân okuyana
  2. Kur’ân dinleyene
  3. Ezan okuyana
  4. Kamet getirene
  5. Cuma ve bayramlarda hutbe okuyana ve dinleyene
  6. İlimle meşgul olana
  7. Namazla meşgul olanlara
  8. Her çeşidiyle zikirle meşgul olana
  9. Yemek yemekte olanlara
  10. Uyumakta olan insanlara

2- Selam verilmeye elverişli ve layık olmayanlar;

Yurt dışındaki kafirlere

İslam diyannda yaşayan gayri müslim’lere

Günahı açıktan yapan fasıklara

Avretini Örtmeyenlere

Helada bulunana

İdrar yapmakta olana

Yalan, güldürü, gıybet, dedikodu vb. ile meşgul olana

İnsanlara sövene

Şarkı ve çalgı ile meşgul olana

Zinakar kişiye

Fal bakana

Dinde olmayan şeyleri uydurup dine sokan bidat ehline

Kumar oynayana

İçkici kimselere

Mübah olmayan tavla, satranç gibi oyunları oynayana

(Alıntı ;İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Kişi, yaptığının günah olduğunu bilmeden yapsa günahkar olur mu?

?Dârülislâm’da bulunan kişinin, dinin kesin hükümlerini bilmemesi, başlı başına günah sayıldığı için, böyle bir kişinin bu tür hükümleri bilmemesi, mazeret olarak kabul edilmemiştir.

?Aksi halde günahtan aklanma gerekçesi olarak başka bir günaha dayanılmış olur. Bu hususu vurgulamak üzere Zerkeșî bilgisizliğin mazeret sayılmasının bir kolaylık hükmü olduğunu, yoksa bizâtihi cehle bağlanan bir sonuç olmadığını belirtir ve

İmam Şâfiinin şöyle dediğini nakleder; “Eğer cahil cehlinden ötürü mâzur sayılsaydı bilgisizlik İlimden üstün tutulmuş olurdu”

(El-Menşûrfi’I-kavâ H, II, 16-17).

İnsanların, işlediği hayırlı amelleri tahkiki bir bilgi ile yapmaları hâlinde alacakları sevap, taklidi olarak yapılan bir amelden daha fazladır.

Aynı şekilde bilerek İşlenen bir günahın cezası ile günah olduğunu bilmeden işlenen günahın cezası da bir değildir.

?Bununla beraber, kişi öğrenmesi gereken bir bilgiyi, ihmalinden dolayı Öğrenmemiş ve bundan dolayı günaha girmiş İse, sorumluluğu da azalmayacaktır!

(Alıntı ;İsmail Hakkı Yelkenci hc.)