*SORU 32 :* Adetini unutan kadınla ilgili hükümler nelerdir?

*CEVAP:*

?Hakikaten devamlı kanama gören veya en az 15 gün temiz kalmadan ara ara kanamalar görmek suretiyle hükmen devamlı kanama gören bir hanım :

❗A) eski adetini biliyorsa buna göre amel eder.

❗B) Eğer bilmiyorsa, fıkıhta «muhayyerenin hükümleri» diye bilinen birçok ihtiyatlı amelle mükellef olur.

? Günümüz imkânlarında böyle bir hanım, bir jinekoloğa giderek adetini tespit edebilir. Bu tespit iki şekilde olabilir:

?1- Bu süreçte ilaç kullanılır ve kanamaların 10 günü geçmemesi, temizliklerin de 15 günden az olmamaması ile bir düzen oluşursa, bir problem kalmamış olur. Bir kaç ay sonra yine devamlı kanama başlayacak olsa bile, ilaç kullandığı süre içerisinde gördüğü sahih kanama ve temizlikleri ölçü kabul eder.

?2- Herhangi bir sebeple ilaç kullanamaz veya kullandığı halde düzene girmezse, o takdirde ultrasonla takip sonucu bu kanamaların hangisinin hayız olduğu iki ay süre ile belirlenir.

❗Bunu yapabilmek için hanım, alâmetlerle hayıza benzettiği bir kanama gördüğünde doktora gider. Ultrasonla muayene sonucu o günde hayız olduğu söylenirse, o kanamanın başlangıcından itibaren hayız kabul eder.

❗Hayızının bitimi için ise, devamlı kanamaya müptela olmadan önce kaç gün hayız oluyordu ise, o kadardır (mesela 7 gün).

❗En az 15 günlük bir süreden sonra yine alâmetlerle hayıza benzettiği bir kanama gördüğünde yine doktora gider. Ultrasonla muayene sonucunda doktor bu kanamanın da hayız olduğunu söylerse aynı şekilde bu kanamayı da daha önceki âdeti kadar hayız kabul eder.

❗Böylece iki hayızının mekanı belirlenmiş olunca, arada kalan sürede bu hanım için temizlik adeti olmuş olur (mesela 19 gün).

❗En az 15 gün temiz kalıncaya kadar bu ölçülerle amel eder.

?Tenbih: Bu konuda, bu düzensizliklerin ne sebeple olduğu vesaire hiç bir bilgi önemli olmayıp, sadece bahsedilen bu iki husus önemlidir.

?Not: Bahsedilen bilgiler herhangi bir fıkıh kitabında bulunmayıp, günümüz âlimlerinin bazılarının, adetini unutan hanımlar için gösterdikleri bir çıkış yoludur. En doğruyu ancak Rabbimiz bilir.

?Hayızlarını yukarıdaki yollardan biriyle tesbit edene kadar muhayyere (adetini unutan) kadın aşağıdaki hükümlerle mükelleftir.

MUHAYYERE KADINA AİT HÜKÜMLER

❗« Namazını hiçbir zaman bırakamayacağı gibi, hayızının sonu olma ihtimaline karşı, her vakit gusül abdesti alarak namaz kılmak zorundadır.

?Namazlarını nasıl kılmalı:

Sadece farz ve vacip namazlar ile farz namazlarda olabilecek eksiklikleri tamamlamak için meşru kılınan müekket sünnetleri ( ikindinin ve yatsının ilk sünneti hariç ) kılabilir. Bunların haricinde nafile bir namaz kılamaz. Farzların ilk iki rekâtında, vaciplerde ve müekket sünnetlerde Fatiha suresi ile kısa bir sure okur, farzların son iki rekâtında ise sadece Fatiha’yı okur.

Bazı alimlere göre ise kıraatın farz olduğu yerlerde sadece namaz caiz olacak miktar okuyup, farz namazların son iki rekatında Fatihayı da okumaz.

❗Camiye giremez.

❗Kuran-ı kerim’e dokunamaz. Namazın dışında kuran-ı kerim okuyamaz.

❗Eşiyle beraber olamaz.

❗Bir secde ayeti işittiğinde hemen tilavet secdesini yaparsa üzerinden düşer. Zira şayet o anda temiz ise secdesi sahih olmuştur. Eğer hayız ise zaten kendisine secde etmek vacip değildir. Fakat işitir işitmez secde etmeyip de daha sonra secde yaparsa; 10 gün sonra o secdeyi iade eder.

❗Hac farizasını yaparken ziyaret tavafı ve veda tavafından başka tavaf yapamaz. Ziyaret tavafını tavaf günlerinde ( bayramın ilk üç günü) yapıp, 10 gün sonra iade eder. Veda tavafını iade etmesine gerek yoktur. Zira temizse yaptığı tavaf sahih olmuştur. Hayızlı ise, hayızlıya veda tavafı vacip değildir.

❗Ramazanda orucunu hiç yemeyip tamamını oruçlu geçirir. Fakat hangi günlerin hayız olduğu bilemediği için, kaza edilmesine gereken oruçlar;

A) Devamlı kanaması kesildikten sonra tutulursa ( ihtiyaten) 16 gündür.

B) devamlı kanama halinde tutulursa, kaza tutarken de hayız olup olmadığı bilinemiyeceği için bu hanımın oruç kazasının kaç gün olacağı hakkında beyan ettiği birçok tafsilatlar vardır. Fakihler bu konuyu “ ramazana bitişik kaza” ve “ ramazandan uzak kaza” olmak üzere ikiye ayırarak incelemişler ve oruç kazasının sayısını meselenin durumuna göre 38 güne kadar çıkarmışlardır.

❗Netice: ❗

Muhayyere hanım ile ilgili anlatılan bu güçlüklere düşmemek için her hanımın hayızının tarihini ve sayısını saatleriyle beraber yazarak muhafaza etmesi gerekir.

❗Bununla birlikte ihmalinden dolayı bu güçlüklere düşen hanımların en kısa zamanda hanım hastalıkları doktoruna giderek bu hastalığının tedavisine başvurması gerekir.

❗ Eğer iyileşir ve normal bir kanama görmeye başlarsa, zaten kendisi için bu hükümler sona ermiş olur. Fakat normalleşmezse, doktorunun kendisi için ultrason ve takip sonucu tayin edeceği âdet günlerine göre amel edebilir. “

(Hanımlara Mahsus Fıkhi Hükümler, Asuman Karamustafaoğlu Hcmz.(

*SORU 33 :* Fikihtaki bazi terimlerin manaalari nelerdir?

*CEVAP:*

?Caizdir 》Yasak değildir, Serbesttir.

?Caiz değildir 》 Yasaktır, Günahtır. Nadirde olsa bazen de haram olmayan mekruh yerine kullanılır.

❗”Caiz degil” demek genel bir kelimedir.

1– Mekruh,
2– Haram,
3– Fâsid,
4– Küfür,
5– Sahih değildir,
6– İtibar edilmez,
7– Bid’at
8- Sahihtir
mânâlarina gelir.

Birer örnek verelim:

1- (Namaz kılanin önünde resim bulunmasi, câiz değil) demek, mekruhtur demektir. Genel olarak mekruh denilince, tahrimen mekruh anlaşılır.

2- (Alkollü içkileri içmek câiz değil) demek, haram demektir.

3- (Yürüyerek namaz kılmak câiz değil) demek, fâsid yani namaz bozulur demektir.

4- (Bir muslumanin zünnar denilen papaz kuşağını bele bağlaması câiz değil) demek, kâfir olur demektir.

5- (Diş çukurundaki yemek artığının altına su geçmezse gusül câiz olmaz) demek, gusül sahih olmaz, geçerli olmaz demektir.

6- (Müctehid olmayanın, âyet-i kerîmeden ve hadis-i şeriflerden mânâ çıkararak, kendi anladığına göre hareket etmesi câiz değil) demek, muteber değildir, hiç kıymeti yoktur demektir.

7- (Sakalı bir tutamdan kısa yapmak câiz değil) demek, bid’at olur demektir.  Çünkü sünneti değiştirmiş oluyor.  

8- “Cuma namazını kılmakla yükümlü olan bir kimsenin cuma ezanı okunurken alişveriş yapmasi caiz değil” demek, yaptığı alışveriş muamelesi sahihtir ve geçerlidir demektir.

?Haram》Bir şeyin yapılması, kullanılması, yiyilip içilmesinin kesin bir delille yasaklanmış olmasıdır.

❗Haramin manasi ise “caiz degildir” den daha özeldir. Zira her haram, caiz değildir. Ancak caiz olmayan herşey, haram olmaz.

?Mekruhtur 》 Hoş görülmeyen, Çirkin görülen şeydir. Hanefî mezhebinde mekruh lafzı genellikle tahrimen mekruh olarak kullanılır. Şafî mezhebinde mekruh tek çeşittir. Şafî’de nadir de olsa tahrimen mekruh lafzı kullanılır.

?Tenzihen Mekruhtur 》 Helâle yakın mekruhtur, günah değildir.

?Tahrimen Mekruhtur 》 Harama yakın mekruhtur, günahtır. Bu mekruh türünde olan şeylere direk haramda denilebilir. Nitekim Ebu Yusuf İmam-ı Azam’a mekruh demekle neyi kastediyorsun dediğinde, haramı kastediyorum demiştir.

?İsâet etmiş olur 》 Edepsizlik veya nankörlük etmiş olur. Bu kelime; kerahât-ı tahrimiyeden aşağı, keraheti tenzihiyeden yukarı olup daha çirkindir.

?Vaciptir 》 Gereklidir. Bu türden olan şeylere direk farzdır denilebilir. Bu; amelen farz, itikâden vacip, sübûten sünnettir.

?Müstehaptır 》Hoş görülen, beğenilen şeydir. Sünnet ve müstehap birbirleri yerine de kullanılır.

?Menduptur 》Sevilen, yapılması uygun olan, işlenmesi teşvik edilen şeylerdir.

?Mübahtır 》Sevap ya da günah olmaksızın helaldir.

?Sahihtir 》 Rükûn ve şartları tamamdır, geçerlidir. Kabul olması Allah’a kalmıştır.

?Sahih değildir 》 Rükûn ve şartları tamam değildir, geçerli değildir. Kabul olmaması Allah’a kalmıştır.

?Beis yoktur 》 Sakıncası yoktur, zararı yoktur. Bazen yapılmaması daha iyi olan şeyler için kullanılır.

?Mûteber olan kavle göre 》 Geçerli olan görüşe göre.

?Muhtâr kavle göre 》 Tercih edilen, seçilen görüşe göre.

?Rivayetler muhteliftir 》 Rivayetler çeşitlidir.

?Bu görüş muhtemeldir 》 Bu görüş ihtimal dahilindedir.

?Muhâliftir 》 Karşıdır, aykırıdır.

?İfsât eder 》 Bozar.

?Fâsittir 》 Bozulur.

?Zânnı galibe göre 》 Yüzde elliden yukarı kuvvetli görüşe göre.

*SORU 34 :* Başkasına borç olarak verilen para ve altinlarin zekatını vermek gerekli midir?

*CEVAP:*

?Borç olarak verilen paralar, altinlar ile ticaret mallarının bedeli olan alacaklar kuvvetli alacaktir.

?Böyle kuvvetli bir alacak olup da üzerinden sene geçmiş ise, nisabin beşte biri tahsil edilmedikçe hemen zekâtının verilmesi gerekmez.

❗Bununla beraber dilerse zekatini bekletmeyip veredebilir.

?Sağlam (ödeneceği umulan, ödenmesinden ümit kesilmiş olmayan) alacaklar, borçlular tarafından ikrar edilince, tahsil edildikleri zaman geçmiş senelere ait zekatları vermek gerekir.

❗Şöyle ki: Bir kimse, iki sene müddetle ikrar edilen on bin lira alacagini tahsil edince, geçen o iki yıla ait zekatı vermesi gerekir.

 ❗Ancak nisabin beşte birinden azini tahsil eden kimsenin başka zekat malı varsa onunla beraber bunun da zekatını verir.

❗ Fakat böyle bir borç inkar edilmekte ise, tahsil edildiği zaman geçmiş yıllara ait zekatı, İmam Muhammed’e göre gerekmez.

❗Alacaklının elinde sened veya şahid bulunması bu hükmü değiştirmez. Çünkü her delil hakim için geçerli olmaz. Herkes de dava açıp delillerini ortaya koyamaz. Sahih kabul edilen görüş budur.

MÜLTEKA

SORU 35:* Kirada oturuyoruz, ev almak için birikim yaptık. Yaptığımız birikimin zekatını vermemiz gerekir mi?

*

*CEVAP:*

?Zekat, nisap miktarı mala sahip olmakla farz olur.

?Nisap miktarı malda aranan özelliklerden biri, hakiki veya hükmi nemadır (artma).

?Bizatihi al-ver yaptığı ticari mallarda hakiki, al-ver yapmaya elverişli olan para, gümüş ve altında ise, hükmü nema (artma)  bulunmaktadır.

❗Şu halde; bu birikim elindeyken sene dolacak olsa niyeti ne olursa olsun zekat vermesi gerekir. (Zeynuddin İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik)

❗ Çünkü niyet, malın niteliğini değiştirmez.

?Bu konuda farklı görüşler de yok değildir. İbni Melek şöyle der: “Evi olmayan kişi, ev almak için para biriktirecek olsa biriktirdiği bu para bir tür hacet-i asliye/temel ihtiyaç kabilinden olur ve ona zekat vermesi gerekmez. (Muhammed Emin ibn Abidin, Reddu’l-Muhtâr)

 ❗Şu kadar var ki; Hanefi fakihlerinin çoğu, ev alma niyeti eyleme dönüşmediğinden bu görüşü tercih etmemişlerdir.

 Fatih Kalender Hoca
 Lalegül Dergisi Mart sayısı 2018

SORU 37 : Zekat verilenler ve verilmeyenler kimlerdir?

ZEKAT VERILENLER:

Zekat verilen kimseleri genel olarak beş grupta toplayabiliriz;

? Fakirlere: Dini ölçülere göre zengin sayılmayan, asli ihtiyaçlarını karşılayacak kadar malı olmayanlara.

? Yoksullara: Hiçbir şeyi olmayanlara.

? Borçlulara: Asli ihtiyaçlarını karşılayan malından çok borcu olanlara.

?Yolculara: Memleketinde malı olduğu halde yolda parasız kalan, elinde bir şeyi bulunmayan kimselere. (Bu gibi insanlara memleketlerine varacak kadar zekat verilir.)

?Allah yolundakilere: Bunlar Cihad veya hac için yola çıkıp parasız kalanlar ile işini gücünü bırakıp her hangi bir şekilde kendisini Allah”ın dinine vermiş olan kimselerdir.

Ayrıca; Kalpleri İslam”a ısındırılmak istenenlere yani İslam”ı kabul etmiş olup imanı henüz zayıf olanlara da zekat verilir.

Fakir olmak şartıyla:

•geline, •kardeş, •hala, •amca, •dayı, •teyze gibi akrabaya, •damada, •kayınvalideye, •kayınpedere, •kayınbiradere, •üvey çocuğa zekât verilir.

❗Eğer salih iseler, yakın akrabaya zekât vermek daha çok sevab olur.

ZEKAT VERILMEYENLER:

İhtiyaç sahibi bile olsalar şu kimselere zekat verilmez:

?Ana, baba, büyük ana ve büyük babalarına,

?Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklarına,

?Müslüman olmayanlara,

? Karı-koca birbirlerine, zekât veremez

? İddet beklemekte olan boşanmış zevcesine de veremez. Çünkü buna vereceği zekâtın yararı kısmen de olsa kendisine ait bulunmuş olur. Oysa bu yarar, tamamen kendisinden kesilmiş bulunmalıdır.

? *Zengin bir adamin* küçük (buluğa ermemiş) çocuguna zekat veremez. Çünkü bu çocuk, babasının malıyla zengin sayılır.

❗Fakat *zengin bir kadinin* fakir, yetim çocuğuna verilir. {1} Zira bu cocugun nesebi babasi tarafindan sabittir. Annesinin servetiyle zengin sayilmaz.

❗Yine *zegin bir şahsın* fakir babasına, fakir olan büyük oğluna ve fakir olan hanımına zekat verilir.

Çünkü bunlar velayetleri kendi ellerinde olan kimselerdir.

Büyük İslam İlmihali

Dipnot:
1- {Verilen zekat, küçük çocuğun veya delinin annesi, velisi veya vasisi tarafindan teslim alınmadıkça tamam olmaz.

Fakir olan bunamiş kimsenin, buluğ çağına yaklaşmış olan çocuğun veya paranin kıymetini bilip aldanmayacak bir yaşta bulunan çocuğun teslim almasi da yeterlidir.}

❗NOT: Fıtır sadakasi, tutulamayan oruçlarin fidyeleri, adaklar, yemin ve oruç kefaretleri ayni zekat gibidir. Yani zekat, kimlere verirlise bunlar da o kimselere verilirler, verilmeyenlere de verilmezler.

SORU 38 :* Vade farkı caiz midir?

*CEVAP:*

“Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır.” Bakara suresi 275

? İslam dini ister peşin ister vadeli olsun alışverişi mübah kılmıştır. Alışveriş peşin olursa normal olarak kar etmek tabi olduğu gibi , vadeli olursa da insaf dairesinde karşı tarafı yıkmadan belirtilen zamanı ölçerek kar etmekte tabiidir.

?Alışverişte vade farkını eklemek Cumhur ulemaya göre caizdir . Bu hususta ulema arasında ihtilaf olmamıştır ancak peygamberin ( s.a.v) bir satış içinde iki satış yapmaktan men etmiştir mealindeki hadise dayanarak alışverişte vade farkını eklemek caiz değildir diyorlar halbuki bu hadis vade farkından hiç söz etmiyor. Fukahadan hiç kimse de ona haml etmemiştir .

? Hadis alış veriş içinde bir şartı koşmanın caiz olmadığını veya bedel belli olmadığında yapılan Akdin muteber olmadığını ifade eder.

? Mesela: peşin fiyatı 1000 tl veresiye fiyatı 2000 tl diye sattım müşteride aldım derse vade farkı eklendiği halde kesin olarak bu alışveriş caizdir.

? Muhammed el -Hamid alışverişte vade farkını eklemek hususunda şöyle diyor “vade farkını eklemek haram değildir faizle münasebeti yoktur”

? kaynak : Halil Günenç
(Günümüz meselelerine fetvalar cilt 1 sf:327)

*SORU 25 :* İstincanın hükmü nedir, ne ile ve nasil yapılır ?

*CEVAP:*

?Hanefîlere göre istincânın hükmü, normal durumlarda, pislik, çıkış yerinin kenarlarına yayılmadığı sürece müekked sünnettir.

❗Çünkü Hz. Peygamberimiz (sav )büyük abdestten sonra daima temizlenmiş ve şöyle buyurmuştur: “Kim, pisliği taş vb. Şeylerle giderirse sayısını tek yapsın. Böyle yapan güzel yapmış olur.”

Buhârî, Vudû’, 25, 26; Müslim, Tahâre, 20, 22, 24; Ebû Dâvud, Tahâre, 19; Tirmizi, Tahâre, 21).

?Eğer pislik, çıkış yerinin çevresine yayılır ve yayılan çokça olursa bunun suyla temizlenmesi gerekir.

?Çoğunluk İslâm hukukçularına göre ise, ön ve arkadan normal olarak çıkan sidik, mezi veya dışkı’dan hepsi için istincâ veya taşla temizlenme vaciptir.

?Dayandıkları delil, ayeti kerime ve hadisi şeriftir.

Kur’an’da “Elbiselerini temizle” (el-Müddessir, 74/4) buyurulur.

Bu ayet, yer, beden ve elbise temizliğini kapsamına alır.

?Hadiste şöyle buyurulmuştur: “Sizden biriniz ayak yoluna gittiği zaman, üç taş götürsün, şüphesiz bu ona yeter”
ez-Zeylaî, Nasbu’r-Râye, I, 214; eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, I, 90).

?Ancak şunu hemen belirtelim ki taş vb. ile temizlenme belli bir yere yerleşip, tuvalet edinmeyen toplumlarla kırlarda bulunan kimselere mahsustur. Ev tuvaletinde bu uygulanamaz.

?Uyku veya yellenmekten dolayı taharetlenmek gerekmez.

?Zeyd b. Eslem abdest ayetindeki; “Namaza kalktığınız zaman” (el-Mâide, 5/6) ifadesini “Uykudan kalktığınız zaman” şeklinde tefsir etmiştir.

?İstincâ pisliğin giderilmesi için meşrû kılınmıştır.

❗Uyku ve yellenmede ise pislik söz konusu değildir

bk. el-Kâsânî, Bedâyîu’s-Sanâyi’, Beyrut 1327/1910, l, 21; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr, Kahire, ty., I, 148; ez-Zeylaî, Tebyinü’l-Hakâik, I, 76; el-Meydânı, el-Lübâb, tıpkı basım, İstanbul, t.y, I, 57, 58; el-Fetâvâ’l Hindiyye, Mısır 1310, I, 48).

?İstincâ; su, taş, toprak ve kâğıt, kumaş, tahta, tuğla, kiremit gibi muhterem olmayan katı cisimlerle yapılabilir.

❗Önce taş gibi katı bir cisimle silindikten sonra suyla temizlenmek daha faziletli sayılmıştır.

❗Ancak suyla temizlenmek, taş vb. şeylerle temizlenmekten daha efdaldir.

?Enes b. Mâlik’ten(ra);”O mescitte kendilerini maddî ve manevî kirlerden temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah kendisini temizleyenleri sever ” (et- Tevbe, 9/108) ayeti inince, Resulullah (s.a.s)’ın şöyle buyurduğu nakledilir:’ Ey Ensar topluluğu, şüphesiz Allah sizleri temizlik konusunda övmüştür. Sizin temizliğiniz nedir?

Dediler ki: Biz namaz için abdest alırız, cünüp olunca yıkanırız ve büyük abdestten sonra su ile temizleniriz.

Hz. Peygamber (sav)devam etti: İşte bu sizsiniz, bu temizliğe devam ediniz”

?ibn Abbas’tan (ra)başka bir rivayet şöyledir: Yukarıdaki ayet Kubâ halkı hakkında inince,

❗Hz. Peygamber (sav)onlara sordu. Dediler ki; “Biz önce taşla sonra su ile temizleniriz ” (bk. ibn Mâce, Tahâre, 28, Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 6).

?Kemik, hayvan tezeği, yiyecek maddesi ve sağ elle istincâ yapılmaz. Hz. Peygamber (sav)kemik ve tezekle silinmeyi yasaklamıştır (Müslim, Tahâre, 59; Ebû Dâvud, Tahâre, 20; Ahmed b. Hanbel, III, 343, 384).

❗Gıda maddesi insana ait olsun veya hayvan için olsun sonuç değişmez.

❗Çünkü yiyecek maddesini, pisliği temizlemekte kullanmak, onu telef etmek ve küçümsemek anlamına gelir.

?Diğer yandan Hz. Peygamber (sav)taharetlenmede sağ elin kullanılmasını da yasaklamıştır. (el-Meydânı, a.g.e., I, 58).

?Büyük abdestten sonraki temizlenmede sünnet olan bir sayı yoktur.

❗Ancak daha azında temizlik meydana gelse bile üç defa temizlenmek müstehaptır.

?Eğer avret yerinin açılma durumu yoksa önce taşla temizlendikten sonra su ile taharetlenmek daha üstün görülmüştür.

❗Çünkü avret yerinin açılması haramdır.

❗❗Faziletli olanı yapmak için harama düşmek caiz değildir

(el-Meydânî, a.g.e., I, 58).

*SORU 26:* Eşim başımı örtmeme müsaade etmiyor. Gizli olarak başımı kapatmaya çalışıyorum. Ona yakalandığım zaman ne yapmalıyım ?

*CEVAP:*

?Kadınların başlarını kapatmaları dinimizin kesin emirlerindendir. Bunu inkar etmek kişiyi İslamdan çıkarır. Bunun ötesi yok. Sebep ne olursa olsun kadın başını açmaz, bu şekilde erkeklerin bulunduğu bir ortamda bulunamaz. Bulunduğu takdirde günahkar olur. Kocanızın bunu size dayatması başınızı açmanıza sebep olmaz. O, bu fiilden dolayı ne kadar günahkarsa siz de başınızı açtığınızdan dolayı Günahkarsınız.

❗?Ayrıca kocanızın size bunu haram olduğunu kabul ederek yaptırması ile bu zamanda başörtüsü takılır mı diyerek yaptırmasının arasında fark vardır.

❗Birinci durumda günahkar olur

❗❗ama ikinci Durumda dinden çıkar

❗ve sizin onunla evlilik hayatı sürdürmeniz söz konusu olamaz.

Fatih kalender H

*SORU 27 :* İmamın başlamış olduğu bir namaza nasil tâbi olunur ?

*CEVAP:*

?Imama namazın başında değil, arasında veya sonunda, mesela bir iki veya üç rekat kıldıktan sonra veya son oturuşta uyan kimseye MESBUK denir.

?Böyle bir durumda olan kişi ayakta iken tekbir getirir ve imamın bulunduğu halde (neredeyse) namaza oradan başlar.

❗(İmama uyan bir kimse, ister imam kıraatını gizli okusun veya âşikar okusun cemaat Subhanekeyi okuduktan sonra susar, kıraat okumayıp sadece dua ve sena manasında olan dualarla, zikirleri okur)

?İmama rüküda iken uyan kimse, o rükûnün ait olduğu rekata yetişmiş olur. Fakat imamı secde halinde bulan kimse, hemen secdeye varırsa da bu secdenin ait olduğu rekatı kılmış sayılmaz. Bu sebeple o rekatı kaza etmesi gerekir.

?Kişi mesbuk olduğunu unutsa ve imamla beraber namazdan çıkacak olsa namazı olmamış olur ve iade etmesi gerekir.

?Mesbuk, imam selâm verdikten sonra “ Allahu Ekber “ diyerek ayağa kalkıp noksan kalan rekatları tamamlar.

❗İmam daha selâm vermeden mesbukun kalkıp noksan kalan rekatları kaza etmesi uygun değildir.

❗Ancak namaz vaktinin çıkmak üzere bulunması veya önünden insanların geçmeleri korkusu gibi zaruret bulunursa o zaman kalkabilir.

❗Bununla beraber imam, henüz selam ile namazdan çıkmamış olunca, mesbukun teşehhüt miktarı ( ettehiyyatu okuyacak kadar ) oturması lâzımdır. Bundan evvel kalkması caiz değildir.

❗Mesbuk, kaza edeceği rekatlarda tek başına namaz kılan gibidir.

?Meselâ bir kimse imama sabah namazının ikinci rekatında uyacak olsa, mesbuk olur. Bu halde tekbir alıp susar, imam ile beraber son oturuşta yalnız “ ettehiyyat” ı okur, imam selam verince kendisi ayağa kalkar, imam ile kılmamış olduğu ilk rekatı kılmaya başlar.

?“Subhaneke” den ve “ Euzu” ile “ Besmele” den sonra Fatihayı şerife ile bir miktar daha Kuran okur. Usulü üzere rüküya, secdelere gider, daha sonra oturup “ ettehiyyat” ile “ Salli… ve Barik” ve “ Rabbena “ dualarını okuyarak selâm verir.

Büyük İslam İlmihali