Aylık arşivler: Şubat 2021

Abdestinin bozulup bozulmadığından şüphelenen kişi ne yapmalıdır?

?Abdest aldığından emin olan kimse aldığı bu abdestin sonradan bozulduğu noktasında şüpheye düşmüşse abdestine itimat eder, şüphelenmesinden ötürü yeniden abdest alması gerekmez.

?Çünkü burada “kesin olan bilgi, şüpheyle ortadan kalmaz” kuralı geçerlidir.

?Nitekim abdest aldığından emin olan bu kişide abdestin var olduğu kesin bilgidir. Şüphelendiği şey ise aldığı abdestin sonradan bozulup bozulmadığıdır. Bu ise kesin olan abdeste zarar vermeyecektir.

?Yalnız bu hüküm, abdestinin bozulduğundan şüphelendiği sürece böyledir. Yoksa bu kimse bir şekilde abdestinin bozulduğundan emin olursa artık abdest almalıdır.

(Alıntı: Ismail ağa derneği)

Takma kirpik kullanmak abdeste engel midir?

?Abdest alan kimsenin göz pınarı dediğimiz; göz kapaklarının burun tarafindaki birleşim yerine suyu ulaştırması şarttır.

?Hatta kişinin abdestte yüzüne su vururken gözlerini şiddetli yumması da caiz değildir. -Nitekim böyle yummak yer yer suyun ulaşmasına mani durum doğurabilir.-

?Bunların yanı sıra kurumuş çapakları dahi temizlemek abdestin geçerliliği için ayrıca gerekli görülmüştür.

?Bunlardan anlaşıldığı üzere göz kapağının ucuna, gerçek kirpiklerin üzerine takma kirpik ve sair süs nesnelerinin yapıştırılması veya takılması abdeste elbette mani olacaktır. Çünkü takıldığı yerler yıkanması şart olan yerlerdir.

Namazda dil ile niyet şart mıdır?

• Kalpteki niyete lisanın telaffuzunu da katmak, bazı alimlere göre müstehap, mutasavvıflara ve bazı fakihlere göre ise (niyet kalbin ameli olduğu için) bidattır (sünnete muhaliftir).

• Ancak kalbini toparlayamayan kişi hakkında bu mubahtır.

• Resulüllah (sav)’den; namaz kılarken “şu namazı kılıyorum” dediği hakkında, hiçbir sahih veya zayıf haber bulunmadığı gibi, sahabe ve tabiinden de böyle bir nakil sabit olmamıştır.

• Allah Resulü hakkında; “namaza kalktığında tekbir alırdı” ifadesi nakledilmiştir.

• Bazı fakihler de lisanla telaffuzun, kalbin amelinin tahkiki olduğunu ve vesveseyi kestiğini söyleyerek mubah olduğuna hükmetmişlerdir.

• Hz. Ömer’in (ra) namazda lisanla niyet edeni uyardığı nakledilmiş, fakat bu uyarının aşikâr niyet için olduğu gizli söylemekte bir beis olmadığı bildirilmiştir.

Tenbih: Kalbi hazırlamaktan aciz olunduğu zamanlarda (bir çok kişide olduğu gibi) lisanla niyet etmek kalbe vekâleten kifayet eder.

(Namazın önemi ve hükümleri/ A. Karamustafaoglu)

Abdest alırken sakal dibine suyun ulaştırılması şart mıdır?

Öncelikle kişinin sakalının seyrek mi yoksa sık mı olduğuna bakılır:

Eğer kişinin sakalı seyrek olup sakalının çıktığı yerler yani sakal dipleri gözüküyorsa suyu buralara ulaştırması zorunludur. Zira gözükmekle artık -yanak ve alın gibi olmuş- zuhur etmiştir.

Ancak sakalı sık ise; suyu sakal altına yani kıl diplerine ulaştırmak, kişi için gerekli değildir. Nitekim sadece sakalın yüzü hizalayan kısmına, yüze karşıdan bakıldığı zaman gözüken yere yani sakal üstüne su vurması, yıkaması yeterli olacaktır.

(Alıntı : Ismail ağa Derneği)

Kadınların saçları örgülü olduğunda gusülde çözmeleri gerekir mi?

?Kadınların gusül alma esnasında saçlarının köküne su ulaşması halinde ayrıca saç örgülerini çözmeleri gerekmemiştir.

?Örgülerin aşağı doğru sarkan kısımlarını yıkamaları gerekmez. Yeter ki diplerine su ulaşmış olsun.

?Burada bir meşakkat olacağı İçin şer’i şerif Örgülerin çözülmesini mecbur koşmamıştır.

?Zira bir hadÎs-i şerÎfte: Abdullah İbnİ Amr’ın “Kadınlar gusül aldıkları zaman saç Örgülerinni çözsünler” demesi Hazreti Aişe’ye (RadıAllâhuAnha) ulaşınca kendisi şöyle demiştir;”İbn Amr kadınlara saç Örgülerini çözmelerini söylemekle ne acayip bir şey demiştir. Onlara saçlarını kazımalarını da emretmeyecek mi! Hâlbuki ben ve Rasûlüllâh (SallâllâhuAleyhi ve Sellem) bir kap İçerisinde yıkandığımız zaman ben başıma üç defa su dökmekten başka bir şey yapmazdım.”

(Alıntı: Ismail Ağa Derneği)

Dövülmek ya da ağır yük kaldırmaktan dolayı meni gelse gusül gerekir mi?

?Gusül almayı gerektiren birtakım durumlar vardır. Bunların başta geleni cünüp olmaktır.

?Bu ise meninin şehvetli bir şekilde çıkması demektir. Meninin gelmesi esnasında şehvetin bulunması guslün gerekliliği için olmazsa olmazdır.

?Buna göre bir kimseden ağır kaldırmaktan veya dayak yemekten dolayı meni gelecek olsa ittifakla gusül alması gerekmez. Çünkü bu meni kişinin ne belinden ne de tenasül uzvundan şehvetle çıkmamıştır.

(Alıntı: Ismail Ağa Derneği)

Tükürüğünde kan gören kişinin abdesti bozulurmu?

?Hanefi mezhebine göre kan, sarı su, irin gibi vücuttan çıkan şeyler akıcı olması durumunda abdesti bozar.

?Akıcı olmasından maksat vücuttan çıktığı yeri aşması yani deri üzerine geçmesidir.

?Ağız içinde gerçekleşen kanama da hakeza böyledir. Ancak Hanefi mezhebi âlimleri ağızdaki kanın akıcı olup olmadığını tükürüğe olan oranıyla belirlemişlerdir.

?Buna göre kişi tükürüğünde kan görse bakar: Eğer kan tükürükten fazla veya ona eşitse abdesti bozulmuştur.

?Zira bu durumda kan, akıcı kabul edilmiştir. Aksi takdirde bozmaz. Çünkü kanın tükürükten az olması akıcı olmadığını gösterir.

2I. Bkz. İmam Muhammed, Kitâbu’I-AsI, 1/57 //aytzn Kapuz Malûll Z14C1d12, Bkz. “el-Fetâva’t-Tatarhâniyye”, 1/246.

(Alıntı: Ismail ağa derneği)