*SORU :* Kuran’i Kerime abdestsiz dokunmak caiz midir?

*CEVAP:*

?Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz dokunmak caiz değildir.Çünkü kur’an’a abdestli olarak dokunmak farzdır.

?Ancak abdestsiz olan bir kişinin, Kur’an’a dokunmadan sayfalarını kalemle çevirmesi caizdir. (bahrur-raik c.1s.212)

?Zebur,Tevrat ve İncil’e de abdestsiz dokunmak caiz deyildir. Çünkü bunlarda, değiştirilmeyip, Allah Teala’nın kelamı olan kısımlar vardır.(Halebi Sağir)

?Ancak tamamının değiştirildiğinden emin olunursa dokunmak caiz olur, fakat bunu tesbit etmek mümkün değildir.

?Kur’an-ı Kerim tefsirine, hadisi şerif ve fıkıh kitaplarına, hayızlı, nifaslı, cünup ve abdestsiz kişilerin dokunması tahrimen -harama yakın- mekruhtur.
Zira bu kitaplarda az yada çok, ayet-i kerimeler bulunmaktadır.

?Ancak bu kitapları elbisenin yeniyle-kol ağzıyla-tutmak caizdir(bahrur-raik, Halebi sağir)

*Hulvani Hz*”İlimden neye ulaştıysam tâzim, hürmetle ulaştım” buyurmuştur.

İmamı Serahsi.Hz.nin karın ağrısına müptela olup dersini tekrarda bir gecede onyedi kere abdest aldığı bildirilmiştir.(Bahrur-Raik)

?İçinde fıkıh ilmi veya Allah Teala’nın isimlerinden biri veya hadisi şerif yazılı kağıtlara bir şey sarmak, paket yapmak caiz değildir.

?Kur’an-ı Kerim’e, hadis, tefsir ve fıkıh kitaplarına ayak uzatmamak tazimdir, saygıdır.

?Çocukların, Kur’an-ı Kerime abdestsiz dokunmalarında bir sakınca olmamakla birlikte, ahlaklanmaları için abdest almaları emrolunur.

Hanımlara Mahsus Fıkhi Hükümler, Asuman Hcmz

*SORU :* Hayiz, nifas ve cünüp kişiler Kuran-i Kerime veya ayeti kerimeye çıplak elle veya kılıfla dokunabilir mi?

*CEVAP:*

?Ayet-i kerime, Kur’anı Kerim’de, kağıtta, parada, duvarda, levhada hulasa nerede olursa olsun hayızlı, nifaslı ve cünüp olan kişilerin, onlara dokunması asla caiz değildir.(Şerhu Fethu-l Kadir c.1s.149.Halebi sağir s.39)

?Kur’an-ı Kerim ‘in tercümesi, yani meali de aslı hükmünde olup, onuda tutmak caiz değildir.

?Hayızlı, nifas ve cünüp olan kişilerin, Kur’ an-ı Kerim’i ayetlerden boş olan yerlerine dokunmaları da caiz değildir.

?Kur’an-ı Kerem dışındaki her hangi bir yerde yazılmış olan ayetlere dokunmak caiz olmamakla birlikte, boş olan yerlere dokunmak caizdir.

?Kur’an-ı Kerim ‘i ve kendisinde Ayet-i kerime bulunan levhayı, parayı ancak ayrı bir kılıfta tutmak caizdir.

?Çanta, bavul, sandık vs.içinde bulunduğunda da tutmaları caizdir(kudur.s.13)

?Elbisenin yeni-kol ağızı-ile Kur’ an-ı Kerim’e dokunmak tahrimen mekruhtur(Hidaye s.31)
Çünkü elbise sahibine tabidir.

?Ancak Kur’an-ı Kerim’i düşmandan, yangından, sudan kurtarmak için, başka kimse yoksa, hayızlı, nifaslı veya cünüp olanın dokunması caizdir. Çünkü zaruretler mahsurlu şeyleri mübah kılar.

????????

Hanımlara Mahsus Fıkhi Hükümler, Asuman Hcmz

*SORU :* Ramazanda imsak vaktinde hayızdan temizlenen bir hanım o gün oruç tutabilir mi? ? *SORU 53:* Bu örneklerin hepsinde gusül almadan oruca başlanmış oluyor. Bu durum oruca mani değil midir?

*CEVAP:*

Bu soruyu iki başlıkta inceleriz:
*1- 10 günü tamamlayarak temizlenen hanım.*
imsak saatine sadece iftitah tekbiri alacak vakit varken temizlenmiş olan hanıma o günün orucu farz olur. (Ayrıca gusül aldıktan sonra yatsı namazını da kaza etmesi gerekir)

Mesela imsak saatini 03.30 olarak düşünelim. Bir hanımın hayızının 10. günü saat olarak gece 03.29 da doluyor ve bu vakitten itibaren leke de görmüyorsa bu hanımın o günkü orucu tutması gerekir. Hemen oruca niyet edebilir.
İmsaktan sonra mazmaza ve istinşakta mübalağa etmeyerek (namaz abdestinde olduğu gibi) gusül alır. Yatsı namazını kaza eder, sabah namazını vaktinde eda eder. O günkü orucu da sahihtir.

*2- 10 gün tamamlanmadan hayız renklerinin sona ermesiyle temizlenen hanım.*
Böyle bir hanımın orucunun sahih olması için imsak vaktinden en az bir gusül alıp iftitah tekbiri alacak miktar vakit varken temizlenmiş olması gerekir. Çünkü bu durumda gusül vakti, hayizdan sayilir.

?Bu vakit kişiden kişiye değişebilir. Ama günümüzdeki kolaylıklar göz önünde bulundurulduğunda bunu 5 dakika ile ölçülendirmek en ihtiyatlı olandır.

?Buna göre 10 günü dolmamış bir hanım imsak vaktine 5 dakika veya daha fazla bir vakit varken hayızdan temizlenmiş olduğunu görse, hemen oruca niyet edebilir. Acele olarak guslünü alır. Yatsı namazına başlar. Namazı kılarken imsak atsa da yatsiyi tamamlar. (Farzı ve vitir namazı)

❗Ancak;
Bilindiği üzere hayızdan temizlenmek temiz rengin görüldüğü vakitte değil, en son koyu rengin görüldüğü andan itibarendir. Buna göre bir hanım imsak vaktine 5 dakika kala pamugunu kontrol ettiğinde hâlâ temizlenmemiş olduğunu görse fakat İmsaktan sonraki ilk baktığında temizlenmiş olsa bu hanım en son koyu rengin görüldüğü an olan imsak vaktinden 5 dakka öncesinden beri temiz olduğuna hükmedilir.
Bu durumda *niyet vakti geçmemişse ve imsak vaktinden beri hiç bir şey de yememişse* hemen oruca niyet eder. Yukarıda olduğu gibi mazmaza ve istinşakta mübalağa etmeyerek gusül abdestini alır. Yatsı namazını kaza eder. Sabah namazı vaktindeyse eda eder. Geçtikten sonra ise kaza eder. (Zaten en doğrusu sabah namazı vaktinde bir daha kontrol etmesiydi.)

???*CEVAP:* Soru 53’ün cevabı >>>>

Oruca mani olan, hayız halidir. Örneklerin hepsinde hayız hali imsak vaktinden önce sona ermiştir. Bu yüzden oruca mani bir durum yoktur. Cünüplük hali ise namaza mani olsa da oruca mani degildir.
Buna örnek olarak şunları da ekleyebiliriz.

1- Oruçlu iken ihtilam olmak gusül gerektirir. Kisi cünüp olur. Ama oruç bozulmaz. Gusül alıp oruca devam eder.

2- Gece cinsel ilişkide bulunulup sonra uyunmuş ve imsaktan sonra uyanılmış olsa bu durumda da oruca cünüp olarak başlanmış olur. Ama oruç sahihtir. Sadece dikkatli bir şekilde gusül alınır.

*Not*: Tüm bu örneklerde konunun anlaşılması için şunu ekleyelim. Bu kişiler gün boyu hiç gusül almasalar yine de oruçları sahih olur. Ancak cünüplük halini namaz kaçıracak şekilde uzattiklari için günahkâr olurlar.

Anne baba çoçuğunun malını hediye edebilir mi?

? Çocuğun velisi, çocuğun malını kimseye hediye edemez.

?Ancak, parası çocuğun olmak üzere satabilir.
❗Veli, kendi parası ile, çocuğun kullanması için aldığı şeyleri dilediğine hediye edebilir.
?Çocuk, malını ana-babasına hediye edemez.
?Hediye ederse, bu mal, ana-babanın mülkü olmaz.
❗Çocuktan satın alırlarsa mülkleri olur.

Soru
Küçük Çocuğun verdiği hediyeyi kabul edilebilir mi?

Cevap
?Ana babasından veya velisinden izinsiz, akıl baliğ olmayan bir çocuğun ❗verdiği hediyeyi almak, kullanmak ❗caiz olmaz.
Çünkü akıl baliğ olmayan çocuğun, ana-babası dahil, hiç kimseye hediye vermeye yetkisi yoktur.

Redd-ül Muhtar

çoçuğa doğduğunda gelen altınlar ve sünnet olduğunda gelen altınlar babanın tasarrufunamı ait yoksabebek yada çoçuk büyüdüğünde vermek gerekirmi?

? Yeni doğan çocuk ile sünnet merasimlerinde erkek çocuklara takılan ❗hediye veya oyuncak, top vb. gibi çocuğun oynayabileceği
❗ya da elbise gibi giyebileceği cinsten ise,
❗bunun çocuğa ait olduğunda şüphe yoktur.

?Ancak yeni doğan çocuk ile sünnet merasimlerinde erkek çocuklara takılan ❗hediyeler ile altın ve nakit paralar, ❗bizzat çocuğun kendisine verilmiş ise, ❗bunlar tamamen çocuğun olur;
❗❗baba ve annenin bu hediye, para ve altınlarda bir hakkı olmaz.

?Bunu da getirenin akraba ve dost olup olmaması belirler.
?Örneğin akraba ve dostluk ilişkisi olmayan beldenin belediye başkanı veya ülkenin başbakanı gibi yabancı kişilerin getirdiği bu hediyeler, tamamen çocuğa getirilmiş hediye kabul edilir,
❗baba ve annenin bu hediye de hiç bir hakkı olmaz.
❗?❗Ancak bu tür hediyeler anne, babaya hediye etmek niyetiyle getirilmesine rağmen
❗örfen çocuğa hediye diyerek takılırsa, ❗bunlar aslında anne babaya getirilmiş hediyeler kabul edilir.
❗Bunları anne baba istediği gibi kullanılır.
❗Bu durumu da örf belirler.
?Örneğin doğum, sünnet merasimlerinde getirilen hediye karşılığında getiren kişinin de çocuğu olduğunda
?veya çocuğunu sünnet ettirdiğinde aynı miktarda bir hediyeyi ona geri götürmek adet aline gelmiş bir belde de bu tür hediyeler anne babaya getirilmiş kabul edilir.
?Dolayısıylada anne baba bunları istediği gibi kullanılır.
?Yine bu tür münasebetlerde akraba ve dostlar tarafından getirilen
❗altın vb hediyelerde
❗örfen anne babanın olur.
❗❗Ancak getirenin bu hediyeyi çocuğa getirdiğini bizzat söylemesi halinde bu hediye çocuğun olur.

Ali Haydar Efendi, Şerhu’l-Mecelle, 2/429)

???Kısacası bu durumu
❗”amelî örf” belirler.

?Malumunuz, insanların çoğunun benimseyip alışkanlık haline getirdiği işlere ya da duyulduğunda insanın hatırına başka anlam gelmeyecek derecede özel manada kullanmayı âdet edindikleri lafızlara kavlî örf denir.

?Amelî örf ise, bir topluluğun bir işi bir hareketi belli bir şekilde devamlı olarak yapmasıdır.

?Usûl-i fıkıhta, kıyasla belirlenen bir hükme ya da fukaha tarafından benimsenmiş ve yerleşmiş bir umumi kaideye aykırı olan bir uygulamayı insanlar örf haline getirmişlerse, kıyastan veya genel kuraldan vazgeçip bu örfe dayanarak hüküm vermeye istihsânü’l-örf (örf sebebiyle istihsan) adı verilir.

?Örf, âdet ve temaül de, ihtiyaç halinde kendilerine müracat edilen şer’î bir delildir

Çocuklar için oyuncak yapmanın hükmü nedir

?Çocuklar için yapılan oyuncaklar genellikle câiz görülmüştür.
. Ibn Âbidin,V/226 (Terc. XI /285
?Çünkü bunların gayesi çocuğun egitimi ve yetiştirilmesidir.
el-Cezîri, N/40)
?Yani kötü maksatlarla kullanılma özellikleri yoktur.
?Âişe validemizden gelen bir rivâyete göre o (ilk zamanlarda) Rasûlüllah`ın (s.a.s.) yanında kızlarla oynarmış. Âişe şöyle demiş: Arkadaşlarım bana gelir; fakat Rasûlüllah`tan (s.a.s.) utanarak saklanırlardı. Rasulüllah`da (s.a.s.) onları bana gönderirdi.”
?Aynı hadîsin başka bir rivâyetinde: “Ben onun evinde kızlarla oynardım, bunlar oyuncaklardı.” demiştir. ( Müslim, fedâiüls-sahâbe 81; Ayrıca bk. Buhâri, edep 81)

SORU : ŞEVVAL AYI ORUCUNUN fazileti ve nasil tutulmasi gerektigi hakkında bilgi verir misiniz?

CEVAP

?Ramazan’ı oruçlarla, teravihlerle, Kur’an’la, Kadir gecesiyle, sahur ve seherlerle dolu dolu geçirdik elhamdulillah. Ramazan bayramı biter bitmez hemen altı günlük Şevvâl oruçlarının müstehab kılınması, bir taraftan vücudu kademe kademe normal düzenine alıştırmaya vesîle olurken, asıl olarak Ramazan’daki oruç rûhâniyetini nâfilelerle devam ettirmenin bir telkinidir.

?Ayrıca altı günlük Şevval orucunun faydalarından birisi de;
Ramazan ayında tutulan farz oruçta meydana gelen kusur ve noksanlıkları telâfi etmesidir.

Öyle ki; hiç bir oruçlu orucuna aksi yönde tesir eden kusur ve günah işlemiş olmaktan uzak değildir.

(Bilindiği üzere) kıyâmet günü farz ibâdetlerde meydana gelmiş kusur ve noksanlıklar, nâfile ibâdetlerle telâfi edilecektir..

ŞEVVAL ORUCU’NUN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSİ ŞERİF 

?Muhammed (aleyhisselam) buyurdular;

مَنْ صَامَ سِتَّةَ أَيَّامٍ بَعْدَ الْفِطْرِ كَانَ تَمَامَ السَّنَةِ: { مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا } )) ]رواه ابن ماجه ]

Kim Ramazan (orucunu tutar ve) bayramdan sonra altı gün oruç tutarsa, onun tutmuş olduğu oruç, yılın tamamının orucu olmuş olur. Kim iyilik işlerse, ona o iyiliğin on misli verilir.” (İbn Mace, Sıyâm, 33)

?Şevvâl ayında tutulacak altı günlük oruçla, bir yıl oruç sevabının nasıl elde edileceği Alimlerce şöyle ifade edilir: Dinimizde, bir iyilik yapana on sevap verileceği yolundaki hadis esas alındığında, bir Müslüman otuz günlük ramazan orucuna ilâveten şevvâl ayındaki altı günlük oruçla otuz altı gün tutmuş olmaktadır. Bu 36 rakamı, hadiste ifade edilen on sevap ile çarpıldığı zaman 360 gün elde edilir. Böylece kamer ay hesabıyla bütün bir yıl oruçla geçirilmiş gibi olur.

ŞEVVAL ORUCU NASIL TUTULUR?

? *Hanefî mezhebine* göre; Bayramın birinci gününden sonra şevval ayında ayrı ayrı günlerde, haftada iki gün olmak üzere altı gün oruç tutmak müstehaptır.

?Bununla beraber arka arkaya altı gün oruç tutulmasında da, tercih edilen görüşe göre bir sakınca yoktur.

?Müteahhirîn ulemanın ekserisi de bunda bir beis görmemiş; yalnız şevval orucunu aralıklı mı, yoksa aralıksız mı tutulmasının efdal olduğu hususunda ihtilâf etmişlerdir.

{İbn-i Abidin – Reddü’l Muhtâr, Kitâbü’n Nevâzil, Zahîre, Hakâyık, Vâfî, Kâfî, Musaffâ, Tahrîru’l akvâl fî savmi’s-sitti min şevvâl, Ömer Nasûhi Bilmen}

?Bir ibadette tek bir niyet esastır.
Mesela hem kaza hem nafileye niyet edilse, sadece kaza niyeti geçerli olur. (Meraki’l Felah)

❗Kaza borcu olan kimse, altı günleri tutmak için kaza niyeti yapmış olsa; altı günleri de tutmuş olmaz.

❗Bu yüzden bir yıllık oruç sevabına nail olmak için nafileye niyet edilmelidir.

?Şevval ayında nafile olarak tutulan oruç, Ramazan’da tutulmayan oruçların yerine de geçmez; yani Ramazan’da tutulmayan oruçların ayrıca kaza edilmesi farzdır.

❗Asuman hocamiz, Efendi hz. ‘nin: “Kazalarınızdan 1 yada 2 gün tutun sonra altı günü tutun” dediğini nakleder.

ŞAFİ MEZHEBINDE ŞEVVAL ORUCU

? *Şafî mezhebine göre* bayramın birinci gününden sonra şevval ayında altı gün oruç tutmak sünnettir. Bunların peşpeşe tutulması daha faziletlidir.

?Çünkü ibadet konusunda acele etmenin iyi olduğunu ve böylelikle geciktirme durumunda kaçırma ihtimalinin bulunmasından dolayı daha faziletli görülmüştür.

?Bununla beraber şevvaldeki altı günü ayrı ayrı tutmakla da bu sünnet yerine gelmiş olur.

❗Hatta kazası olan kişi hem kaza hem de şevval’e niyet ederse her ikisi de hasıl olur.

{Muğni’l Muhtâc – Hatib Eş-Şirbîni, İânetu’t Tâlibin}

❗Aksi halde neye niyet etmişse o hasıl olur, diğerinin sevabı hasıl olmaz.

?Her ne kadar Şafî mezhebinde İmam-ı Nevevi buna karşı çıksa da, İbn-i Hacer El-Heytemi ve Şeyhi bunu böyle söylemiştir. Fetva da buna göre verilir.

?Şafi mezhebindeki bu mesele; farz namaz kılan kişinin tahiyyatül mescid ile birlikte sevabının hasıl olmasına veya akrabaya sadaka veripte iki sevap hasıl edene benzer.

*SORU :* Fakir birine nisap miktarı zekât vermek caiz midir ?

*CEVAP:*

Bir fakire, bir veya daha fazla nisap miktarı zekat vermek mekruhtur. Ancak zekât verilen kimse, borçlu veya çoluk-çocuk sahibi olup çocuklarına dağıtıldığında, her birine ayrı nisap düşmez ise ya da borcunu ödedikten sonra nisap miktarı artmaz ise, o zaman nisap miktarı zekât vermek mekruh olmaz.

{İbn-i Abidin, Fetih, Mirâc}

TAVSİYE; Fakirlere zekât veya fître verdiğinizde onları utandırmayın. Gerekirse aracı koyarak verin veya onlara zekât veya fître olduğunu söylemeden ulaştırın.

Günümüz Şartlarına Fetvalar & Mesut Papatya