Komşumun biri şeftali çekirdeğini kendi bahçesine ekiyordu. Ancak rüzgar bu çekirdeklerden iki tanesini benim bahçeme düşürmüş ve daha sonra benim bahçemden şeftali ağacı çıktı. Bu halde şeftali ağacı benim midir, yoksa çekirdek sahibi komşumun mudur ?

Rüzgâr birisinin çekirdeğini götürüp diğer bir kimsenin bağına atsa, çekirdek orada biterek
bir ağaç olsa, bu ağaç ‘bağ sahibinin’ olur, çekirdek sahibinin olmaz. Çünkü çekirdeğin kıymeti yoktur.

Hatta eğer bir kişinin şeftalisi başka birinin toprağına düşse, o şeftali orada biterek bir ağaç olsa, yine hüküm böyledir. Zira şeftali
ancak üzerindeki eti gittikten sonra biter.

{İbn-i Abidin & Reddü’l Muhtâr}

Kadin kocasindan boşandığı zaman nafaka almasi caiz midir ?

Boşanan bir kadın, boşandığı adamdan sadece iddet süresi içinde ancak nafaka alabilir. İddet bittikten sonra, eski kocanın boşanan kadına nafaka verme mecburiyeti yoktur. ”Kadının eski eşinin rızası olmadığı halde, hukûken zorla mahkemeye vererek kendisini nafakaya bağlaması da haramdır, kul hakkıdır, gasp edilmiş para hükmündedir.

Ancak eğer kadının eski eşinden çocuğu varsa, çocuğun ‘masrafları’ ve ‘anne bakımı’ ücreti olarak, nafaka adı altında eski eşi olan adamdan alma hakkı vardır. Bunun dışında eğer eski eşi, boşandığı kadına mehrini {ayetle sabittir} vermemiş ise, onu da dava edip alabilir. Hatta bazı alimlerin fetvası ile aldığı fazla nafakayı, mehrini geçmeyecek halde olması şartıyla mehrine sayabilir.

Mamafîh malesef bugün bazı kadınlar, boşandıktan sonra hukûken kazandığı nafaka ile geçinen ve hatta bunu, eski kocasından kendisine geçim kaynağı yaptığı bir meslek haline getirmişlerdir.

İslam’da iddet süresi dolan bir kadın başka bir adam ile evlenebilir. Bu yüzden evlenmeyip haksız yere kendisini nafakaya bağlayan bazı kadınlar, adamı borç bataklığına batırıp hayatını altüst edebiliyorlar. Ayrıca bu durum, toplumun ahlâkını bozmakta, kişinin ise şahsını hem madden {borca girme gibi}, hem de manen {eziklik ve evlenememe gibi} zedelemektedir.

Cenabı Allah bunlara sebep olan kadınları doğru yola irşad etsin, hakkı gördürsün.

Kadının mahremleri kimdir ?

Kayınbirader eşinize nâmahremdir ve dinen yabancıdır. Bunun için onun yanında el ve yüzünüzün dışında bedenini açmaması gerekir. Açamadığı gibi, aynı odada ve mekânda baş başa da kalamaz. Çünkü Peygamber Efendimiz (asm), kocanın erkek akrabalarının, kadın için “ölüm” olduğunu ifade ederek, sakınılmasını tavsiye etmişlerdir. Hadisi şerif şöyledir: Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir defasında, şöyle buyurmuştur:

“Kadınların yanına girmekten kaçının.” Bir adam:

“Kocasının (kardeş, amca, amca oğlu gibi) yakınları da mı?” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm:

“Yakını ölümdür.” buyurdu.”(Tirmizî, Radâ, 16; Ahmed b. Hanbel, IV/149, 153).

“Yakını” diye tercüme ettiğimiz “hamv” kelimesi, kocanın baba, oğul, kardeş, yeğen, amca, amca oğlu gibi akrabalarının hepsini ifâde eder; sadece kayın, yeğen vs. ile tercümesi tam olmayabilir.

Bu hadisin şerhinde İmam Nevevi der ki:

“Bir kimse âdet ve geleneğe göre, kardeşinin hanımıyla baş başa kalır, işte ölüm budur. Söyleşinin yasaklanması yabancı erkeklerden daha lâyıktır. Hadisin doğru mânâsı da budur.”

KADININ MAHREMLERI

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar. Ziynetlerini ise, görünmesi zarurî olan kısımlar müstesna, açığa vurmasınlar. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler. Kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kardeşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğullarından, mü’min kadınlardan, cariyelerinden, cinsî iktidarı olmayan hizmetçilerinden ve şehvet çağına gelmemiş çocuklardan başkasına ziynet yerlerini göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri belli olsun diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hepiniz Allah’a tövbe edin, ey mü’minler, tâ ki kurtuluşa eresiniz.” (Nur, 24/31)