?Evlilikte eşler, birbirlerine karşı vazifelerini elbette yerine getirmeli, buna azami gayret göstermelidirler. Faraza bir noktada eksiklik söz konusu olursa hemen hukuken benim burada hakkım nedir, onu nasıl elde edebilirim yolu da tercih edilmemeli. Çünkü bu, eşlerin birbirine karşı muhabbetlerini kırar.
?Bu, halk arasında yaygın olan iyi ve kötü günlerde birbirine destek olmayı, hakkım neyse bana verildiği gün iyiyim, verilmediği gün kötüyüm mantığına götürür ki; böyle bir evlilik hayatı uzun ömürlü olmaz.
?Elbette koca, elinden geleni yapmak için gayret sarf edecektir. Ancak elinden gelmeyeni istemek sadece onu değil, sizi de sıkıntıya sokacaktır.
Kaldı ki evlilik, çok uzun soluklu bir akittir. Öyle ki; ahiret hayatında da birliktelik devam edecek. Eğer evliliği bu şekilde anlamaya çalışırsanız, daha sağlıklı değerlendirmeler yapabilirsiniz.
?Hemen hakkım nedir, deme yerine nasıl bu işi tatlı bir şekilde halledebiliriz sorusunu sorarsınız. Oğlundan başka bir güvencesi olmayan kadının ondan ayrıldığında yalnız bir hayata itilmesine kim razı olabilir.
?Sadece her istediğimi yapabileyim düşüncesiyle bir annenin hayatını karartmaya kimsenin hakkı olamaz. Kocam beni müstakil bir evde oturtmak zorundadır, bu benim hakkımdır, diyerek böyle bir vicdan kararmasına sebep olmayınız.
?Ebedî olan ahiret hayatımda nasıl bir geleceğim olacak düşüncesine top yekün ağırlık versek bu tür durumlar sorun olmak yerine Allah’ın rızası yaşlılara hizmet etmektedir diyerek onlara daha bir şevk ile hizmet etmeye yöneliriz.
Allah Teâlâ bizleri rızasını hakkıyla kazananlardan eylesin. Nefsinin arzularına tabi olup hayatını heder edenlerden eylemesin. Âmîn.
?Bu arada Rabbim, kayınvalideleri de adaletten ayırmasın. Onlara da önemli vazifeler düşmektedir. Bir dönem kendisi de gelindi. Gelinin isteklerinin neler olduğunu bilmemesi söz konusu değil. Tek evladımdır, beni yanında bakmaya mecburdur diyerek gelininize haksızlık etmeyiniz. Adaletten, haktan ve hakikatten ayrılmayınız.
Cild 1/S. 464-465 FIKHİ SUALLERE CEVAPLAR *327. Soru