Öğlenin sünneti ne zaman kaza edilir?

Cumanın ve öğlenin ilk sünneti; hutbeye veya (farz için) cemaate yetişebilme gibi bir mâzeretle farzdan önce kılınamadıklarında, farzdan sonra fakat son sünnetten önce veya sonra (vakit içinde) kaza edilirler.

(Namazın önemi ve hükümleri /A. Karamustafaoglu)

Denizden namaz abdesti veya gusül alınabilir mi?

?Deniz, dinen temiz bir su kaynağı olduğu gibi bunun yanı sıra necis(pis) olan eşyayı da temizlemek için kullanılabilecek bir su çeşididir.

?Dolayısıyla hem temizdir, hem de temizleyicidir. Üstelik deniz suyu, hakiki(hissî) kiri temizleyebildiği gibi abdestsizliği ve cünüplüğü de gidericidir.

?içme suyundan bu noktada bir farkı yoktur. Denizden alınacak olan abdest veya gusül elbette geçerli olacaktır.

?Nitekim Ebû Hureyre (42)dan şöyle rivayet edilmiştir: Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Onun(denizin) suyu temiz vetemizleyicisir.”

(Alıntı : Ismail ağa derneği)

Sokaklarda üzerimize sıçrayan sular namaza mani olur mu?

?Caddeler, hem taşıtların hem de insanların ortak kullandığı yerlerdir. Bazen yağmur yağmakla bazen de başka sebeple buralarda su birikintileri, çamur veya akan sular oluşur.

?Böyle yerlerden geçen insanların üstüne bu suyun veya çamurun sıçrama olasılığı yüksektir. Kişi ne kadar dikkatli yürürse dahi (ki zaten dikkat etmelidir) yanından geçen bir taşıtın sıçrattığı suyla ıslanması neredeyse kaçınılmazdır.

?İbn Âbidîn (Allah ona rahmet etsin), âlimlerin bu konudaki görüşlerini naklettikten sonra şöyle buyuruyor: “Hâsılı kelam, böyle suların veya çamurun bulunduğu yolu güzergâh edinmiş kimse, elden geldikçe sakınmalıdır.

?Buna rağmen sıçramasını engelleyemediği su veya çamur affedilmiştir. Zira burada zaruret oluşmuştur.” Böylelikle bu elbiseyle kılınacak namaz geçerli sayılır.

(Alıntı: Ismail ağa derneği)

Abdest alırken çenenin ve çene altının yıkanması farz mıdır?

Abdest ayetinde vücûh ifadesi geçmektedir. Bu da lügatte “muvâcehe” ile aynı kökten gelir.

Yani bir kimsenin karşısından yüzüne bakıldığı zaman neresi gözüküyorsa abdestte o bölgenin yıkanması şarttır.

Bu kapsamda hem kadınlar hem de sakalı sık olmayan erkekler çenelerini yıkamak zorundadırlar.

Ancak çenenin boyuna doğru uzanan alt kısmı ise yüz bölgesi dâhilinde sayılmadığından ve karşıdan bakıldığında gözükmediğinden dolayı yıkanması şart değildir.

Bkz. “el-Fetava’I-Hindiyye”, 1/5, el-Aynî. Minhatü’s-SüIük fi şerhi Tuhfetü’I-MüIük, s:52

(Alıntı : Ismail ağa derneği)

Meyve yerken dişinde az bir kan görenin abdesti bozulmuş olur mu?

?Abdesti bozan etkenlerden birisi de vücuttan kanın çıkıp akmasıdır.

?Meyve ısırıldığı zaman, meyveye bulaşmış olan kanla abdest bozulmuş olmayacaktır.

?Zira kan ve irin gibi şeylerin abdesti bozması için akıcı olması gerekir.

?Nitekim meyve ısırıldığı zaman görünen kan çoğu kere akıcı olacak miktarda değildir. Bu sağlıklı olan insanlarda böyledir. Yoksa kişinin diş etlerindeki rahatsızlıktan ötürü kan akıcı olacak kadar çok çıkarsa abdesti bozulur.

(Alıntı : Ismail ağa derneği)

Abdestinin bozulup bozulmadığından şüphelenen kişi ne yapmalıdır?

?Abdest aldığından emin olan kimse aldığı bu abdestin sonradan bozulduğu noktasında şüpheye düşmüşse abdestine itimat eder, şüphelenmesinden ötürü yeniden abdest alması gerekmez.

?Çünkü burada “kesin olan bilgi, şüpheyle ortadan kalmaz” kuralı geçerlidir.

?Nitekim abdest aldığından emin olan bu kişide abdestin var olduğu kesin bilgidir. Şüphelendiği şey ise aldığı abdestin sonradan bozulup bozulmadığıdır. Bu ise kesin olan abdeste zarar vermeyecektir.

?Yalnız bu hüküm, abdestinin bozulduğundan şüphelendiği sürece böyledir. Yoksa bu kimse bir şekilde abdestinin bozulduğundan emin olursa artık abdest almalıdır.

(Alıntı: Ismail ağa derneği)

Takma kirpik kullanmak abdeste engel midir?

?Abdest alan kimsenin göz pınarı dediğimiz; göz kapaklarının burun tarafindaki birleşim yerine suyu ulaştırması şarttır.

?Hatta kişinin abdestte yüzüne su vururken gözlerini şiddetli yumması da caiz değildir. -Nitekim böyle yummak yer yer suyun ulaşmasına mani durum doğurabilir.-

?Bunların yanı sıra kurumuş çapakları dahi temizlemek abdestin geçerliliği için ayrıca gerekli görülmüştür.

?Bunlardan anlaşıldığı üzere göz kapağının ucuna, gerçek kirpiklerin üzerine takma kirpik ve sair süs nesnelerinin yapıştırılması veya takılması abdeste elbette mani olacaktır. Çünkü takıldığı yerler yıkanması şart olan yerlerdir.

Namazda dil ile niyet şart mıdır?

• Kalpteki niyete lisanın telaffuzunu da katmak, bazı alimlere göre müstehap, mutasavvıflara ve bazı fakihlere göre ise (niyet kalbin ameli olduğu için) bidattır (sünnete muhaliftir).

• Ancak kalbini toparlayamayan kişi hakkında bu mubahtır.

• Resulüllah (sav)’den; namaz kılarken “şu namazı kılıyorum” dediği hakkında, hiçbir sahih veya zayıf haber bulunmadığı gibi, sahabe ve tabiinden de böyle bir nakil sabit olmamıştır.

• Allah Resulü hakkında; “namaza kalktığında tekbir alırdı” ifadesi nakledilmiştir.

• Bazı fakihler de lisanla telaffuzun, kalbin amelinin tahkiki olduğunu ve vesveseyi kestiğini söyleyerek mubah olduğuna hükmetmişlerdir.

• Hz. Ömer’in (ra) namazda lisanla niyet edeni uyardığı nakledilmiş, fakat bu uyarının aşikâr niyet için olduğu gizli söylemekte bir beis olmadığı bildirilmiştir.

Tenbih: Kalbi hazırlamaktan aciz olunduğu zamanlarda (bir çok kişide olduğu gibi) lisanla niyet etmek kalbe vekâleten kifayet eder.

(Namazın önemi ve hükümleri/ A. Karamustafaoglu)

Abdest alırken sakal dibine suyun ulaştırılması şart mıdır?

Öncelikle kişinin sakalının seyrek mi yoksa sık mı olduğuna bakılır:

Eğer kişinin sakalı seyrek olup sakalının çıktığı yerler yani sakal dipleri gözüküyorsa suyu buralara ulaştırması zorunludur. Zira gözükmekle artık -yanak ve alın gibi olmuş- zuhur etmiştir.

Ancak sakalı sık ise; suyu sakal altına yani kıl diplerine ulaştırmak, kişi için gerekli değildir. Nitekim sadece sakalın yüzü hizalayan kısmına, yüze karşıdan bakıldığı zaman gözüken yere yani sakal üstüne su vurması, yıkaması yeterli olacaktır.

(Alıntı : Ismail ağa Derneği)

Kadınların saçları örgülü olduğunda gusülde çözmeleri gerekir mi?

?Kadınların gusül alma esnasında saçlarının köküne su ulaşması halinde ayrıca saç örgülerini çözmeleri gerekmemiştir.

?Örgülerin aşağı doğru sarkan kısımlarını yıkamaları gerekmez. Yeter ki diplerine su ulaşmış olsun.

?Burada bir meşakkat olacağı İçin şer’i şerif Örgülerin çözülmesini mecbur koşmamıştır.

?Zira bir hadÎs-i şerÎfte: Abdullah İbnİ Amr’ın “Kadınlar gusül aldıkları zaman saç Örgülerinni çözsünler” demesi Hazreti Aişe’ye (RadıAllâhuAnha) ulaşınca kendisi şöyle demiştir;”İbn Amr kadınlara saç Örgülerini çözmelerini söylemekle ne acayip bir şey demiştir. Onlara saçlarını kazımalarını da emretmeyecek mi! Hâlbuki ben ve Rasûlüllâh (SallâllâhuAleyhi ve Sellem) bir kap İçerisinde yıkandığımız zaman ben başıma üç defa su dökmekten başka bir şey yapmazdım.”

(Alıntı: Ismail Ağa Derneği)