• Kalpteki niyete lisanın telaffuzunu da katmak, bazı alimlere göre müstehap, mutasavvıflara ve bazı fakihlere göre ise (niyet kalbin ameli olduğu için) bidattır (sünnete muhaliftir).
• Ancak kalbini toparlayamayan kişi hakkında bu mubahtır.
• Resulüllah (sav)’den; namaz kılarken “şu namazı kılıyorum” dediği hakkında, hiçbir sahih veya zayıf haber bulunmadığı gibi, sahabe ve tabiinden de böyle bir nakil sabit olmamıştır.
• Allah Resulü hakkında; “namaza kalktığında tekbir alırdı” ifadesi nakledilmiştir.
• Bazı fakihler de lisanla telaffuzun, kalbin amelinin tahkiki olduğunu ve vesveseyi kestiğini söyleyerek mubah olduğuna hükmetmişlerdir.
• Hz. Ömer’in (ra) namazda lisanla niyet edeni uyardığı nakledilmiş, fakat bu uyarının aşikâr niyet için olduğu gizli söylemekte bir beis olmadığı bildirilmiştir.
• Tenbih: Kalbi hazırlamaktan aciz olunduğu zamanlarda (bir çok kişide olduğu gibi) lisanla niyet etmek kalbe vekâleten kifayet eder.
(Namazın önemi ve hükümleri/ A. Karamustafaoglu)