Aylık arşivler: Haziran 2018

namaz iskatı nasıl hesaplanır?

vefat eden kişinin buluğ çağı biliniyirsa o zamandan, bilinmiyorsa erkekler için 12 , hanımlar için 9 yaşından itibaren, vefat ettiği yaş aralığı hesaplanır. Ve kaç yıllık namaz borcu olduğu ortaya çıkmış olur.

Her bir namaz için, o sene belirlenen fitre miktarına uygun olarak bir fitre miktarı, bir gün için ise 6 vakit namaz bulunduğundan 6 fitre miktarı para hesap edilir.
Bu miktar 30 ile çarpılır ve bir aylık namazın iskat bedeli bulunmuş olur.

Zekatın şartları / Zekatta nisap / Zekat gereken mallar

?Nisab; zenginlik sınırını belirleyen miktar’dır.
?İslam’da nisap miktarı ve daha fazla mala sahip olan, zengin;
?daha azına sahip olan ise yoksul sayılır.

BIR KIMSENIN ZEKAT ILE YÜKÜMLÜ OLMASININ ŞARTLARI:
hür, ergin, müslüman olması; borçlarının ve aslî ihtiyaçlarının dışında yıllanmış nisap miktarı mala sahip bulunması gerekir.

?Zekâta tabi olan nakit para ve malların çeşidine göre nisap miktarları da farklıdır.
?Kendilerine zekât gereken mallar beş sınıftır.
?Bu malların kişiyi zekat yükümlüsü kılan nisapları şöyledir:

⚠️ A) Nakitler: Altın, gümüş ve nakit paralar. Altının nisabı, yirmi miskal veya yirmi dinar altındır. (81 veya 96 gr)
?Gümüşün nisabı 200 dirhem gümüş olup; şer’î dirhem ölçüsüne göre 560 gram, örfi ölçüye göre ise 640 gram aşırlığındaki gümüştür.
?Altın veya gümüşün zekâta tabi olması için para, süs eşyası, kap-kacak şeklinde bulunmaları sonucu etkilemez.

?Kâğıt veya madeni paraların nisabı da altına göre hesaplanır.
Çünkü muâmelelerde asıl olan altındır.
Fethul-Kadîr
İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr,

?İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre, nisabı tamamlamak için altın veya gümüşten birisi diğerine eklenir.
?Meselâ; bir kimsenin yüz dirhem gümüşü ve kıymetçe yüz dirhem gümüşe denk olan beş miskal altını olsa, buna zekât gerekir. Bunlar tek cins gibi kabul edilir.

⚠️ B)  Maden ve Defineler:

?Maden :toprak dışında toprakta yaratılan ve kıymetli olup topraktan çıkan her şeyi içine alır. Altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, kireç, alçı gibi.
?Ehl-i küfür tarafından toprağa yerleştirilen definelere “kenz” denir.
?Müslümanlara ait özellikler taşıyan define, “Lukâta” kayıp mal hükümlerine tabi olur.
?Hanefilere göre maden ve definelerde nisap söz konusu olmaksızın, topraktan çıkan miktarın tamamına beşte bir zekât, ganîmet hükümlerine göre dağıtılır.

⚠️ C) Ticaret malları:

Arz ve çoğulu urûz; altın, gümüş, madenî ve kâğıt para dışındaki her çeşit ticaret eşyasını kapsamına alır.
? Emtia, gayri menkuller, hayvan çeşitleri, tarım ürünleri, elbise, kumaş ve benzerlerinden, alıp satmak üzere, ticaret amacıyla elde bulunan mallar, urûz tabilindendir.
?Bu malların zekâta girmesi için yıllanma yanında, kıymetlerinin altın veya gümüş nisabı seviyesine ulaşması gerekir. Kıymet konusunda malın bulunduğu beldedeki rayiç fiyatlar esas alınır (ez-Zeylaî, Nasbu’r-Raye, II, 375-378).

Günümüzde, eldeki ticaret malı 20 miskal (81 veya96 gram) altın karşılığına kıymetçe ulaşmış olur ve diğer şartlarda bulunursa, kişi nisap miktarı mala sahip sayılır ve kırkta bir zekât vermesi gerekir.
❗Gümüş, altına göre büyük bir satın alma gücü kaybına uğradığı için, ticaret mallarının nisabını belirlemede ölçü olma niteliğini kaybetmiştir.
?Ticaret mallarının zekâtı malın kendi cinsinden verilebileceği gibi, kıymet olarak bedeli de verilebilir (el-Kâsânî, a.g.e., II, 21; İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 31).

⚠️ D) Tarım ürünleri ve meyveler:

Tarım ürünleri ve meyveler, yağmur suyu ile veya masraf yaparak sulama durumuna göre onda bir veya yirmide bir zekâta tâbidir. Bu zekâta “öşür” adı verilir.
?Ebû Hanîfe’ye göre tarım ürünlerinde nisap cereyan etmez. Topraktan insan emeği ile yetişip çıkan buğday, arpa, pirinç, darı, karpuz, patlıcan, şeker kamışı gibi öşür arazisi ürünlerine, az olsun çok olsun, öşür adıyla zekât gerekir. Delil, konu ile ilgili ayet ve hadislerin genel anlamıdır. “Tarım ürünlerinden hasat zamanı (yoksulun) hakkını verin” (el-En’âm, 6/141); Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın helâl ve temiz olanlarından Allah için harcayın” (el-Bakara, 2/267). Hadiste şöyle buyurulur: “Toprağın çıkardığı şeylerde öşür vardır” (ez-Zeylaî, a.g.e., II, 384).
?Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre ise, tarım ürünlerinin nisabı 1 tondur. 1 ton’a (5 vesak) ulaşmayan hububattan ve insanların ellerinde bozulmadan bir yıl kadar kalmayacak sebzelere öşür gerekmez.
?Şâfiî, Mâlikî ve Hanbeliler de 5 vesak’ı tarım ürünleri için nisap miktarı olarak almışlardır. Ancak vesak miktarının hesaplanmasında mezhepler arasında görüş ayrılıkları olmuştur (el-Kâsânî, a.g.e., II, 57-63; eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, I, 156 vd.; İbn Kudâme, a.g.e., II, 690-695; İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, II, 2 vd.; ez-Zühaylî, a.g.e., II, 802 vd.). Bu nisabın delili Hz. Peygamber’in; “Beş vesak (bir ton) tan daha az kuru hurmada zekât yoktur” (eş-Şevkânî, a.g.e., IV,126, 138, 141) hadisidir.

⚠️ E) Hayvanlar:

Deve, sığır ve koyun, zekâta tâbidir. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’in aksine, Ebû Hanife atlarda da zekâtı gerekli görür. Ticaret için elde bulunmadıkça, atlara zekât gerekmemesi prensibi fetvâya esas olmuştur.

?Devenin zekât nisabı beştir. Hadiste şöyle buyurulur: “Beş deveden azda zekât yoktur” (eş-Şevkânî, a.g.e., 126,138). Beş deve olunca bir koyun, on devede iki, onbeş devede ise üç koyun zekât verilir (el-Kâsânî, a.g.e., II, 31 vd.; İbnül-Hümâm, a.g.e., I, 494 vd.; eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, I, 145 vd.).

?Sığırın nisabı, Muaz b. Cebel (ö. 18/639) den rivâyet edilen şu hadiste belirlenir: “Hz. Muaz şöyle der: Nebî (s.a.s) beni Yemen’e gönderdi ve her otuz sığırdan iki yaşında dişi veya erkek bir sığır; kırk sığır dan üç yaşında dişi bir sığır ve her yüklü sığırdan da bir dinar para veya buna denk elbiseyi zekât almamı emretti” (Tirmizî, Humus, 1966, II, 388; İbn Mâce, Sünen, I, 577). Bu duruma göre, otuz sığırdan daha azı zekâttan muaftır.

?Koyun ve keçinin nisabı, kırktır. Daha azında zekât yoktur. Hz. Ebû Bekir’in mektubundan Enes (r.a)’in yaptığı şu rivâyet, delildir: “Otlakta yayılan koyun ve keçilerde kırktan yüz yirmi ye kadar bir koyun-keçi zekât gerekir. Yüz yirmi’den iki yüz’e kadar iki tane; iki yüz’den üç yüz’e kadar üç koyun-keçi zekât düşmektedir” (Tirmizî, Sünen, II, 387; İbn Mâce, Sünen, I, 574, 577).

?Ticaret için elde bulunan atlara zekât gerektiği konusunda görüş ayrılığı yoktur.
?Ticaret için olmayan atlara gelince… Ebû Hanîfe’ye göre, bunlarda da zekât gerekir. Sahibi serbesttir; dilerse, her bir at için bir dinar verir; dilerse ata değer biçerek, her iki yüz dirhem’e, ticaret mallarında olduğu gibi, beş dirhem verir.
?Hadiste şöyle buyurulur: “Her sâime (yılın yarıdan çoğunda otlakta beslenen) at için bir dinâr veya on dirhem zekât vardır” (ez-Zeylaî, Nasbü’r-Râye, II, 357 vd.; İbnül-Hümâm, a.g.e., I, 502).

?Hububât ve meyveler dışında nisabı tamamlamak için bir cins başka bir cinse eklenemez.
?Hayvanlar deve, sığır ve koyun olmak üzere üç cinstir. Bunlardan bir cins, diğerine eklenemez.
?Meyveler de başkasına eklenemez. Kuru hurma, kuru üzüme, fıstık veya fındığa ilâve edilemez
?Ancak ticaret malları nakit paralara, nakit paralar da ticaret eşyasına eklenerek nisap bulunur (İbn Kudâme, a.g.e., II, 730).

SORU :* Borcu olan bir fakirin borcunu ödersem zekat geçerli olur mu ?

*CEVAP:*

Sağ olan bir fakirin borcunu ödemek için, onun emri veya izni ile borcu ödenirse caizdir, zekât yerine geçer. Bu ona temliktir. Çünkü alacaklı o parayı vekil olarak alır, daha sonra kendisi için teslim almış olur.

Şayet fakirin izni olmadan borcunu ödeyecek olsa, borç düşer ancak zekat verilmiş olmaz.

{İbn-i Abidin – Fetih – Ömer Nasûhi Bilmen}

Günümüz Şartlarına Fetvalar & Mesut Papatya

*SORU :* Adak kurbanı kesildikten sonra hayvanin hamile olduğu anlaşilsa ne yapılması gerekir ?

*CEVAP:*

Bir hayvanın hamile olduğu bilindiği halde kesilmesi tavsiye edilmez. Ancak kesilirse, kurban olma açısından geçerli olur. Ve kesilen bu hayvanın eti yenir.

?Bir hayvanın karnından çıkan yavru, tam teşekkül etmiş ve anne karnında canlı halde ise kesilerek yenilebilir.

?Kurbanlık bir hayvan kesilmeden önce doğursa, yavrusu da kendisi ile beraber kesilir. Çünkü yavru anasına bağlıdır. Eğer yavru kesilmeyip satılırsa, parasını sadaka olarak vermek gerekir.

(Büyük İslam İlmihali)

*SORU :* Namazda iken kahkaha ile gülen kimsenin hem namazı hem abdesti bozulur. Ancak bu namazın rüku secdeli bir namaz olması lazım. Birde gusül abdestiyle kılınan bir namaz olmaması lazım.

Gusül abdestiyle kılınan bir namazda kahkaha ile gülünürse, namaz bozulsada abdest bozulmaz, çünkü kahkaha gusül abdestini bozmazmış öyle midir?
 
*CEVAP:*

?Kahkahanın haddi ; bir kimsenin gülmesinden dolayı meydana gelen sesin, hem kendisinin ve hem de yanındakilerin duyacağı kadar olmasıdır.
 
?Dıhk (gülme)ın haddi ise; sesin, kenidisinin duyacağı kadar olup, yanındakilerin duyamayacağı kadar olmasıdır.
 
?Tebessüm ise; sessiz gülmek, gülümsemektir. Yani ne tebessüm eden kimse, ne de yanındakiler bir ses duyamazlar. 
 
❗ *Kahkaha;* Namaz içerisinde olursa abdestide namazıda bozar, namazın haricinde abdesti bozmaz.
 
❗ *Dıhk;* namazın içinde olursa, namazı bozar, abdesti bozmaz.
 
❗ *Tebessüm;* namazı da abdesti de bozmaz.
 
?Bir kimse, tilâvet secdesinde veya cenaze namazında, kahkaha ile gülse, bu kimsenin, tilavet secdesi ve cenaze namazı bozulursa da abdesti bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân’da da böyledir.
 
?Ancak bir özürden dolayı îmâ ile namaz kılmakta olan bir kimse veya bir hayvana binili olduğu halde farz veya nafile namazlardan birini imâ ile kılmakta olan bir kimse, kahkaha ile gülerse, abdesti bozulur- Fethü’l – Kadîr’de de böyledir.
 
*Gusül Abdesti İle Namaz Kılanın Namazda Kahkaha İle Gülmesi:*
 
?Namazda kahkaha gusül abdestini bozmaz. Fakat kahkaha dört âzânın taharetini bozar,  denilmiştir.

❗Buna göre, gusleden kimsenin, namazda kahkaha ile gülmesi, namazını batıl eder ve yeniden abdest almadan, namaz kılması caiz olmaz. Muhıyt’te de böyledir. Sahîh olan da budur. Tatarhâniyye’de de böyledir.
 
Üveys AKI

*SORU :* Bir kimse gusül abdesti almasa, yani gusle niyet etmese ve ağzına burnuna su almadan sadece tepeden aşağı yıkansa/ıslansa (guslü değil ama, namaz abdesti olmuş sayılarak) bununla namaz kılabilir mi?

*CEVAP:*

?Abdestte niyet farz değildir, başın ıslanmasıda meshin yerine gelmesi için yeterli olur.

❗Sorudan anlaşıldığı kadarıyla diğer tüm abdest uzuvlarıda ıslandığına göre abdesti olur ve bu şekilde namaz kılabilir.

❗Ancak bu dediğimiz evvelce cünup olmaması durumu için geçerlidir.

❗Şayet cünup olsa idi,  ağzına ve burnuna su almadığı için guslü olmaz, dolayısıyla namazda kılamazdı.

Abdullah HİÇDÖNMEZ

*SORU :* Camilerin altında bulunan dükkânları kiralamak caiz midir? Cami altında tuvalet yapılmasında bir sakınca var mıdır?

*CEVAP:*
وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ
 (şüphesiz mescidler yalnız Allah içindir.) Cin/18
 
?İmam Ebu Hanife’ye göre  bir mescid yapıldığı ve müstakil girişi olduğu zaman, ilk kişinin namaz kılmasıyla orası mescid hükmünü alır. Artık mülkiyeti arazi sahibinin veya başka hiç kimsenin değil yalnız Allah’ındır. 

?İmam Ebu Yusuf’a göre; burayı mescid yaptım demekle mülkiyet zail olup orası mescid olur, yani mescid hükmünü alması için orada namaz kılınması şart değildir.

?İmam Muhammed’in görüşü  ise bir rivayette İmam Ebu Hanife’nin görüşü ile aynıdır. Diğer rivayette ise İmam Muhammed’e göre orada cemaatle namaz kılınmadıkça mülkiyetin zevali söz konusu değildir. Çıplak arazinin durumu da böyledir.

?Şu halde sualimizin cevabına müteallik Mescidler iki kısımdır.
 
*1-*  Çıplak arâziyken mescid hükmünü almış olanlar.
 
   Çıplakken mescid hükmünü alan arâzinin üzerine mescidden başka bir şey binâ edilemez, yerden göğe mesciddir.

Ancak mescidin levâzımından olan tuvalet, şadırvan gibi şeyler ve imam için lojman yapılabilir.  Böyle bir mescidin alt katında dükkan yapılırsa burayı kiralamak caiz değildir.
 
*2-* Çıplak arâzi iken alt katları dükkan, ev veya medrese emsâli şeylere niyet edilen mescitler.
 
Bu tür mescidler inşâ edilirken henüz mescit hükmünde olmayıp imamların zikrolunan görüşlerine göre sonradan mescid hükmünü alırlar.
 
?Şu halde mescit hükmünü almamış arazide mescid yapılırken, alt katlar için dükkân veya meşru olan ev, medrese v.s şeylere niyet edilebilir.

Bunlar -mescidi yaptırana göre- geliri mescide ait olmak üzere müstakil olarak vakfedilebileceği gibi, imam lojmanı gibi mescid için gerekli şeylerde yapılabilirler.

Alt katlar mescitten ayrı olarak vakıf yapılmışsa vakfedenin şartı üzere hareket edilir.

Geliri camiye yardım amaçlı vakfedilen alt katlar, ecr-i mislinden (piyasa değerinden) kiraya verilirler.

Ecr-i mislinden noksan bir ücretle kiraya verilirse bakılır; şayet bu, bir noksan-ı yesir ise kiralama sahih olur. Fakat noksan-ı fahiş olursa sahih olmaz. 

Kira hususunda noksan-ı yesir 1/5 ten aşağı olan noksandır.

Noksan-ı fâhiş ise 1/5 ten ziyade olan miktardır.

Yani piyasa değeri 1000 lira olan yeri 800 liradan aşağı kiraya vermek sahih değildir.

Meselede daha çok tafsilat ve görüşler vardır ancak özet olarak Hanefi mezhebinin görüşü budur.
 
Her iki durumda da mescidin levâzımından olduğundan mescidin altında veya yanında tuvalet ve şadırvan yapmakta bir beis yoktur. Ve’s-Selam.
 
Emin Ali YÜKSEL

Kerahat vakitleri

? Kerahat Vakitlerinde neler yapılır neler yapılmaz?

üç ağır kerahat vakti vardır:

?1) Güneş doğduktan sonraki yarım saat
?2)Öğle namazına yarım saat kala
? 3) Akşam namazına yarım saat kala .
?Bu 3 vakitte
❗Hiçbir kaza
❗vacip namaz (Vitir adak Bozulmuş nafile ve tavaf namazı )kılınmaz..
❗Kerahat Vakitlerinden önce hazırlanmış olan cenaze namazı kılınmaz
❗Kerahat Vakitlerinden önce okunmuş olan secde ayetinden dolayı tilavet Secdesi yapılmaz

Aksi halde iadeleri lazımdır
?Kerahat vaktinde okunan secde ayetinden dolayı o vakitte secde yapılabilir fakat bu secdeyi Kerahat vaktinden sonraya bırakmak daha faziletlidir

?Nafile de kılınmaz ama kılınacak olursa nafileler kerahetle caiz olur …
? yine Kerahat Vakitlerinden birinde hazırlanmış olan bir cenazenin namazı o vakitte kılınabilir öyle ki faziletli olan bu namazı geciktirmeyip hemen kılmaktır çünkü cenazelerde acele etmek menduptur

? Kerahat Vakitleri nde Kuran okuyup zikir yapmak ise caizdir fakat zikir yapmak daha efdaldir

Halebi

Ayrıca uyumakta doğru değildir

Akika kurbanı

AKİKA KURBANI

?Yeni doğan çocuğun başındaki tüyüne (Akîka) denir. Böyle bir çocuk için Cenab-ı Hakk’a şükür yerine geçmek üzere kesilen kurbana da “Akîka” adı verilmiştir. Bunun müslümanlarca asıl adı “Nesîke”dir.

?Akîka, bizce mubah ve güzeldir. Üç İmama göre ise sünnettir.

?Akîka kurbanı, çocuğun doğduğu günden büluğ çağına erinceye kadar kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir.

?Çocuğun yedinci doğum günü adı konulur ve başının saçları kesilip ağırlığınca altın veya gümüş sadaka verilir. Aynı günde bu kurban kesilir; çünkü böyle yapılması üç İmama göre müstahabdır.

?Kurbana elverişli olan hayvan akîkaya da yeterli olur.

?Erkek çocuk için bu kurban kesilebileceği gibi, kız çocuk için de kesilir. Bunlardan her biri için bir koyun kesilmesi yeterli olur. Erkek çocuk için iki kurban kesilmesi gereğini söyleyenler de vardır.

?Akîka kurbanının kemikleri, çocuğun sağlık ve selametine bir hayır dileği olsun diye, kırılmayıp yalnız ek yerlerinden ayrılır ve öylece pişirilir. Bunu yapmak müstahabdır.

?Diğer bir bakımdan da, çocuğun mütevazi olmasına ve kötü huylardan korunmuş olmasına bir işaret olsun diye kemiklerin kırılması müstahab görülmüştür.

?Akîka kurbanının etinden sahibi yiyebilir, başkalarına da yedirebilir, sadaka da verebilir.
Büyük İslam İlmihali