İki kolu tamamen kesik olan kişi abdest alamıyorsa,sadece yüzünü toprak cinsine sürse yeterli olur mu;yoksa yüzünü sürmeye de mi gerek yok?

İki kolu tamamen kesik olan birisi yüzünü ve kalan azalarını suya daldırarak abdesti tamamlama imkanına sahipse böyle yapar. Şayet tamamlama imkanı yoksa yüzünü yer cinsinden olan şeylere sürerek teyemmüm yapar. Şayet yüzünde yara var ve teyemmümde yapamıyorsa abdest o kişiden düşer.
 
{Abdullah HİÇDÖNMEZ}

Zorla yapılan nikah sahih midir ?

?İslâmi hükümlere göre nikah, evlenme ehliyetine sahip ve evlenmelerinde dini açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin (veya vekillerin) şahitlerin huzurunda, birbirleriyle evlenmeleri konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden (îcap ve kabulden) ibaret bir akittir.
?Evlilik bir erkekle kadının ömür boyu birlikte yaşama, hayatın iyi ve kötü yanlarını birlikte omuzlama ilkesine dayandığı için, evlenecek olanların rızasının bulunmadığı bir nikah Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre geçerli olmaz. Eşlerden birisi ölüm, şiddetli dayak veya uzun süreli hapis korkusu altında evliliğe zorlansa böyle bir nikah fâsit olur. Bu konudaki dayanakları, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, “Ümmetimden hatâ, unutma ve yapmaları için cebir ve tazyike mâruz kaldıkları şeylerin sorumluluğu kaldırılmıştır.” (İbn Mâce, Talâk, 16) hadisidir. ?Hanefîler ise zorlanan (mükreh) kişinin nikahını geçerli saymışlardır. Bu görüşlerini Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, “Üç şeyin şakası da ciddidir, ciddisi de ciddidir; nikah, talâk ve talâktan dönüş.” (Ebû Dâvûd, Talâk, 9; Tirmizî, Talâk, 9; İbn Mâce Talâk, 13) hadisine dayandırmakta, cebir ve şiddete mâruz kalanı şaka yapan kimseye benzetmektedirler (Serahsî, el-Mebsût, XXIV, 62-62; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid, II, 81-82).
?Osmanlı Hukûk-ı Âile Kararnâmesi gerek zorla yapılan nikah ve gerekse aynı durumdaki boşanmalar konusunda Hanefîlerin görüşünü değil, diğer mezheplerin görüşlerini kabul etmiştir (md. 57, 105).

Camilerin altında bulunan dükkânları kiralamak caiz midir? Cami altında tuvalet yapılmasında bir sakınca var mıdır?

 

وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ
 (şüphesiz mescidler yalnız Allah içindir.) Cin/18
 
?İmam Ebu Hanife’ye göre  bir mescid yapıldığı ve müstakil girişi olduğu zaman, ilk kişinin namaz kılmasıyla orası mescid hükmünü alır.
Artık mülkiyeti arazi sahibinin veya başka hiç kimsenin değil yalnız Allah’ındır. 

?İmam Ebu Yusuf’a göre; burayı mescid yaptım demekle mülkiyet zail olup orası mescid olur, yani mescid hükmünü alması için orada namaz kılınması şart değildir.

?İmam Muhammed’in görüşü  ise bir rivayette İmam Ebu Hanife’nin görüşü ile aynıdır.
Diğer rivayette ise İmam Muhammed’e göre orada cemaatle namaz kılınmadıkça mülkiyetin zevali söz konusu değildir. Çıplak arazinin durumu da böyledir.

?Şu halde sualimizin cevabına müteallik Mescidler iki kısımdır.
 
*1-*  Çıplak arâziyken mescid hükmünü almış olanlar.
 
Çıplakken mescid hükmünü alan arâzinin üzerine mescidden başka bir şey binâ edilemez, yerden göğe mesciddir.

Ancak mescidin levâzımından olan tuvalet, şadırvan gibi şeyler ve imam için lojman yapılabilir.  
Böyle bir mescidin alt katında dükkan yapılırsa burayı kiralamak caiz değildir.
 
*2-* Çıplak arâzi iken alt katları dükkan, ev veya medrese emsâli şeylere niyet edilen mescitler.
 
Bu tür mescidler inşâ edilirken henüz mescit hükmünde olmayıp imamların zikrolunan görüşlerine göre sonradan mescid hükmünü alırlar.
 
?Şu halde mescit hükmünü almamış arazide mescid yapılırken, alt katlar için dükkân veya meşru olan ev, medrese v.s şeylere niyet edilebilir.

Bunlar -mescidi yaptırana göre- geliri mescide ait olmak üzere müstakil olarak vakfedilebileceği gibi, imam lojmanı gibi mescid için gerekli şeylerde yapılabilirler.

Alt katlar mescitten ayrı olarak vakıf yapılmışsa vakfedenin şartı üzere hareket edilir.

Geliri camiye yardım amaçlı vakfedilen alt katlar, ecr-i mislinden (piyasa değerinden) kiraya verilirler.

Ecr-i mislinden noksan bir ücretle kiraya verilirse bakılır; şayet bu, bir noksan-ı yesir ise kiralama sahih olur. Fakat noksan-ı fahiş olursa sahih olmaz. 

Kira hususunda noksan-ı yesir 1/5 ten aşağı olan noksandır.

Noksan-ı fâhiş ise 1/5 ten ziyade olan miktardır.

Yani piyasa değeri 1000 lira olan yeri 800 liradan aşağı kiraya vermek sahih değildir.

Meselede daha çok tafsilat ve görüşler vardır ancak özet olarak Hanefi mezhebinin görüşü budur.
 
Her iki durumda da mescidin levâzımından olduğundan mescidin altında veya yanında tuvalet ve şadırvan yapmakta bir beis yoktur. Ve’s-Selam.
 
{Emin Ali YÜKSEL}

Birinde alacağım var. Alacagimi düşüp zekatima sayabilir miyim?

Zekat; “belli bir malın belli bir kısmını Allah Teala’nın belirlediği şahıslara temlik etmek” diye tanımlanan mâli bir ibadettir.

 Zekatın tanımından da anlaşılacağı üzere bu ibadette, temlik yani onu fakirin mülküne geçirmek şarttır. (El Muhîtu’l Burhânî)

 Alacağı düşürmek ise temlik değil ıskattır. Kişinin alacağını iskat etmesi (düşürmesi) zekat vermiş olmasını sağlamaz.

 Bu meselede çare şudur: Önce alacaklı oldugu kişiye zekatini verir. Sonra alacaklisi bu zekatla borçlarını öder.

 Sonuç aynı olsa da bu yolla, zekatın şartı olan temlik gerçekleştirilmiş olacağından zekat verilmiş sayılır .

Ben normalde bu insana zekatımı vermem sadece alacağımı kurtarmak için, zekatımdan düşsün şeklindeyse bu niyet güzel bir niyet olmaması hasebiyle müslümana yaraşır bi niyet olmaz.

Ben zekatımi vermiş olurum, hem de o borcundan kurtulmuş olsun şeklindeyse olur.

{Fatih Kalender Hoca}