Buluğa ermeyen kişi hiçbir şekilde yaptığı hatalardan mesul olmaz mı veya günahları anne babasına mı yazılır ?

Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz. [Müslim]

(Ey iman edenler, yakıtı insan ve taş olan Cehennem ateşinden kendinizi ve çoluk çocuğunuzu koruyun) [Tahrim 6]
İyiliğe de, kötülüğe de sebep olanlar, yaptıkları işe ortak olurlar Üç hadis-i şerif meali:

(Dinimizde iyi bir çığır açan, bununla amel edenler gibi sevaba kavuşur, onların sevabından da hiçbir şey eksilmez Kim de, dinimizde kötü bir çığır açarsa, onların günahı, ona da verilir, o kötü yoldakilerin günahından hiçbir şey eksilmez) [Müslim]

(Hayra delalet eden [yol gösteren, sebep olan] o hayrı yapan gibi sevaba kavuşur)[Taberani]

(Bir Müslümanın evladı ibadet edince, kazandığı sevap kadar, babasına da verilir Bir kimse, çocuğuna dinini öğretmeyip, günah olan şeyler öğretirse, bu çocuk ne kadar günah işlerse, babasına da o kadar günah yazılır)

(Ağaç yaşken eğilir) ve (Demir tavında dövülür) gibi ata sözleri meşhurdur Her şey zamanında yapılır Bir hadis-i şerif meali:

(Çocukken öğrenilen şey, taş üzerine kazılan nakış gibi kalıcıdır Yaşlandıktan sonra öğrenmeye kalkması ise, su üzerine yazı yazmaya benzer) [Hatib]

Bu bakımdan çocuklarımıza ilkönce, dinimizin emir ve yasaklarını ve Kur’an-ı kerimi öğretmeliyiz Daha sonraya bırakmamalıyız (Helekel-müsevvifun) hadis-i şeriftir Anlamı ise, (Hayırlı işlerinizi hemen yapın Yarına bırakmayın, yoksa helak olursunuz) demektir Hayırlı işlerin birincisi ve en önemlisi çoluk çocuğuna İslamiyet’i öğretmektir Her Müslümanın bu birinci görevi hemen yapması, yarınlara bırakmaması gerekir

Teşhis doğru yapılmazsa tedavi de hem yanlış olur hem de netice vermez Bir çocuk akıl baliğ olunca yani ergenlik çağına gelince mükellef olur, yani dinimizin emir ve yasaklarına muhatap olur İmanın şartlarını yani Amentü‘yü manasıyla beraber bilip söylemesi, İslam’ın beş şartına inanması, gereğini yapması farz olur Gusletmesi, abdest alması, namaz kılması farz olur Anne babalar ve gençler buna dikkat etmezse, hem günaha girdikleri gibi hem de huzur yüzü görmezler.

Ergenlik çağındaki gençlerdeki problemlerin ana sebebi, belki imanlarının olmayışı, varsa gusletmemeleri ve namaz kılmamalarıdır Çocuk akıl baliğ olunca bunları bilmezse, inanmazsa, beğenmezse mürted olur Buna sebep olan anne baba da mürted olur
Yeni müslüman olanın veya akıl-baliğ olan çocuğun, önce Kelime-i şehadet söylemesi ve bunun manasını öğrenip, inanması gerekir Bundan sonra, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan itikad, yani iman edilmesi gereken bilgileri öğrenip, bunlara inanması gerekir.

Sonra Ehl-i sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini, yani İslam’ın beş şartını ve helal, haram olan şeyleri öğrenmesi ve bunlara inanması ve uygun yaşaması gerekir Bunları öğrenmek ve uymak gerektiğine inanmayan, önem vermeyen mürted olur Yani kelime-i şehadet getirerek müslüman olduktan sonra, tekrar kâfir olur
Nikahlı müslüman bir kız, baliga olduğu zaman, Müslümanlığı bilmezse, nikahı bozulur Yani mürted olur Allahü teâlânın sıfatlarını ona bildirmelidir O da, tekrar etmeli ve (bunlara inandım) demelidir (Dürr-ül-muhtar)

İbni Abidin hazretleri bunu açıklarken diyor ki:
Kız küçük iken, ana-babasına tâbi olarak müslümandır Baliga olunca, ana babasının dinine tâbi olması devam etmez İslamiyet’i bilmeyerek baliga olunca, mürted olur İman edilecek şeyleri işitip de, inanmamış kimse, kelime-i tevhid söylese, yani (La ilahe illallah Muhammedün resulullah) dese, müslüman olmaz Amentü‘de bulunan altı esasa inanan ve (Allahü teâlânın emirlerinin ve yasaklarının hepsini kabul ettim, beğendim) diyen kimse Müslüman olur.

Her Müslüman, çocuklarına Amentü’yü ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı esası öğrenmez ve inandığını söylemezse, baliğ olduğu zaman Müslüman olmaz, mürted olur
Sadece Allah’a inandım demek kâfi değildir Amentü’de bildirilen altı esastan birini, mesela kaderi inkâr eden, kâfir olur, bütün iyi amelleri yok olur (Redd-ül Muhtar)

Ölünün evinde yemek yemenin hükmü nedir ? Cenaze sahibi bu süreci nasil tamamlar?

?Kişi vefat ederken komşuların ölü evine yiyecek getirmesi sünnettir.
?Ancak ölünün vefatından sonra akrabalarının komşulara yiyecek dağıtmasını ifade eden bir hüküm yoktur. Bu bölgeye ait bir adettir.
?Çünkü rivayet edildiğine göre “Mute harbinde Cafer b. Ebu Talib (ra) (Caferi Tayyar )öldürülünce, Hz. Peygamber (as) şöyle buyurdu:
“Caferin ailesine yemek yapıp götürün. Çünkü başlarına kendilerini meşgul edecek bir musibet gelmiştir.” (1)
?Komşular yaptıkları yemekleri ölü ailesine yardımda bulunmak ve kalplerini kazanmak için gönderirler. Çünkü cenaze sahipleri musibetle, gelen gidenlerle meşguliyet sebebiyle yemek yapamamış olabilirler.
Bunun aksine ölü evinin gelen gidenlere yemek hazırlaması mekruhtur, bidattır, aslı esası yoktur.
?Çünkü böyle yapmakla ölü ailesinin sıkıntı ve kederi bir kat daha arttırılmış olur, meşguliyetlerine meşguliyet katılmış ve cahiliyye döneminin adetlerine benzetilmiş olur.
?Cahiliye devrinde biri vefat ettiğinde bir deve kesilip ikram edilirmiş
Bugünde böyle yapılırsa ibret alınması gereken ortam düğün yerine dönüşür
(İhsan Şenocak h)

?Hele ölünün varisleri arasında ergenlik çağına girmeyen çocuklar varsa, böyle bir evde yemek hazırlayıp misafirlere ve ziyaretçilere takdim etmek sakıncalı olabilir. Çünkü vefat eden kişini malları varislerine kalmıştır. Bu nedenle vefat edenin mallarından ikram edilecekse, varislerin izni gerekir.
?Cerir b. Abdullah şöyle demiştir:
“Eğer yemek yapmaya ihtiyaç varsa caizdir. Çünkü ölü evine cenaze ve taziye için köylerden ve uzak yerlerden gelenler olur, ölü evinde gecelemeleri gerekirse, o takdirde yemek yapılıp yedirilebilir.”
(Prof. Dr. Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi)

40 veya 52 sini yapmak

?Ölünün kırkıncı ve elli ikinci gecesi ile ilgili hiç bir şey vârid olmamıştır. Böyle geceler için özel merasim tertip etmek doğru değildir.
?Ölenin arkasından hemen dualara ve okumalara başlanır
?Bu durum sadece belirli gecelere mahsus değildir
?Bilakis vasiyet etti ise iskatı yapılır etmediyse dileyen cenaze sahipleri kendi imkanlarıyla iskat yaptırırlar
Mehmet Talu

İki yaşından fazla çocuk emzirmek caiz midir ?

Zira Allah Teâlâ Kuran-ı Kerim’inde şöyle buyuruyor:

وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَادَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَنْ يُتِمَّ الرَّضَاعَةَ
“Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler.” (Bakara 233)

İmam Ebu Hanife (Allah ona rahmet etsin)’ye göre ise bu müddet 30 aydır.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَوَصَّيْنَا الْإِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ إِحْسَانًا حَمَلَتْهُ أُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْرًا

“Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetledoğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır.” (Ahkaf 15)

 İmam Ebu Yusuf ve imam Muhammed(Allah onlara rahmet etsin) bu ayeti kerimede zikredilen müddetin, hamileliğin en az müddeti olan altı ay ile birlikte otuz ay ettiği görüşündedirler.Dolayısıyla otuz aydan altı ay çıkınca iki yıl kalacaktır. Fetvada bu görüşe verilir