? Yeni doğan çocuk ile sünnet merasimlerinde erkek çocuklara takılan ❗hediye veya oyuncak, top vb. gibi çocuğun oynayabileceği
❗ya da elbise gibi giyebileceği cinsten ise,
❗bunun çocuğa ait olduğunda şüphe yoktur.
?Ancak yeni doğan çocuk ile sünnet merasimlerinde erkek çocuklara takılan ❗hediyeler ile altın ve nakit paralar, ❗bizzat çocuğun kendisine verilmiş ise, ❗bunlar tamamen çocuğun olur;
❗❗baba ve annenin bu hediye, para ve altınlarda bir hakkı olmaz.
?Bunu da getirenin akraba ve dost olup olmaması belirler.
?Örneğin akraba ve dostluk ilişkisi olmayan beldenin belediye başkanı veya ülkenin başbakanı gibi yabancı kişilerin getirdiği bu hediyeler, tamamen çocuğa getirilmiş hediye kabul edilir,
❗baba ve annenin bu hediye de hiç bir hakkı olmaz.
❗?❗Ancak bu tür hediyeler anne, babaya hediye etmek niyetiyle getirilmesine rağmen
❗örfen çocuğa hediye diyerek takılırsa, ❗bunlar aslında anne babaya getirilmiş hediyeler kabul edilir.
❗Bunları anne baba istediği gibi kullanılır.
❗Bu durumu da örf belirler.
?Örneğin doğum, sünnet merasimlerinde getirilen hediye karşılığında getiren kişinin de çocuğu olduğunda
?veya çocuğunu sünnet ettirdiğinde aynı miktarda bir hediyeyi ona geri götürmek adet aline gelmiş bir belde de bu tür hediyeler anne babaya getirilmiş kabul edilir.
?Dolayısıylada anne baba bunları istediği gibi kullanılır.
?Yine bu tür münasebetlerde akraba ve dostlar tarafından getirilen
❗altın vb hediyelerde
❗örfen anne babanın olur.
❗❗Ancak getirenin bu hediyeyi çocuğa getirdiğini bizzat söylemesi halinde bu hediye çocuğun olur.
Ali Haydar Efendi, Şerhu’l-Mecelle, 2/429)
???Kısacası bu durumu
❗”amelî örf” belirler.
?Malumunuz, insanların çoğunun benimseyip alışkanlık haline getirdiği işlere ya da duyulduğunda insanın hatırına başka anlam gelmeyecek derecede özel manada kullanmayı âdet edindikleri lafızlara kavlî örf denir.
?Amelî örf ise, bir topluluğun bir işi bir hareketi belli bir şekilde devamlı olarak yapmasıdır.
?Usûl-i fıkıhta, kıyasla belirlenen bir hükme ya da fukaha tarafından benimsenmiş ve yerleşmiş bir umumi kaideye aykırı olan bir uygulamayı insanlar örf haline getirmişlerse, kıyastan veya genel kuraldan vazgeçip bu örfe dayanarak hüküm vermeye istihsânü’l-örf (örf sebebiyle istihsan) adı verilir.
?Örf, âdet ve temaül de, ihtiyaç halinde kendilerine müracat edilen şer’î bir delildir