vitir namazında elleri salmak

VITIR NAMAZINDA ELLERI SALMANIN HÜKMÜ

?Öncelikle belirtelim; fıkha dair eserlerin bazısında kunut duasından önce alınan tekbir için, bağlı bulunan eller çözülüp yukarı kaldırılarak tekbir alınacağı kaydedilmektedir.

Sualli cevaplı İslam fıkhı

  1. Cilt 318
    Bazılarında ise eller salınır kaydı vardır
    Namazın önemi ve hükümleri
    Vitir namazı Bab-ı
    Nimetül İslam

❗Eller aşağıya saldıktan sonra yukarı kaldırıp tekbir alınsada alınmasada namazın sıhhatine zararı olmayacağı açıktır.

❗❗❗Peki bu tekbiri alırken elleri yana salmanın, sonra da kaldırarak tekbir almanın menşei nedir, nereden gelmiş, nasıl sünnet olmuştur?

?Bu hususta Rûhu’l-Beyan tefsirinde çeşitli rivayetler nakledilmektedir. Bunlardan birisi şöyledir:

“?Mi’rac gecesi Rasûlullah Efendimiz Mescid-i Aksâ’da bütün Peygamberlere (aleyhimü’s-salâtü ve’s-selâmü ve alâ Nebiyyinâ hâssah) imam oldu ve onlara iki rek’ât namaz kıldırdı… Bu esnada Hz. Musa (a.s.) Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) Sidre-i Müntehâ’ya vardığı zaman kendisi nâmına bir rek’ât namaz kılmasını istedi…

?Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) Hz. Musa (a.s.) ile Mi’rac gecesinde karşılaşacağı, Secde sûresinde işareten şöyle ifade edilir:

. وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَائِهِ ۖ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنِي إِسْرَائِيلَ

?Meali: “Andolsun biz Musa’ya Kitap verdik, (Rasûlüm!) Sen ona kavuşacağından şüphe etme ve onu İsrailoğullarına hidayet rehberi kıldık.” [Secde sûresi, 23]

?Bu âyetin birkaç tefsiri vardır…
❗Bunlardan birisi; Peygamberimizin, Kur’ân’ın tamamına kavuşacağından şüphe etmemesi…
❗Diğeri de Mi’rac gecesinde Hz Musa’ya mülâki olacacağından (onunla karşılaşacağından) kuşku duymamasıdır.

“?Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Mi’rac’ta, Sidre-i Mühteha’ya çıktı, (Hz. Musa’nın isteğini yerine getirmek için) bir rek’ât namaz kıldı… Buna bir rek’ât da kendisi ilâve etti… Namaz iki rek’ât oldu. Cenab-ı Hak kendisine bir rek’ât daha kılmasını emretti. Böylece namaz, akşam namazı gibi ‘vitr’ yani tek oldu.
İşte Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) üçüncü rek’âtı kılacağı sırada öyle bir İlâhî rahmet ve nûr tecelli etti ki, mübarek vücutları o nûr içinde kaldı…
❗Ve kendinden geçmiş vaziyette elleri çözüldü (haliyle yana düştü, bir nevi salıverilmiş oldu)… Sonunda ellerini kaldırarak tekbir aldı.
❗İşte Kunut dualarından önce elleri kaldırmak (ve tekbir almak) böylece sünnet oldu.” [
İsmail Hakkı Bursevi, Tefsûru Ruhu’l-Beyan, 4, 413-414]

?Bir başka rivayet ise şöyledir:

“Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) üçüncü rek’âtı kılacağı sırada Fatiha ve zamm-ı sûre okudu… Rükûa gideceği esnada Cehennemi gördü!
Cehennem ehli kömür gibi simsiyah olmuştu…
?Efendimiz (s.a.v.) bu halde de kendisinden geçti ve elleri çözülüverdi… Hemen Cebrâil (a.s.) geldi, Peygamberimizin (s.a.v.) üzerine Kevser suyundan döktü… Böylece Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v.) kendine geldi…
❗Tekbir alıp Kunut dualarını okudu… Kunut duasında Cehennemden ve Cehennem ehlinden Allah’a sığındı.”

Evdeki böcek karınca vs. karşı ne yapılır?

EVDEKI BÖCEK, KARINCA, HAŞERATA KARŞI NE YAPILIR ?

1. Evdeki canlıları öldürmeden dışarı atmanın yollarını arayacağız. Her canlının hayatını korumaya gayret göstereceğiz.

2. Buna rağmen onlara engel olamıyor ve bize zarar veriyorsa onları öldürmak caizdir, haram değildir.

3. Dışarıda bize zararı olmayan hayvanları öldürmek gibi bir anlayış kesinlikle doğru değildir. En azından mekruhtur.

4. Fare gibi zararlı hayvanları evden uzaklaştırmak gerekir. Eğer uzaklaştırmanın bir yolu yoksa, o zaman öldürmenin de bir sakıncası olmaz. Bunun için evde kedi bulundurmak (farelere karşı) en güzel yoldur

Araf süresi 97 98 99. Ayetler yazılır bir bardak suda çözülür ve o su evin 4 bir yanına serpiştirilirse karınca dahil bütün haşerattan emin olunur
Cübbeli Ahmet hocamız

Kına gecesinde mum yakmak

KINA GECESINDE MUM YAKMAK

?Bildiğiniz gibi ‘kına gecesi’ toplumumuzun âdetlerindendir ve normal bir toplantı hükmündedir, öyle icra edilmelidir.

?Kadınlar arasında görüşülür, konuşulur, dualar edilir… Bir haram iş ihtiva etmedikçe de örftür-âdettir-gelenektir, uyulabilir / uygulanabilir.

?Ancak her yerde ve her işimizde olduğu gibi bu toplantıda da küfür ehlini taklit olan bir işi yapamayız, yapmamalıyız. Allah’ın haram kıldığı işlere bulaşamayız, bulaşmamalıyız.

❗Batı menşeli âdetlerden olan mum yakıp söndürmek gibi bid’atlerden de kaçınmalıyız.

?Yine bunun gibi evlerde-bürolarda, işyerlerinde süs olsun diye mum yakmak, belli günlerde pastaye mum dikmek de örf ve âdetlerimiz açısından uygun davranışlar değildir, yapılmamalıdır.

?Peki mum ne zaman yakılıp söndürülür?

Elektrikler kesildiğinde yakılır, geldiğinde de söndürülür.

Bizim hayatımızda mumun yeri ve gördüğü iş bu kadardır, bununla sınırlıdır. Müslümanın herhalde bundan başka bir beklentisi olamaz mumdan. Hele ki günümüzde…

Ramazanda lokanta işletmek caizmi

RAMAZANDA LOKANTA IŞLETMEK CAIZMI ?

Ramazan-ı Şerif Müslümanların en mukaddes ayıdır. Bu ay, her mü`minin hürmet etmesi icab eden bir aydır. Hatta bir kimse yolculuk veya kadın aybaşı gibi bir halde olsa bile, halkın gözü önünde yemek yememesi gerekir. Ramazan-ı Şerifte lokanta açıldığı takdirde yolcu, aybaşı ve lohusa halinde olan kimseler yiyebilecekleri gibi, mazereti olmayan kimselerin de yemek yeme ihtimali vardır. Bu açıdan dikkatli olmak gerekir.

Ancak çocuklara, yolculara ve oruç tutması farz olmayan Müslümanlar ile, gayri müslimlere yemek satmak veya iftar yemeğini hazırlamak için, lokanta açıp çalıştırmanın bir sakıncası yoktur. Bu nedenle lokanta ve pastane gibi yerlerin Ramazan ayı içinde hanımlar, yolcular ve hastalar gibi mazeretli kimseler ve gayri müslimlerle alışverişi caizdir. Fakat oruç tutması gerektiği halde kasden oruç yediği bilinen kişiye satış yapmak caiz değildir. Çünkü günaha yardımcı olmak da günahtır.

Terminallerde veya çarşının ortasında lokanta, pastane işletmekte olan bir şahıs, gelen müşteri, misafir ya da oruç tutması farz olmayan birisi ise veya gayri müslim olduğunu biliyor ise, o zaman satış yapabilir. Oruç tutması gereken birisi ise satış yapamaz.

(bk. Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar)

Ipek kirpik caizmidir?

IPEK KIRPIK CAIZMI DIR ?

Makyaj hükmündedir !

Bu ektirme şeklinde olursa o zaman cevaz verilen kişi de gusül ve abdest açısından sorun olmaz

Yapıştırma şeklinde olursa o zaman bakılır:

•kirpiğe yapıştırılıyorsa diplerini yıkamak farz olduğu için gusül abdesti olur

•fakat dibe yapıştırılıyorsa o zaman altına su ulaşmadığı için gusülde sorun teşkil eder

İş yaparken Kuran-ı Kerim dinlemekte bir sakınca var mı? Çalışırken bir yandadan da dinlemek saygısızlık mı oluyor? Bu konuda bilgi verir misiniz?

IŞ YAPARKEN KURAN-ı KERIM DINLEMEKTE BIR SAKINCA VARMIDIR? ÇALIŞIRKEN BIR YANDANDA DINLEMEK SAYGISIZLIKMI OLUYOR?

Cevap
?Kuran-ı Kerim bir insan tarafından sesli olarak okunuyorsa bunu dinlemek farz-ı kifayedir.
Ayet-i Kerime’de mealen; “Hem Kur’ân okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun ki merhamet olunasınız!” (Araf, 204) buyrulmuştur.

❗Ancak; çalışırken, televizyon, bilgisayar, radyo vb cihazlardan Kur’an-ı Kerim dinlemekte bir mahzur yoktur.

?Radyo, tv ya da internet yoluyla Kuran’ı dinlemenin hükmünü Elmalılı Hamdi Yazır Araf suresi 204. ayetin tefsirinde şu şekilde açıklamıştır:

?Bir kitabı sessiz olarak okumaya kıraat denilemeyeceği gibi, çalan veya çınlayan yankı yapan bir sesi dinlemek de kıraat dinlemek demek değildir, bir çınlamayı dinlemektir. Şu halde Kur’ân okuyan bir okuyucunun sesini aksettiren gramofondan veya radyodan gelen sese de kıraat denilemez.

?Bu gibi sesler bir kıraat değil, bir kıraatin yankısı ve yansımasıdır, bunlara dinleme ve susma emrinin hükmü terettüp etmez. Yani dinlenilmesi ve susulması vacip olan Kur’ân, gramofonda çalınan Kur’ân değil, bir insan tarafından okunan Kur’ân’dır.

?Bir ses yankısı dahi olsa gramofonda çalınan veya radyoda çalınan bir Kuran’ı dinlemek vacip değildir diye onu dinlememek vacipmiş gibi zannedilmemelidir.

❗Zira tam anlamıyla bir kıraat değilse bile yine de kıraat benzeri bir şeydir. Çünkü nefsî kelâma delalet etmektedir.

?❗Şu halde dinlenilmesi vacip veya müstehap değilse bile en azından caizdir, evladır ve hatta ona da saygısızlık etmek caiz değildir.

❗Nerede olursa olsun okunan Kuran’ı dinlemek sevaptır, dinlememek sevap değildir.

Hak Dini Kur’ân Dili

Yukarıdaki açıklamalara binaen telefondan televizyondan kalemden netten mukabele takibine siz karar veriniz
Bir hocadan dinleyince kıraat dinlemiş bir aletten dinleyince yankı veya çınlama dinlemiş oluyorsunuz

HAMAMA GİTMENİN HÜKMÜ

HAMAMA GITMENIN HÜKMÜ

?Hz. Âişe’nin,
“Resûlullah erkeklerin ve kadınların hamama gitmelerini önceleri yasakladı, daha sonra peştemal kullanmak şartıyla erkeklere izin verdi.” (Müsned, 6/132, 139, 179; Ebû Dâvûd, Hammâm
sözünü dikkate alan âlimler hamam yasağıyla ilgili hükmün sonradan kaldırıldığını belirtmişlerdir.
?Başka bir hadiste de
 “Acem topraklarını fethedecek ve o bölgede hamam denilen yapılar bulacaksınız. Oraya erkekler peştemalsiz girmesin. Hasta ve lohusa olanların dışında kadınların girmesine de engel olun.” denilmiştir (Ebû Dâvûd, Hammâm, 1; İbn Mâce, Edeb, 38)
?Fukahanın çoğunluğu, yukarıdaki hadisleri ve bazı sahâbîlerin hamama gitmiş olmasını dikkate alarak erkeklerin avret yerlerini (göbekte diz arası) örtmek şartıyla hamama girmelerinin, buna bağlı olarak da hamam yapımının, alım satım, kiralama ve işletme gibi hukukî işlemlerin kural olarak caiz olduğunu ifade etmişlerdir.
?Bunların kerahetle caiz olduğu şeklindeki daha çok Hanbelî fakihlerine ait görüş ise bazı kadın ve erkeklerin hamamda avret yerlerini örtmede gerektiği şekilde titiz davranmamasından, dolayısıyla hem kendilerini hem de çevrelerindeki kimseleri günaha sürüklemekte olmasından kaynaklanır.
?Hanefiler’in dışındaki fakihler,
“Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa peştemalsız hamama girmesin; kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa hanımını hamama göndermesin.” (Tirmizî, Edeb, 43) ve
“?Kocasının evinin dışında elbisesini çıkaran kadın Allah’la kendisi arasındaki örtüyü kaldırmış olur.” (Müsned, 6/173)
mealindeki hadislere de dayanarak kadınların, hamama gitmeyi gerektiren mazeretleri bulunmadığı veya kendi evlerinde yıkanmalarına engel teşkil eden bir durum söz konusu olmadığı takdirde hamama gitmelerini mekruh sayarlar.
?Hanefîler’e göre ise içeride avret yerlerini açanlar bulunmadıkça kadınların da hamama gitmesinde mahzur yoktur
? Müslüman bir kadının diğer Müslüman kadınlarla hamamda birlikte bulunması durumunda kadının kadına göre avret sayıl-mayan (göbekle diz arasının dışında kalan) kısımlarını açması caizdir.
?Hanbelîler’in dışındaki hukukçulara göre gayri müslim kadınlarla birlikte hamamda bulunacak müslüman kadınların erkeğe karşı avret sayılan yerlerini örtmeleri gerekir. Bunun başlıca sebebi gayri müslim kadınlara karşı duyulan güvensizliktir.
Hanbelî fakihleri ise müslüman kadınla gayri müslim kadın arasında bir ayırım yapmamakta, onlara karşı da yalnız kadının kadına göre avret sayılan yerlerinin örtüleceğini belirtmektedirler. ?Bakılması haram olan yerlere dokunulması da haram olduğundan hamamda sadece avret yerinin dışında kalan kısımları tellâğa ovdurmak caizdir.
?Kaynaklarda hamamla ilgili fıkhî hükümlerin yanı sıra hamam âdabı denilen bazı kurallara da yer verildiği görülür. Meselâ:

  • Hamama besmele ile girmek,
  • ❗- Avret yerini başkalarının bakışlarından ve dokunmasından korumak
  • Başkalarının avret yerlerine bakmamak,
  • Âdaba aykırı davrananları uygun şekilde uyarmak,
  • ❗Hamamda fazla kalmamak,
  • ❗Az konuşmak,
  • Yemek yememek,
  • Suyu israf etmemek,
  • Hamamın kalabalık olmadığı zamanı tercih etmek ve tenha bir yerde yıkanmak,
  • Yıkanma yerlerinin temiz kalmasına özen göstermek,
  • Hamamdan çıkan kimseye “sıhhatler olsun” demek,

Çiğ et / yumurta / balık yemek caizmi?

Et veya yumurta gibi bazı gıda maddelerini çiğ olarak yemenin, dinen sakıncası yoktur.

Bu konu tibben incelenir. Tibben mahzuru varsa yenmez yoksa yenir. 

Çiğ etin zararlarından dolayı yenmemesi daha güzeldir. Hatta “Tıbbi bazı zararları olduğu için caiz değildir.” diyen âlimlerimiz de vardır.

Ancak çiğ köfte, pastırma veya sucuk yemekte mahzur yoktur. Çünkü, etin içerisinde mevcut olan bazı zararlı maddelerin baharat veya sair ameliyeler vasıtasıyla öldüğü bilinmektedir. Bu şekildeki etin hükmü, pişmiş olduğu yolunda katiyyet kazanır.

Zilhiccenin ilk 10 gününde veya sair mübarek günlerde kaza orucuna niyet edilebilir mi?

S

Cevap:
Bu mübarek günlerde kaza orucuna niyet edilebilir. Böylece hem kaza orucu tutulmuş olur. Hem de mübarek günün ihyasına vesile olmuş olur.
Ancak şüphe yok ki nafile oruçlarda vaad edilen sevaplar , farzlar üzere ziyade edilerek tutulan oruçlardır. Mesela ramazan ayından 10 gün borcu olan bir hanım bu borcunu senenin mübarek günlerinde tutarak bitirse, evet o günleri ihya etmiş , bereketinden hissedar olmuş olur. Ama amel defterinde hiç nafile oruç olmamış olur.
Ayrıca özellikle şevval ayı orucunda Hadisi şeriflerde bildirilen “senenin tamamını oruçlu geçirmiş olma sevabı”nı almak için mutlaka kazalardan ayrı olarak tutulmalı, sadece nafileye niyet edilmelidir.

Hulasa; bir müslüman için en güzel olan Ramazan ayı çıkar çıkmaz kısa bir zaman içinde borçlarını bitirmesi, ve mübarek günlerde nafile oruç tutarak Rabbine yaklaşmaya çalışmasıdır.

Ancak Ramazan ayının üzerinden epey bir vakit geçmiş olmasına rağmen kaza oruçları bulunan kimseler, bu oruçları tutmakda gevşeklik gösterirken bi taraftan nafile oruç ile meşgul olmaları uygun değildir
O yüzden bu kimselerin mübarek günlerde kaza orucuna niyet etmeleri daha uygundur.

Küpe için kulak deldirmek / birden fazla deldirmek / ikinci delik

?Aslında ilk nazarda kulağın delinmesi de fıtrata ters gibi görünüyor çünkü bu da Allah’ın yarattığı tabiîliği bozmayı çağrıştırıyor fakat Allah Resûlü tarafından haram kılınmayan bir âdettir.

?Evet, kadınların küpe takmak için kulaklarını deldirmeleri tavsiye edilmese de yasak da kılınmamıştır. Hadislere baktığımızda asr-ı saadette bu uygulamanın mevcut olduğunu ve Efendimiz’in (aleyhisalâtu vesselam) bunu müsamahayla karşıladığını biliyoruz. Mesela Buhârî ve Müslim’de geçen bir rivayete göre Resûlullah (aleyhisalâtu vesselam), kadınları sadaka vermeye çağırmış, onlar da kulaklarındaki küpelere varıncaya kadar vermişlerdir.[1]

?Diğer yandan içlerinde Hz. Âişe Validemizin de bulunduğu kadınların birbirlerine kocalarını anlattıkları bir hadiste Ümmü Zer kocası için: “Kulaklarımı şıngır şıngır takılarla doldurdu” demiştir.[2]

?Bu ve benzeri rivayetleri değerlendiren fukaha, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bu uygulamanın var olduğunu ve Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu yasaklamadığını delil getirerek kadınların kulaklarını deldirmelerinde bir beis olmadığını söylemişlerdir.[3]

?Beis yoktur demek bu konuda bir ruhsat olduğunu ancak deldirmemenin daha salim bir yol olduğunu ifade eder. Binaenaleyh küpe takmak isteyenler kulaklarını deldirmeden bunu yapabileceklerse elbette bu daha ihtiyatlı bir yol olur.

?Bu ruhsatın kadınlara mahsus olduğunu ifade eden fıkıh kitapları, erkekler için böyle bir maslahat olmadığından yola çıkarak onların kulaklarını deldirmelerinin câiz olmadığını söylemişlerdir. Bu aynı zamanda onlar için fıtratı bozmadır.

[1] Buhârî, îydeyn 7.

[2] Müslim, fedâilu’s-sahabe 92.

[3] bkz.: İbn Âbidîn, Haşiyet-ü Reddi’l-Muhtâr, 6/388.