Macunla diş fırçalamak orucu bozar mı?

????Macunsuz şekilde diş fırçalamak orucu bozmaz. Zira burada imsaka yani kişinin yemek ve içmek nitelikli eylemlerden kendisini alıkoymasına engel olan bir durum yoktur.

????Bu sebeple oruç bozulmayacaktır. Tabi dişi kanarsa ve bu kan tükürüğünden fazla olur da onu yutarsa orucu bu sebeple bozulacaktır.

????Yani macunsuz fırçalansa dahi kana dikkat edilmelidir.

❌Ancak kişi diş macunu sürüp firçalarsa macunun ağızda dağılıp tükürüğüne karışması yoluyla yuttuğunda orucu bozulacaktır.

Çünkü dışardan alınmış maddenin boğazdan mideye ulaşması sebebiyle oruç bozulmuş olacaktır.

(Ismailağa dini meseleleri danışma derneği)

Ramazan’da gün içerisinde âdeti biten kadın ne yapmalıdır?

?Ramazân’da gün içerisinde âdeti bitip temizlenen kadın o anda oruç tutmaya ehliyet sahibi olur. Ancak böyle olsa da oruç başlamadan önce yani geceden temizlenemeyip adeti gün içine sarktığı için o günün orucunu tutamayacaktır.

?Fakat bu kadın temizlendiği o andan itibaren günün kalan kısmında oruçlu gibi hareket etmeli, yemeden içmeden akşama kadar beklemelidir.

?Üstelik böyle yapması da vaciptir. Çünkü Ramazân ayı hürmetli bir aydır. Böyle olduğu için kadınsal özrü kalkmış ve temizlenmiş kimseler o andan itibaren kendilerini oruçlulara benzeterek bu vakte hürmet etmek zorundadır.

(Ismail ağa dini meseleleri danışma derneği)

Oruçluyken gün içerisinde âdeti başlayan kadın ne yapmalıdır?

?Farz, vacip veya nafile fark etmez; herhangi bir orucu tutma esnasında kadın âdet görmeye başlarsa gelen akıntıyla beraber orucu son bulur ve geçersiz sayılır.

?O günün orucunu da kaza etmesi gerekecektir. Çünkü gelen âdet kanaması o an itibarıyla kadının elinden oruca olan ehliyetini almış olur.

?Başta belirttiğimiz gibi, tutulan nafile de olsa aynı şey geçerlidir. Çünkü nafile bir ibadete başladıktan sonra o artık vacip olmaya intikal etmiştir. Dolayısıyla bunun da kazası gerekir.

?Ancak âdetinin başlamasıyla orucu bozulmuş kadın, günün geri kalanında yeme-içme fiillerinde bulunabilir. Oruçlulara benzer şekilde hareket etmek zorunda değildir.

(Ismailağa dini meseleleri danışma derneği)

Ramazan orucu için geceden niyet etmek şart mıdır?

?Bir oruca niyet etme vakti; akşam namazı girişiyle başlar, orucun türüne göre ya imsak vaktine kadar -yani gece boyu- sürer. Ya da öğle vaktinin girmesi öncesine kadar devam eder.

?Oruç türlerinden farz olan Ramazan orucu için niyet vakti ise her oruç gibi akşam namazı vaktiyle başlar ve lakin geceyle sınırlı kalmaz, ta öğlen vaktinin girmesi öncesine kadar devam eder. Çünkü Ramazan orucu zaten vakti belirli olan bir oruçtur.

?Zimmetimizde duran bir oruç değildir, böyle olanlar kaza ve keffaret gibi oruçlardır. Onları vakti başlamadan önce tayin etmemiz gerekli olmuştur. Ancak Ramazan ise günü/günleri oruç için muayyen olduğundan onun buna ihtiyacı olmamıştır.

?Dolayısıyla kişi geceden niyet etmemiş olsa dahi imsak vakti sonrasında oruç bozucu bir şey yapmamışsa öğlen vaktinin girmesi öncesine kadar Ramazan orucuna niyet edip tutabilir.

(Ismailağa dini meseleleri danışma derneği)

Deri üzerine yapıştırılan ilaçlı bant orucu bozar mı?

??Deri, insan için tamamen yalıtım sağlayan şekilde kılınmayıp, aksine küçük gözeneklere sahip halde yaratılmıştır.

??Lakin her ne kadar böyle olsa da onun bu gözenekli yapısı oruç hususunda itibara alınmamış, derinin üzerine konulan bir şeyi emmesi, içine çekmesi oruca engel görülmemiştir.

??Üstelik konulanın deri altına geçtiği kesin olsa bile durum böyledir.

??Deriye yapıştırılan ilaçlı bantlar için de aynı hüküm geçerlidir. Banttaki ilaç deri altına kesinlikle geçiyor olsa bile kişinin orucu yine de bozulmayacaktır.

??Yalnız bu söylediğimiz yaralanma, hastalanma gibi herhangi bir sebeple yarılmamış veya delinmemiş sağlıklı, normal bir deri için geçerlidir.

(Ismailağa dini meseleleri danışma hattı)

Kedinin sidiği necis midir ve namaza mâni midir?

?Hanefi mezhebine göre, kedilerin sidiği dokundukları kapları ve içine düştüğü suyu pisleştirir.

?Bu sular necis hükmünde olup kullanılmaz. Bu kapları yıkamadan kullanmak da caiz değildir.

?Elbiseye bulaşması durumunda ise elbiseyi kirletip kirletmeyeceği hususunda iki görüş vardır:

1. görüşe göre, zaruret olduğu için elbiseye bulaşmasıyla elbiseyi kirletmez. Kedi sidiğinin bulaştığı elbise temizdir.

2. görüşe göre ise kedi sidiği pis olup bulaştığı elbiseyi pisleştirir ve necis kılar.

??Bu durumda şöyle amel edilebilir: Bir kişinin elbisesine kedi sidiği bulaşsa, mümkünse bu kişi namaz kılacağı zaman elbisesini değiştirmeli veya sidik bulaşan kısmı yıkamalıdır. Bu, takva ile amel etmektir. Eğer elbisesini değiştirmeye veya yıkamaya imkânı yoksa, bu durumda, o elbise ile namazını kılar. Bu, fetva ile amel etmektir.

(Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, sf. 62)

Bir Adama piyangodan para çıkmış ve bununla mallar edinmiş. Adam vefat edince bu mallar oğluna kalmış. Oğlu bunu alabilir mi?

Bir kimsenin geriye bıraktığı mirasın tamamı; gasp ve hırsızlık gibi yollarla, meşru olmayan şekilde elde edilen sahipli mallardan oluşuyorsa, sahiplerinin bilinmesi halinde kendilerine, kendileri sağ değilse varislerine, sahiplerine ve varislerine ulaşılamaması halinde ise fakirlere veya hayır kurumlarına verilmelidir.

Çünkü İslam’a göre, haram yolla elde edilen sahipli malın sahibine verilmesi, bu mümkün değilse varislerine verilmesi, buda mümkün değilse yoksullara verilmesi gerekir.

Bunların dışındaki haram yollarla (faiz, piyango v.b.) kazanılan para ve mallara gelince; mirasçıların fakir olmaları durumunda söz konusu mirastan yararlanmaları caiz ise de, fakir olmayan mirasçıların yararlanmaları caiz değildir.

Bu tür para ve malların, fakirlere veya hayır kurumlarına verilmesi gerekir.

Bir kimsenin geriye bıraktığı miras; tümüyle haram kazanca dayanmayıp helal ile haram karışık vaziyette bulunur ve bunların birbirlerinden ayırt edilmeleri de mümkün olmazsa, mirasçıların bu tür malları paylaşmaları caizdir. Şu kadar var ki, maddi durumu elverişli olanların bu tür para ve malları almak yerine, fakirlere veya hayır kurumlarına vermeleri takvaya uygun bir davranış olur (Alauddin, el-Hediyyetu’l-Alâiyye, 197).

(Alıntı ; İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Borç aldığımız bir kimseye borcu verirken yanında hediye vermek faiz niyetiyle olmasa bile caiz olur mu?

Peygamber Efendimiz (s.a.s.); “Her menfaat sağlayan borç faizdir.” (Feyzü’l-Kadir, 5:27. Hadis No:6336) buyurmuş, elinde imkânı olanların olmayanlara verecekleri bu ödünçün karşılığında menfaat beklemeyerek, karşılıksız sadaka vermiş gibi sevap alacaklarına dikkat çekmiştir.

Öyle ise, müminler ödünç vermekle elde ettikleri bu büyük sevabı yeterli bulmalı, borç verdiği kimseden menfaat elde etmeyi asla düşünmemelidir.

Ancak, borç veren hiçbir şart koşmadığı, hiçbir imâ ve işarette bulunmadığı halde, borç alan onun bu iyiliğine karşı bir hediye ile mukabele ederse bunu almak câizdir, faiz olmaz.

Bilakis bundan, yapılan iyiliği takdir etmek gibi bir mânâ anlaşılır. Bu ise müminler arasında sevgi ve saygının devamına sebep olur, yardımlaşmanın yapılmasına vesile teşkil eder.

Yeter ki borç verilirken, böyle bir menfaat şart koşulmuş olmasın, sadece Allah rızası kâfi bir kazanç olarak görülmüş olunsun.

Ancak, bahsettiğimiz durumda gönüllü olarak da olsa, borç alırken fazla ödeyeceğini söylemesi faiz anlaşmasıdır.

(Alıntı ;İsmail Hakkı Yelkenci hc.)

Erkeğin verdiği sadakalar’dan /bağışlar’dan karısının da haberi olmasına gerek var mıdır?

Kadın ve erkekten, helâl kazanç şartlarını yerine getiren eşler den, birinin diğerinin malı üzerinde tasarruf yetkisi yoktur, herkesin kazancı da ve aynı zamanda mâli mükellefiyeti de kendisine aittir.

Yani zekât, kurban, fitre gibi mâli yükümlülükler de, her biri kendi mal varlığı çerçevesinde, birbirinden bağımsız olarak yükümlüdür.

Dolayısıyla kendi kazancını da istediği şekilde meşru çerçeve de harcayabilir.

⛔Ancak tasaddukta bulunurken kocanın ayrıca dikkat etmesi gereken ailesini mağdur etmemesidir.

Bir koca parasını helal olmayan yollardan kazanıyor, karısı o para ile yiyip içip giyindiğin’de bu para ona da haram olurmu ?

☝?Kadının kendisine ait helal malı varsa bundan yer, yoksa sorumluluk kocaya ait olur.

☝?İbni Âbidin merhum bu hususta şöyle bir kayda yer verir: “Kocasının, aslen meşru olmayan bir yoldan temin ederek getirmiş olduğu bir yiyeceği yemesinde, bir elbiseyi giymesinde hanım için bir günah yoktur. Günah, kocanın kendisinedir.

⛔Yalnız, kocası tarafından kendisine verilen nafaka bizzat gasbedilmiş bir şey ise, kadının ondan yemesi caiz olmaz.” Reddü’l-Muhtar, V/247.

(Alıntı ; İsmail Hakkı Yelkenci hc.)