Köpek Beslemek caizmidir ?

Köpek edinmek uygun bir şey değildir. Ancak hırsızın korkusu veya başka bir korku bulunursa, o zaman müstesnadır.

• Ziraatcinin köpek beslemesi şer’an caizdir.

• Av için köpek edinmek ise mübahtır.

• Keza, bir kimsenin bağ, bahçe, ekin ve hayvanlarını korumak için köpek edinmesi de caizdir. (Fetavayi Hindiyye)

• Ayreten günümüzde görme engellilere yolda yürüyebilmesi için klavuzluk eden köpeği ve polis köpeği edinmek caizdir.

BUNLARIN DIŞINDA EVDE VEYA BAHÇEDE KÖPEK EDINMEN CAIZ DEGILDIR !

Yukaridaki meşru sebeblerden birisi için bile olsa evde köpek beslemek caiz değildir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) ziraat, koyun, ev bekletme, av gibi bir sebep olmaksızın köpek besleyenin sevabından her gün bir kırat (bir başka rivayette iki kırat) eksileceğini buyurmuştur. (Buhârî, “Hars”, 3, “Bed’ül-halk”, 7, 17; “Zebâih”, 6; Müslim, “Müsâkât”, 51-60; Nesâî, “Sayd”, 10- 14, 24)

Ayrıca içinde köpek bulunan eve meleklerin girmeyeceğini haber vermiştir (Buhârî, “Bed’ül-halk”, 7,17

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s) Cebrail ile, belli bir saatte buluşmak üzere sözleşmişler, ancak içeride bulunan köpek sebebiyle Cebrail gelmemiş ve köpeği farkeden Rasûlüllah derhal çıkarılmasını emretmiş ve köpek çıkarıldıktan sonra Cebrail’le görüşebilmiştir (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 7,17, “Meğâzî”, 12, “Libâs”, 88,94; Müslim, “Libâs”, 81-84….; Fahreddin er-Râzî, Mefâtihu’l-Cayb, Kahire 1934-62, XXXI, 210).

İçinde köpek bulunan eve meleklerin girmemelerinin sebebi onların pis kokmaları, pislik yemeleridir. Bundan dolayı gereksiz yere köpek edinen kimse evine melek girmekten mahrum bırakılmak suretiyle cezalandırılmıştır (Nevevî, a.g.e., XIV, 84; Aynî, Umdetü’l-Kârî, Kahire 1348, XV, 139).

Ayrıca aralarında köpek ve çan bulunan yolcularla meleklerin arkadaşlık etmeyeceği de Hz. Peygamber tarafından ifade edilmiştir (Müslim, Libâs, 103).

Kadınların pamuk kullanmalarının hükmü nedir ?

Bugünkü tıbbi verilere bakıldığında;

Hanımlardan gelen tabi akıntının rengi, kıvamı ve kokusu, mikrobik olarak yada herhangi bir hastalık sebebiyle değişmemişse necaset olmadığı,
dolayısıyla abdestide bozmadığı anlaşılmaktadır.

DIKKAT:
Gerek gelen akıntının iltihaplı olması veya temizlik günlerinde renkli bir akıntı gelerek özür olunması ve bunlardan haberdar olunmaması ihtimaline karşı
gerekse müçtehitlerimize muhalefet etmemek için pamuk veya herhangi bir tampon kullanmak ihtiyatlı ve güzel olandır.

Hanımlara mahsus fıkhi hükümler-
(Asuman Karamustafaoglu
)

Namazda gücü yetmeyen ne yapar

?Dinimizde sorumluluklar kulun gücüne göre belirlenmiş, gücü aşan durumlar için kolaylaştırma esası getirilmiştir. Hastalık da bu kolaylaştırma sebepleri arasında yer almaktadır. Hz. Peygamberimiz (s.a.s.), “Namazı ayakta kıl, güç yetiremezsen oturarak kıl, buna da güç yetiremezsen yan üzere yaslanarak kıl.” (Buhârî, Taksîru’s-salât, 19) buyurmuşlardır.

?Rükû veya secde etmeye gücü yetmeyen kimse îmâ ile namaz kılar. Îmâ, rükû ve secde yerine başla işaret etmek demektir. Îmâ ile namaz kılan kişi rükû için başını biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer. Secdede başını yere koyamayan kimsenin, bir şeyi başına kaldırarak ona secde etmesi caiz değildir. Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği hâlde, rükû ve secdeye gücü yetmiyorsa, ayakta veya oturarak îmâ edebilir; ancak oturarak îmâ etmesi daha uygundur (Merğînânî, el-Hidâye, II, 83-87).

?Rükû veya secde etmeye gücü yetmeyen kişi, rahatsızlığı sebebiyle ayaklarını yana veya kıbleye uzatarak da olsa yere oturamıyorsa, ayakta veya tabure, sandalye, sedir vb. yerlere oturarak namazını îmâ ile kılabilir. Oturmaya da gücü yetmeyen kişi, sırt üstü yatarak veya yana yaslanarak îmâ eder.

?Hanefîlere göre îmâ mutlaka baş ile yapılmalıdır. Başı ile îmâ etmeye gücü yetmeyen kimse namazını kazaya bırakır; gözleri, kaşları veya kalbiyle îmâ ederek namaz kılamaz (Merğînânî, el-Hidâye, II, 83-85; Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 260).

?Hanefîlerden Züfer’e ve Şafii mezhebine göre ise başıyla îma etmeye gücü yetmeyen kimse gözüyle îma ederek namazlarını kılar. Gözle de îmaya gücü yetmezse kalbiyle namazlarını kılar. Yani kalben kendisini namazda hayal eder ve okuması gereken duaları okur. Daha sonra bu şekilde kıldığı namazları kaza etmesi de gerekmez. Ancak daha sonra ayakta kılabilecek şekilde sağlığına kavuşursa kalp ve göz ile kıldığı namazları iade etmesi müstehap olur (Serahsî, el-Mebsût, I, 217; Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 260; Remlî, Nihayetu’l-Muhtaç, I, 468-470).
?Ancak göz veya kalp ile îmaya gücü yeten kimse, Allah ile irtibatını koparmamak için namaz kılmak isterse bu son görüşle amel edebilir

‘Göbek Kordonu / bağı’ caminin yakınına gömülmeli deniyor. Böylelikle o kişi hoca veya salih biri olurmuş. Doğru mudur acaba ?

Göbek bağını nereye gömerseniz çocuk ileride o mesleği seçer ! gibi bazı sözleri halkın içinde zaman zaman duyuyoruz. Fakat bunların hiç birinin aslı olmadığı gibi, külliyyen uydurmadır. Sen çocuğunu İslam’a göre yetiştirmedikçe, istersen o kordonu Kâbe’nin yakınına göm; o çocuk bırak hoca olmayı, serseri olur çıkar.

Sefer

Kişi başka bir şehre yerleşecek olsa;
Köyünü, memleketini terk etmeye niyet etmedikçe orası vatanı Aslı olmaktan çıkmaz.

Yani “gün gelir buraya dönerim, burası memleketimizdir, yazları buraya geliyoruz, emekli olunca memleketime döneceğim”
gibi hâla doğup büyüdüğü yeri vatan kabul eden, göç ettiği şehir de ticari veya başka bir amaçla duran kişiler, memleketlerine velevki ziyaret için döndüklerinde bile namazlarını tam yani Mukim olarak kılmalıdırlar.

(SORULU CEVAPLI ISLAM FIKHI)

Her hangi bi olay için okunan ayet salevat vs. için sayı biçiliyor bu ne kadar doğru ?

?Peygamber Efendimiz (sav)den rivayet edilen ve belli sayılarda okunması isetenen dualar, zikirler, tesbihler vardır. Bunların, bu sayılara uygun olarak okunması sünnettir.

?Maddi kilitlerin kendilerine münasip anahtarları olduğu gibi manevi kilit hükmünde bazı sırların da kendilerine münasip ölçülerde anahtarları vardır.
Cübbeli

?bazı ilahi sırların açılabilmesi için belirli sayıda okunması tavsiye edilir
?kasten çekilmez ise o ilahi sırra erişilmesi mümkün olmayabilir.
?Fakat sehven, yani unutarak yanlış çekilmiş ise Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden Ümit kesemeyiz

Itikaf

ITIKAF

?Bir yerde bekleme, durma ve kendini orada hapsetme. Akıl bâliğ veya temyiz kudretine sahip bir müslümanın beş vakit namaz kılınan bir mescitte ibadet niyetiyle bir süre durması anlamında bir fıkıh terimi.

?İtikâf, Kur’an ve sünnetle sabittir. Kur’an’da Ramazan ayının gecelerinden söz edilirken; “… Camilerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın…” (el-Bakara, 2/ 187) buyurulur. Başka bir ayette itikâf ibadetinin daha önceki ümmetlerde de yapıldığına işaret edilir (bk. el-Bakara, 2/125).

?Hz. Peygamber’in özellikle Ramazan içinde ve Ramazanın son on gününde itikâf yaptığını bildiren çeşitli hadis-i şerifler vardır.

Hz. Âîşe’nin şöyle dediği nakledilmiştir: “Resulullah (s.a.s) Ramazan’ın son on gününde itikâf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber’in zevceleri itikâfı sürdürmüşlerdir”

Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129; bk. Buhârî, İ’tikâf, 1-18; Ezân, 12, 135; Hayz 10; Müslim, İ’tikâf, 1-6; Ebû Dâvud, Ramazân, 3; Savm, 77).

?Ebu Hanife’ye göre içinde beş vakit namaz kılman her mescidde itikâfta bulunmak caizdir. Ebu Hanife ve İmam Mâlik’e göre itikâfın nâfile olarak en azı bir gündür.

Ebû Yusuf en az süreyi, bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken

İmam Muhammed itikâf için bir saati de yeterli bulur.

❗Mesciddeki itikâf erkeklere mahsustur. Kadınlar evde mescit edindikleri bir yerde itikâfta bulunabilir (ez-Zebîdî, Tecrîd-i”Sarîh, Terc. Kamil Miras, Ankara 1984, VI, 323-326).

??İtikaf üçe ayrılır:??

?a. Vacip olan itikâf:

Adak olan itikâf vaciptir. Bu, en az bir gün olur ve gündüz oruçla geçirilir. Hz. Ömer, Resulullah (s.a.s)’den, “Cahiliyye devrinde Mescid-i Haram’da bir gece itikâfta bulunmayı adamıştım; ne yapayım” diye sormuş Resulullah (s.a.s); “Adağını yerine getir” buyurmuştur (Buhârı, i’tikâf, 16; Ahmed b. Hanbel, ll, 10).

?b- Sünnet olan itikâf:

Ramazan’ın son on gününde itikâfa girmek sünnettir. Hz. Âîşe’nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s) orucun farz kılınmasından ömrünün sonuna kadar Ramazan aylarının son on gününde itikâfa girmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129). Bir yerleşim merkezinde bulunan müslümanlardan birisi bu sünneti yerine getirirse, diğerleri üzerinden bu görev düşer. Bu duruma göre, her yerleşim birimi için itikâf sünnet-i kifâye hükmündedir. Bir kişinin bunu yapması o beldedeki diğer müslümanları sorumluluktan kurtardığı gibi Cenâb-ı Hakk’ın, itikâf yapanın ecrini diğer belde müslümanlarına da vereceği umulur.

?c- Müstehab (mendub) olan itikâf:

Vacip ve sünnet olan itikâfların dışında itikâfa girmek müstehabdır. Bunun belirli bir vakti yoktur. Hatta mescide giren kimse çıkıncaya kadar itikâfa niyet ederse orada kaldığı sürece itikâfta sayılır. Bu itikâfda oruç şart değildir. Bazı müctehidlerin, itikâf süresinin bir saat bile olabileceği görüsünde bulunduklarını yukarıda zikretmiştik.

??İtikâfın Şartları??

❗1- Niyet; Niyetsiz itikâf olmaz. Nezredilen itikâfda niyetin ayrıca dil ile ifade edilmesi gerekir.

❗2- Mescid: Erkeğin, itikafı cemaatle beş vakit namaz kılman mescidde olmalıdır. İtikâfın en faziletlisi Mescid-i Haram’da, sonra Mescid-i Nebevî’de ve sonra da Mescid-i Aksa’da olandır. Diğer mescidlerdeki fazilet cemaatin çokluğuna göre değişir.

❗3- Oruç: Daha önce de belirttiğimiz gibi vacip olan itikâf için oruç şarttır. Sünnet itikâf Ramazan ayında olduğu için zaten oruçlu bulunma şart vardır.

❗4- Temizlik: Kadınların hayız ve nifastan temiz olmaları gerekir. Cünüplük oruca mani olmadığı gibi, itikafı da bozmaz. itikâfa giren cami içinde iken ihtilâm olursa, dışarı çıkarak gusül abdesti alır ve yeniden itikâfa devam eder.

?İtikâfta erginlik çağına gelmiş olmak şart değildir. Bu nedenle mümeyyiz bir çocuğun itikâfı da geçerlidir.

?Kadının itikâfa girebilmesi için kocasının iznini alması şarttır.

?İtikâf sırasında kötü ve çirkin söz söylememek, Ramazanın son on gününü ve cemaatı kalabalık olan mescidi tercih etmek, itikâf günlerinde Kur’an, hadis, Allah’ı zikir ve ibadetle meşgul olmak ve temiz elbise giyip güzel kokular sürünmek itikâfın adabındandır.

??İtikâfı bozan şeyler??

❗a- Cinsi ilişkide bulunmak. Kur’an-ı Kerimde; “Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın ” (el-Bakara, 2/187) buyurulur. Öpmek ve kucaklamak gibi şeylerden dolay inzal vaki olursa yine itikâf bozulur.

❗b- Herhangi bir ihtiyaç yokken mescidden dışarı çıkmak.

❗c- Bayılmak.

?İtikâfa giren kimse mescidden ancak şer’î, zaruri ve tabiî ihtiyaçları için çıkabilir.

?İtikâfa giren kimsenin bulunduğu mescidde cuma namazı kılınmıyorsa, cuma namazını kılmak üzere başka bir mescide gitmesi, küçük ve büyük abdest bozmak için mescidden dışarı çıkması tabiî bir ihtiyaçtır.

?İçerisinde bulunduğu mescidden zorla çıkarılması ya da şahsı ve eşyası hakkında korkusu sebebiyle başka bir mescide taşınmak için çıkması ise zarûrî ihtiyaç sebebiyle çıkıştır.

?Bunların dışında mescidden çıkmak itikâfı bozar. İtikâfda olan kimsenin yemesi, içmesi, uyuması ve ihtiyacı olan şeyleri satın alması mescidde olur

(bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, İstanbul 1984, II, 440 vd.; ez-Zebîdî, a.g.e., VI, 323 vd.

SORU 94: Fitre miktarı ne kadardır?

Fitre miktarı ne kadardır?

CEVAP:
Hanefi mezhebine göre fıtır sadakasının miktarı; buğdaydan verilmek istenildiği zaman yarım sâ’, arpa, hurma ve kuru üzümden ise 1 sâ’ dır.(1)

❗(2019 fitre miktari; en az 23 tl dir.)

?İmamı Ebu Yusuf’a göre fakirin ihtiyacının giderilmesi hususunda buğday unu buğdaydan, para da undan daha hayırlıdır.

Zira fıtır sadakasının hikmeti fakirin ihtiyacını gidermektir. O halde fakirin ihtiyacı en çok neye varsa fıtır sadakasını ondan vermek en uygun olanıdır.

❗Günümüzde fakirin ihtiyacını en iyi karşılayan para olduğuna göre fıtır sadakasını para olarak vermek gerekiyor. Imam-ı Ebu Yusuf’un bu görüşü günümüz değerleri içerisinde ihtiyata en muvafık (denk) olanıdır.

SORU 93: Sadaka-i fıtır ne zaman vacip olur?


Sadaka-i fıtır ne zaman vacip olur?

CEVAP:
Hanefi mezhebine göre sadaka-i fıtır bayram sabahı fecrin doğuşu ile vacip olur. Bu hususta gelen emir geniş zamanlı bir vacibiyet ifade etmektedir .Bu yüzden sadaka-i fıtrı ölmeden önce herhangi bir zamanda vermek yeterli olur. Ancak bayram namazına gelmeden önce ödemek müstehaptır.

?Bunun dışında Ramazan’ın başında verebileceği gibi Ramazandan bir yıl veya on yıl sonra da edâ olarak verebilir.

?Ramazandan önce verilirse geçerlidir. (Buyuk İslam İlmihali)
Ancak Ramazan’dan önce vermenin caiz olmayacağına dair görüş de vardir. (Damat Efendi, Mecmeu’l Enhur, 1/226)

❗Bu yüzden en ihtiyatlısı fitreyi Ramazanda vermektir.

Şafi mezhebine göre, fıtır sadakası dar vakitli bir ibadettir. Bayram akşamı güneşin batışından sonra vacip olur. Ramazan’ın birinci gününden itibaren verilebilir. Ancak Bayramın birinci günü güneşin batışına kadar mâzerete binaen geciktirilebilir. Mazeretsiz Bayramın birinci günü güneşin batışına kadar geciktirmek veya güneşin batışından sonraya bırakmak haramdır.